Üretici Şirketlerde Kurumlar Vergisi %12,5’e Düşüyor: Yeni Oran 2027 Kazançlarından İtibaren Uygulanacak
Üretim faaliyetinde bulunan şirketler açısından kurumlar vergisi yükünü önemli ölçüde azaltabilecek yeni dönem 2027 yılında başlayacak. 7582 sayılı Kanun ile yapılan düzenleme kapsamında gerekli şartları sağlayan kurumlar vergisi mükelleflerinin kendi üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlara kurumlar vergisi %12,5 oranında uygulanacak.
Düzenlemenin en önemli noktalarından biri, avantajın yalnızca ihracat yapan üreticilerle sınırlı olmaması. Şirketin kendi ürettiği malları Türkiye’de iç piyasaya satmasından elde ettiği kazançlar da şartların sağlanması halinde yeni orandan yararlanabilecek.
Ancak %12,5 oranı şirketin bütün kazancına otomatik olarak uygulanmayacak. Üretim faaliyetinden kaynaklanan kazancın diğer gelirlerden ayrıştırılması, uygulamanın en kritik noktalarından biri olacak.
İhracat Yapmak Zorunlu Değil
Düzenleme açısından en fazla merak edilen konulardan biri, üretici şirketin düşük kurumlar vergisi oranından yararlanabilmesi için ihracat yapmak zorunda olup olmadığı.
Cevap: Hayır.
Şirket kendi ürettiği ürünleri Türkiye’de satıyorsa ve diğer şartları taşıyorsa, bu satışlardan elde edilen üretim kazancı da %12,5 oranındaki kurumlar vergisinden yararlanabilecek.
Dolayısıyla düzenleme yalnızca ihracatçı üreticileri değil, üretiminin tamamını veya önemli bölümünü iç piyasaya satan sanayi işletmelerini de ilgilendiriyor.
Yeni Orandan Yararlanmanın Temel Şartları Neler?
%12,5 kurumlar vergisi oranının uygulanabilmesi için üretici şirketin belirli şartları birlikte sağlaması gerekiyor.
Temel koşullar şöyle sıralanıyor:
- Kurumlar vergisi mükellefi olmak,
- geçerli sanayi sicil belgesine sahip olmak,
- fiilen üretim faaliyetinde bulunmak,
- kazancın şirketin kendi ürettiği ürünlerin satışından doğması,
- üretime ilişkin gelir ve giderleri diğer faaliyetlerden ayrı izleyebilmek.
Bu şartlardan özellikle sanayi sicil belgesi ile üretim kazancının doğru şekilde ayrıştırılması, şirketlerin 2027 öncesinde hazırlık yapmasını gerektirecek.
Kapasite Raporu Tek Başına Yeterli Değil
Üretici işletmeler açısından dikkat edilmesi gereken önemli ayrımlardan biri kapasite raporu ile sanayi sicil belgesinin aynı şey olmaması.
Şirketin kapasite raporunun bulunması tek başına yeni kurumlar vergisi avantajından yararlanması için yeterli kabul edilmiyor.
Düzenlemeden yararlanılabilmesi açısından şirketin geçerli bir sanayi sicil belgesine sahip olması gerekiyor.
Bu nedenle üretim yapan ancak sanayi sicil belgesi bulunmayan veya belgesinin geçerlilik durumunda sorun bulunan işletmelerin 2027 öncesinde kayıtlarını kontrol etmesi önem taşıyor.
Dışarıdan Alınıp Aynen Satılan Mallar %12,5 Kapsamında Değil
Bir şirket hem üretim hem de ticaret yapabilir.
Örneğin işletme kendi fabrikasında bir grup ürün üretirken başka ürünleri tedarikçilerden hazır şekilde satın alıp müşterilerine satabilir.
Yeni uygulamada bu iki faaliyet aynı şekilde değerlendirilmeyecek.
Şirketin kendi üretiminden kaynaklanan satış kazancı %12,5 oranından yararlanabilirken, dışarıdan hazır olarak satın alınarak herhangi bir üretim işlemine tabi tutulmadan aynen satılan mallardan elde edilen kazanç bu kapsama girmeyecek.
Bu durum özellikle üretim ve ticaret faaliyetini aynı tüzel kişilik altında gerçekleştiren şirketlerde gelir ve maliyet ayrıştırmasını önemli hale getiriyor.
Şirketin Bütün Kazancı %12,5 Vergilenmeyecek
Düşük vergi oranının yalnızca üretim faaliyetinden elde edilen kazanç için uygulanması planlandığından, şirketin diğer gelirleri ayrıca değerlendirilmek zorunda.
Örneğin üretici şirket aynı yıl içerisinde;
faiz geliri,
kira geliri,
menkul kıymet geliri
veya üretim dışında başka faaliyetlerden gelir
elde edebilir.
Bu kazançların tamamına sırf şirket üretici olduğu için %12,5 kurumlar vergisi uygulanması söz konusu değil.
Üretim dışındaki kazançlar genel kurumlar vergisi rejimine tabi olmaya devam edecek.
Bu nedenle 2027’den itibaren gelirlerin faaliyet türüne göre daha ayrıntılı takip edilmesi gerekecek.
Fason Üretim Tamamen Yasak Değil
Üretici şirketlerin önemli bir bölümünde üretimin bazı aşamalarının başka işletmelere yaptırılması olağan bir uygulama.
Yeni düzenleme açısından fason üretimin bulunması şirketi otomatik olarak kapsam dışına çıkarmıyor.
Üretimin belirli aşamalarının dışarıdaki başka işletmelere yaptırılması mümkün olabilecek.
Ancak burada şirketin üretim faaliyetindeki gerçek rolü önem taşıyor.
Üretimin esas organizasyonu, ticari risk ve faaliyet üzerindeki temel kontrolün şirkette olması gerekiyor.
Dolayısıyla üretimin küçük veya belirli teknik aşamalarının fason yaptırılmasıyla, üretimin neredeyse tamamının başka bir işletmeye bırakılması aynı şekilde değerlendirilmeyecek.
Üretimin Tamamını Başkasına Yaptıran Şirketlere Dikkat
Düzenlemede en kritik alanlardan biri üretimin ne ölçüde şirket tarafından gerçekleştirildiğinin belirlenmesi olacak.
Bir şirket bütün üretim organizasyonunu başka firmalara bırakıyor ve kendisi yalnızca marka yönetimi, satış veya pazarlama faaliyetini yürütüyorsa, bu modelin üretim kazancı kapsamında değerlendirilmesi beklenmiyor.
Başka bir ifadeyle şirketin yalnızca ürünü sipariş eden ve daha sonra satışını gerçekleştiren taraf olması yeterli olmayacak.
Fiili üretim faaliyeti ve üretim organizasyonundaki gerçek ekonomik rol önem taşıyacak.
Bu nedenle fason üretim ağırlıklı şirketlerin mevcut iş modellerini ve sözleşmelerini ayrıca değerlendirmesi gerekebilir.
Şahıs İşletmeleri Bu Avantajdan Yararlanamayacak
Yeni düzenleme kurumlar vergisine ilişkin olduğu için kapsam açısından şirket türü de önemli.
Şahıs işletmeleri kurumlar vergisi mükellefi olmadığından %12,5 kurumlar vergisi uygulamasından yararlanamayacak.
Dolayısıyla üretim yapan her işletme bu avantajın kapsamına otomatik olarak girmiyor.
Düzenlemenin muhatabı, şartları sağlayan kurumlar vergisi mükellefi şirketler.
2026’da Oran Henüz %12,5 Olmayacak
Uygulama tarihi konusunda da dikkat edilmesi gereken önemli bir ayrım bulunuyor.
Yeni %12,5 kurumlar vergisi oranı 2027 yılı ve sonrasında elde edilen üretim kazançları için uygulanacak.
2026 yılında ise üretim kazançları bakımından mevcut sistem devam edecek.
Buna göre 2026 yılında üretim faaliyetinden elde edilen kazançlarda mevcut 1 puanlık indirim uygulanacak ve kurumlar vergisi oranı %24 olacak.
Dolayısıyla şirketlerin 2026 beyannamelerinde doğrudan %12,5 oranını kullanması söz konusu değil.
2026 ile 2027 Arasında Vergi Yükü Ciddi Şekilde Değişebilir
Düzenlemenin mali etkisini basit bir örnekle görmek mümkün.
Bir üretici şirketin tamamı şartları sağlayan üretim faaliyetinden olmak üzere 10 milyon TL kurumlar vergisi matrahı bulunduğunu varsayalım.
2026 yılında %24 oran üzerinden:
10.000.000 TL × %24 = 2.400.000 TL
kurumlar vergisi hesaplanır.
Aynı şartlarda 2027 yılında %12,5 oran uygulanması halinde:
10.000.000 TL × %12,5 = 1.250.000 TL
vergi hesaplanır.
Basitleştirilmiş örnekte iki dönem arasındaki fark:
1.150.000 TL
seviyesine ulaşır.
Gerçek hesaplama elbette şirketin diğer faaliyetleri, matrahı, indirimleri ve kazanç yapısına göre değişecektir. Ancak oran farkı düzenlemenin üretici şirketler açısından neden önemli olduğunu açık şekilde gösteriyor.
Üretim ve Ticaret Bir Aradaysa Kazanç Nasıl Ayrılacak?
Yeni sistemin uygulamada en fazla çalışma gerektiren alanlarından biri, aynı şirket içerisinde hem üretim hem de ticaret faaliyetinin bulunması.
Örneğin şirket:
kendi ürettiği üründen 60 milyon TL,
dışarıdan alıp sattığı ürünlerden 30 milyon TL,
faiz ve diğer faaliyetlerden 10 milyon TL
gelir elde ediyor olabilir.
Böyle bir yapıda toplam şirket kârının tamamına %12,5 uygulanması mümkün olmayacak.
Üretim faaliyetinin kazancı ayrıca hesaplanmak zorunda.
Bu nedenle sadece satış gelirlerinin değil, maliyetlerin ve ortak giderlerin de doğru şekilde faaliyetlere dağıtılması önem kazanacak.
Maliyet Muhasebesi 2027’de Daha Kritik Hale Gelecek
Yeni düzenleme şirketlerin maliyet muhasebesi altyapısını doğrudan önemli hale getiriyor.
Üretim kazancının doğru hesaplanabilmesi için;
hammadde,
direkt işçilik,
genel üretim giderleri,
enerji,
amortisman,
fason üretim maliyetleri,
lojistik ve diğer ilgili giderlerin
doğru şekilde üretim faaliyetleriyle ilişkilendirilmesi gerekiyor.
Aynı zamanda üretim dışı ticari faaliyetlere ait maliyetlerin de üretim kazancının içerisine yanlışlıkla dahil edilmemesi gerekiyor.
Özellikle aynı personelin, tesisin veya genel yönetim giderlerinin birden fazla faaliyete hizmet ettiği şirketlerde dağıtım anahtarlarının tutarlı ve açıklanabilir şekilde belirlenmesi önemli olacak.
Yanlış Ayrıştırma Vergi Riski Doğurabilir
%12,5 gibi genel kurumlar vergisi oranına kıyasla oldukça düşük bir oranın uygulanacak olması, faaliyet ayrıştırmasının vergi incelemeleri açısından da önemli bir konu haline gelmesine yol açabilir.
Örneğin üretimle ilgisi olmayan bir kazancın yanlışlıkla üretim kazancına dahil edilmesi, şirketin olması gerekenden düşük kurumlar vergisi hesaplamasına neden olabilir.
Benzer şekilde ortak giderlerin üretim faaliyetlerine gereğinden fazla dağıtılması da üretim kazancını ve diğer faaliyet kazançlarını değiştirebilir.
Bu nedenle 2027’den itibaren yalnızca muhasebe kaydının bulunması değil, kullanılan dağıtım yönteminin ve hesaplamanın izah edilebilir ve belgelendirilebilir olması önem kazanacak.
Sanayi Sicil Belgesi Olan Her Şirket Otomatik Yararlanamayacak
Sanayi sicil belgesi uygulamanın temel şartlarından biri olmakla birlikte tek başına yeterli değil.
Şirketin fiilen üretim yapması ve düşük oranın uygulanacağı kazancın doğrudan kendi üretim faaliyetinden kaynaklanması gerekiyor.
Bu nedenle sanayi sicil belgesi bulunan ancak ağırlıklı olarak ticaret yapan veya üretim faaliyetini fiilen sonlandırmış işletmeler açısından yalnızca belgenin varlığı üzerinden %12,5 oran uygulanması doğru olmayacak.
Belge + fiili üretim + üretim kazancı birlikte değerlendirilmek zorunda.
2027 Bütçeleri Hazırlanırken Vergi Etkisi Hesaba Katılmalı
Şirketlerin 2027 bütçe çalışmalarına başlamasıyla birlikte yeni kurumlar vergisi oranının etkisi de finansal planlamaya dahil edilebilir.
Özellikle yüksek kârlılığa sahip üretim şirketlerinde kurumlar vergisinin %24 seviyesinden üretim kazançları için %12,5’e düşmesi;
net dönem kârını,
nakit akışını,
temettü kapasitesini,
yatırım bütçesini
ve şirket değerlemesini
etkileyebilir.
Ancak bütçe hazırlanırken şirketin bütün kazancının %12,5’e tabi olacağı varsayılmamalı. Üretim dışı faaliyetlerin ayrıca hesaplanması gerekiyor.
Şirketler 2027’yi Beklemeden Hazırlığa Başlamalı
Yeni oran 2027 kazançlarından itibaren uygulanacak olsa da sağlıklı bir muhasebe altyapısının yıl başladıktan sonra kurulması zor olabilir.
Üretim ve ticaret faaliyetlerini aynı anda yürüten şirketlerin 2026 içerisinde;
sanayi sicil belgelerini,
üretim süreçlerini,
maliyet merkezlerini,
ürün bazlı kârlılık sistemlerini,
ortak gider dağıtım yöntemlerini,
fason üretim sözleşmelerini
ve muhasebe hesap planlarını
gözden geçirmesi faydalı olacaktır.
Böylece 2027 başladığında hangi kazancın düşük kurumlar vergisi oranına tabi olduğunun dönem sonunda geriye dönük olarak hesaplanmaya çalışılması yerine, yıl boyunca doğru veri üretilebilir.
Yeni Düzenlemenin Ana Mesajı: Üretim Kazancı Ayrı İzlenecek
7582 sayılı Kanun ile getirilen düzenleme, üretici şirketlere önemli bir vergi avantajı sağlıyor.
Ancak avantajın temelinde yalnızca üretici sıfatına sahip olmak değil, kendi üretim faaliyetinden gerçekten kazanç elde etmek ve bu kazancı diğer faaliyetlerden doğru şekilde ayırabilmek bulunuyor.
2026 yılında mevcut %24'lük üretim kazancı oranı uygulanmaya devam ederken yeni sistem 2027 yılı kazançlarından itibaren %12,5 kurumlar vergisi oranını gündeme getirecek.
Bu nedenle üretim ve ticaret faaliyetini birlikte yürüten şirketlerde 2027 öncesindeki en kritik çalışma alanı, güçlü bir maliyet muhasebesi ve faaliyet bazlı kazanç ayrıştırma sistemi oluşturmak olacak.




