Kredi bakiyesi şirket dışından doğrulanabiliyor
KGK'nın 2026 Türkiye Denetim Standartları setinde BDS 500 Bağımsız Denetim Kanıtları ve BDS 505 Dış Teyitler, finansal tablolardaki bilgilerin doğrulanmasında kullanılabilecek denetim kanıtlarına ilişkin hükümleri düzenliyor.
Banka kredileri açısından denetçi şirketin muhasebe kayıtlarını, banka ekstrelerini ve kredi sözleşmelerini inceleyebildiği gibi bankadan doğrudan teyit de isteyebiliyor.
Dış teyitlerin önemli özelliği, cevabın üçüncü taraf tarafından doğrudan denetçiye verilmesi. BDS 500'e göre işletme dışındaki bağımsız kaynaklardan elde edilen kanıtlar genel olarak daha güvenilir kabul ediliyor.
Sadece anapara bakiyesine bakılmıyor
Bir kredinin 31 Aralık itibarıyla kalan anaparasının muhasebe kayıtlarıyla uyuşması önemli ancak denetim bununla sınırlı değil.
Denetçi kredinin vadesini, faiz koşullarını, dönem içinde yapılan ödemeleri ve finansal tablolarda kısa veya uzun vadeli olarak doğru sınıflandırılıp sınıflandırılmadığını değerlendirebilir.
Özellikle yıl sonuna yakın kullanılan veya kapatılan kredilerde işlemlerin doğru döneme kaydedilmesi önem taşıyor.
Tahakkuk etmiş ancak henüz ödenmemiş faizlerin finansal tablolara eksik yansıtılması da şirketin finansman giderleri ve borçlarının olduğundan farklı görünmesine neden olabilir.
Teminat ve garantiler de denetimin konusu
Bankayla ilişkinin finansal tablolardaki etkisi yalnızca kullanılan kredi tutarından oluşmayabilir.
Şirketin kredi karşılığında verdiği ipotek, rehin, teminat, garanti veya benzeri yükümlülükler de finansal raporlama açısından önem taşıyabilir.
BDS 500, dış teyit prosedürlerinin yalnızca hesap bakiyeleriyle sınırlandırılmadığını; üçüncü taraflarla yapılan anlaşmaların şartlarının doğrulanması amacıyla da kullanılabileceğini belirtiyor.
Bu nedenle banka teyitleri ve kredi sözleşmeleri, muhasebe kayıtlarında doğrudan bir bakiye olarak görünmeyen önemli yükümlülüklerin belirlenmesine de yardımcı olabiliyor.
Kredi sözleşmesindeki şartlar ayrıca incelenebilir
Bazı kredi sözleşmelerinde şirketin belirli finansal oranları koruması, ek borçlanmaya gitmemesi veya belirli teminatları sürdürmesi gibi koşullar bulunabiliyor.
Bu şartların ihlal edilmesi, kredinin finansal tablolarda nasıl sınıflandırılacağı veya hangi açıklamaların yapılması gerektiği açısından önem taşıyabilir.
Bu nedenle şirketlerin yalnızca ödeme planlarını değil, kredi sözleşmelerindeki özel şartları ve yıl sonunda bu şartlara uyulup uyulmadığını da takip etmesi gerekiyor.
Denetçi açısından kredi sözleşmesi, bankadan alınan teyit ve şirketin muhasebe kayıtlarının birlikte değerlendirilmesi daha güçlü denetim kanıtı sağlayabiliyor. BDS 505 de dış teyit prosedürlerinin BDS 330 ve BDS 500 kapsamında denetim kanıtı elde etmek amacıyla kullanılmasını düzenliyor.
Banka kayıtlarıyla muhasebe arasında fark çıkarsa araştırılıyor
Şirket kayıtlarında görünen kredi tutarı ile bankadan gelen bilgi arasında fark bulunması otomatik olarak muhasebe hatası olduğu anlamına gelmiyor.
Fark; tahakkuk eden faiz, komisyon, yıl sonunda yapılan ödeme veya bankanın kayıt tarihi gibi nedenlerden kaynaklanabilir.
Ancak farkın açıklanması ve gerektiğinde muhasebe kayıtlarının düzeltilmesi gerekiyor. Bankadan gelen teyit ile şirket kayıtlarının uyuşmaması halinde denetçi farkı destekleyen ilave kanıtları inceleyebilir.
Şirketler kredi dosyalarını yıl sonundan önce hazırlamalı
Bağımsız denetim öncesinde şirketlerin banka bazında güncel bir kredi listesi hazırlaması önemli kolaylık sağlıyor.
Bu listede kredi türü, anapara bakiyesi, faiz oranı, vade, ödeme planı, verilen teminatlar ve garantiler gibi bilgilerin bulunması yararlı olabilir. Kredi sözleşmeleri, banka ekstreleri ve yıl sonu mutabakatlarının da bu bilgilerle eşleştirilebilir durumda olması gerekiyor.
Amaç yalnızca bankaya ne kadar borç bulunduğunu doğrulamak değil; borcun finansal tablolarda doğru tutarda, doğru vadede ve ilgili faiz, teminat ve sözleşme şartlarıyla birlikte eksiksiz şekilde raporlanıp raporlanmadığını değerlendirmek.
Düzenli tutulan kredi dosyaları bu nedenle hem şirketin finansman yükümlülüklerini daha sağlıklı takip etmesini hem de bağımsız denetimde banka borçlarının daha hızlı doğrulanmasını sağlayabiliyor.





