Şirketlerin Yüzde 9,4'ü Siber Güvenlik İhlali Yaşadı: Veri Kaybı ve Dijital Dolandırıcılık Riski Büyüyor

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), işletmelerin dijital teknolojileri kullanımına ilişkin 2026 yılı araştırmasının sonuçlarını açıkladı. Araştırmaya göre en az 10 çalışanı bulunan girişimlerin yüzde 83'ü bilgi ve iletişim teknolojilerine yönelik güvenlik önlemi alırken yüzde 9,4'ü 2025 yılında en az bir bilgi güvenliği ihlali yaşadı. İşletmelerin yüzde 6,4'ü dışarıdan gerçekleştirilen saldırılar nedeniyle bilişim hizmetlerine erişim sorunu yaşadığını bildirirken yüzde 5,6'sı veri kaybı veya bozulmasıyla karşılaştı. Açıklanan sonuçlar, şirketlerin dijital güvenlik, veri yedekleme ve iç kontrol süreçlerinin önemini ortaya koydu.

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından 10 Eylül 2026 tarihinde yayımlanan Girişimlerde Bilişim Teknolojileri Kullanım Araştırması, işletmelerin siber güvenlik uygulamalarına ilişkin dikkat çekici sonuçlar ortaya koydu.

Araştırmada dijital teknolojilerin kullanımı, veri güvenliği, bilişim altyapısı ve işletmelerin karşılaştıkları güvenlik sorunları değerlendirildi.

Özellikle son yıllarda muhasebe, finans, insan kaynakları ve ticari işlemlerin elektronik ortama taşınması, işletmelerin bilgi güvenliği ihtiyacını artırıyor.

TÜİK'in sonuçları, güvenlik önlemlerinin yaygınlaşmasına rağmen işletmelerin bir bölümünün siber güvenlik olaylarıyla karşılaştığını gösteriyor.

İşletmelerin Yüzde 83'ü Bilgi Güvenliği Önlemi Alıyor

TÜİK verilerine göre 2026 yılında en az 10 çalışanı bulunan girişimlerin yüzde 83'ü bilgi ve iletişim teknolojileri sistemlerinde en az bir güvenlik önlemi uyguladığını bildirdi.

Bu oran 2024 yılında yüzde 76 seviyesindeydi.

Böylece iki yıllık karşılaştırmada güvenlik önlemi uygulayan girişimlerin oranı 7 yüzde puan yükseldi.

Bu artış, işletmelerin bilgi sistemlerinin korunmasına yönelik uygulamalarının yaygınlaştığını gösteriyor.

Ancak herhangi bir güvenlik önlemi alınmış olması, işletmenin bütün siber risklere karşı korunduğu anlamına gelmiyor.

Sistemlerin güvenliği, kullanılan önlemlerin niteliğine ve uygulanma biçimine de bağlı.

Şirket Büyüklüğüne Göre Güvenlik Önlemleri

Araştırma, bilgi güvenliği önlemlerinin işletme büyüklüğüne göre farklılaştığını ortaya koydu.

Çalışan sayısı Güvenlik önlemi alan girişim oranı
10–49 çalışan %81,2
50–249 çalışan %90,5
250 ve üzeri çalışan %97,2
Genel oran %83,0

Büyük işletmelerde güvenlik önlemi uygulama oranının daha yüksek olduğu görülüyor.

Ancak büyük bir işletmenin güvenlik önlemi almış olması, siber saldırılara maruz kalmayacağı anlamına gelmiyor.

Ayrıca küçük işletmelerin daha sınırlı personel ve teknoloji kaynaklarına sahip olması, bazı güvenlik uygulamalarının hayata geçirilmesini zorlaştırabilir.

Bu nedenle işletmelerin risk değerlendirmelerini faaliyet büyüklüklerine ve işledikleri verilere göre yapması gerekiyor.

Girişimlerin Yüzde 9,4'ü Güvenlik İhlali Yaşadı

Araştırmanın en dikkat çekici sonuçlarından biri, işletmelerin karşılaştıkları güvenlik ihlallerine ilişkin oldu.

TÜİK'in açıklamasına göre girişimlerin yüzde 9,4'ü 2025 yılında bilgi ve iletişim teknolojileriyle ilgili en az bir güvenlik ihlali olayı yaşadığını bildirdi.

Bu oran, araştırma kapsamındaki girişimlerin yaklaşık her 11'inden birinin güvenlik sorunuyla karşılaştığını gösteriyor.

Ancak yüzde 9,4'lük oran, Türkiye'deki bütün işletmelerin aynı oranda güvenlik ihlali yaşadığı anlamına gelmiyor.

Araştırmanın kapsamı en az 10 çalışanı bulunan belirli faaliyet alanlarındaki girişimlerle sınırlı.

Ayrıca bu sonuç, girişimlerin beyan ettikleri güvenlik olaylarına dayanıyor.

Siber Güvenlik İhlalleri Şirket Büyüklüğüne Göre Değişiyor

TÜİK'in açıklamasına göre 2025 yılında en az bir güvenlik ihlali yaşayan girişimlerin oranı çalışan sayısı büyüklüğüne göre farklılık gösterdi.

Çalışan sayısı Güvenlik ihlali yaşayan girişim oranı
10–49 çalışan %9,3
50–249 çalışan %10,2
250 ve üzeri çalışan %8,4
Genel oran %9,4

Sonuçlara göre güvenlik ihlali bildiren girişimlerin oranı en yüksek yüzde 10,2 ile 50–249 çalışanı bulunan işletmelerde gerçekleşti.

Ancak bu farklılıklar, belirli büyüklükteki işletmelerin diğerlerinden kesin olarak daha güvensiz olduğunu göstermiyor.

Şirketlerin kullandıkları sistemler, dijital faaliyet yoğunlukları ve karşılaştıkları tehditler farklılaşabilir.

Siber Saldırılar Nedeniyle Sistemlere Erişim Kesildi

TÜİK verilerine göre girişimlerin yüzde 6,4'ü 2025 yılında dışarıdan gerçekleştirilen saldırılar nedeniyle bilgi ve iletişim teknolojileri hizmetlerine erişememe sorunu yaşadı.

Bu sonuç, siber güvenlik olaylarının yalnızca veri gizliliğiyle sınırlı olmadığını gösteriyor.

İşletmelerin muhasebe programlarına, satış sistemlerine veya diğer dijital hizmetlerine erişememesi, faaliyetlerin yürütülmesini olumsuz etkileyebilir.

Özellikle elektronik ortamda sipariş alan ve ödeme işlemleri gerçekleştiren işletmeler açısından sistem sürekliliği önemli.

Ancak araştırmada belirtilen yüzde 6,4'lük oran, tüm işletmelerin aynı süre boyunca sistem kesintisi yaşadığını göstermiyor.

Elektronik Para Kuruluşlarında NFC ile Kimlik Dönemi
Elektronik Para Kuruluşlarında NFC ile Kimlik Dönemi
İçeriği Görüntüle

Saldırıların niteliği, süresi ve oluşturduğu etkiler işletmelere göre değişebilir.

İşletmelerin Yüzde 5,6'sı Veri Kaybı Yaşadı

Araştırmada kötü amaçlı yazılımlar veya yetkisiz erişim nedeniyle veri kaybı ya da veri bozulması yaşayan girişimlerin oranı yüzde 5,6 olarak açıklandı.

Veri kaybı, işletmeler açısından önemli finansal ve operasyonel sonuçlara neden olabilir.

Özellikle müşteri kayıtları, muhasebe belgeleri, stok bilgileri ve ticari sözleşmelerin elektronik ortamda saklandığı işletmelerde veri bütünlüğü önem taşıyor.

Ancak veri kaybının mutlaka kalıcı olduğu veya bütün kayıtların geri getirilemediği sonucuna varılmamalı.

Güvenlik olaylarının sonuçları, işletmenin yedekleme sistemlerine ve olayın niteliğine göre değişebilir.

Bu nedenle düzenli yedekleme ve kurtarma planlarının oluşturulması önemli.

Veri Gizliliği İhlallerinde Yüzde 5,3 Oranı

TÜİK'in sonuçlarına göre girişimlerin yüzde 5,3'ü 2025 yılında veri gizliliğinin ihlal edilmesiyle ilgili en az bir olay yaşadığını bildirdi.

Bu olaylar arasında izinsiz girişler, dolandırıcılık, oltalama saldırıları ve çalışanların kasıtlı eylemleri bulunuyor.

Veri gizliliğinin ihlal edilmesi, özellikle müşteri ve çalışan bilgilerini işleyen şirketler açısından önemli riskler oluşturuyor.

Ancak her bilgi güvenliği olayının otomatik olarak kişisel veri ihlali niteliği taşıdığı düşünülmemeli.

Bir olayın kişisel veri ihlali oluşturup oluşturmadığı, etkilenen verilerin niteliğine ve olayın koşullarına göre değerlendirilmelidir.

Şirketlerin Karşılaştığı Başlıca Güvenlik Sorunları

Güvenlik olayı 2025 yılında olay yaşayan girişimlerin toplam girişimlere oranı
Dış saldırı nedeniyle hizmetlere erişememe %6,4
Kötü amaçlı yazılım veya yetkisiz erişim nedeniyle veri kaybı ya da bozulması %5,6
İzinsiz giriş, dolandırıcılık veya diğer nedenlerle veri gizliliğinin ihlali %5,3
En az bir güvenlik ihlali yaşanması %9,4

Bu kategoriler birbirinden tamamen bağımsız değil.

Bir işletme aynı dönemde birden fazla güvenlik ihlali türüyle karşılaşabilir.

Bu nedenle tabloda yer alan olay oranlarının toplanmasıyla toplam ihlal oranı hesaplanamaz.

Muhasebe ve Finans Sistemleri Neden Risk Altında?

Günümüzde işletmelerin önemli bir bölümü finansal işlemlerini elektronik sistemler üzerinden yürütüyor.

Muhasebe yazılımları, e-fatura ve e-arşiv uygulamaları, banka bağlantıları ve diğer dijital hizmetler bu süreçlerin temel parçaları arasında bulunuyor.

Bu sistemlerde yaşanabilecek güvenlik sorunları, işletmelerin ödeme ve kayıt işlemlerini etkileyebilir.

Özellikle yetkisiz erişim sonucunda finansal bilgilerin değiştirilmesi veya silinmesi önemli riskler oluşturabilir.

Ancak TÜİK'in araştırması, muhasebe sistemlerinin diğer bütün bilişim uygulamalarından daha fazla saldırıya uğradığını gösteren ayrı bir veri sunmuyor.

Bu nedenle muhasebe sistemlerine ilişkin riskler, genel bilgi güvenliği sonuçları çerçevesinde değerlendirilmeli.

E-Fatura ve E-Defter Kayıtlarının Korunması

Elektronik belge ve defter uygulamalarını kullanan işletmeler açısından verilerin bütünlüğünün korunması önemli.

Özellikle e-fatura, e-arşiv ve e-defter belgelerinin ilgili mevzuata uygun biçimde muhafaza edilmesi gerekiyor.

Bu belgelerin saklandığı sistemlerde erişim yetkilerinin doğru belirlenmesi, yetkisiz işlemlerin önlenmesine katkı sağlayabilir.

Ayrıca güvenli yedekleme uygulamaları, sistem arızaları veya siber saldırılar sonrasında veri kurtarma süreçleri açısından önemli olabilir.

Ancak bir işletmenin yedekleme sistemine sahip olması, elektronik belge saklama yükümlülüklerini otomatik olarak yerine getirdiği anlamına gelmiyor.

Muhafaza, ibraz ve veri güvenliği yükümlülükleri ilgili mevzuata göre değerlendirilmelidir.

Siber Saldırılar İşletmelerin Mali Tablolarını Etkileyebilir mi?

Bilgi güvenliği olayları, bazı durumlarda şirketlerin finansal sonuçlarını etkileyebilir.

Örneğin sistemlerin kullanılamaması nedeniyle faaliyetlerin aksaması, veri kurtarma giderleri veya belirli varlıkların zarar görmesi söz konusu olabilir.

Ancak güvenlik ihlali yaşayan bütün işletmelerin aynı mali kayıplarla karşılaşacağı söylenemez.

Olayın niteliği, etkilediği sistemler ve şirketin aldığı önlemler finansal sonuçlar üzerinde belirleyici olabilir.

Bu nedenle önemli güvenlik olaylarının muhasebe ve finans birimleri tarafından da değerlendirilmesi yararlı olacaktır.

Gerçekleşen zararların, giderlerin ve olası yükümlülüklerin muhasebeleştirilmesinde ilgili finansal raporlama hükümleri dikkate alınmalı.

Bulut Bilişim Kullanımı Yüzde 20,2 Oldu

TÜİK'in araştırması, bilgi güvenliğinin yanı sıra bulut bilişim uygulamalarının kullanımına ilişkin sonuçlar da içeriyor.

2026 yılında ücretli bulut bilişim hizmeti kullanan girişimlerin oranı yüzde 20,2 olarak açıklandı.

Çalışan sayısına göre incelendiğinde büyük işletmelerde bulut bilişim kullanımının daha yaygın olduğu görüldü.

Çalışan sayısı Ücretli bulut bilişim kullanan girişim oranı
10–49 çalışan %16,7
50–249 çalışan %33,3
250 ve üzeri çalışan %57,0
Genel oran %20,2

Bulut bilişim, şirketlerin belirli yazılım, veri depolama ve altyapı hizmetlerinden uzaktan yararlanmasına imkân sağlayabiliyor.

Ancak bulut hizmeti kullanılması, veri güvenliğinin kendiliğinden sağlandığı anlamına gelmiyor.

İşletmenin erişim politikaları, hizmet sözleşmeleri ve veri koruma süreçleri önem taşıyor.

Bilgi Teknolojileri Uzmanı İstihdamı Yüzde 15,2

Araştırmaya göre 2026 yılında bilgi ve iletişim teknolojileri uzmanı istihdam eden girişimlerin oranı yüzde 15,2 olarak gerçekleşti.

Bu oran 2024 yılında yüzde 13,4 seviyesindeydi.

Bilgi teknolojileri uzmanları, sistemlerin kurulması, işletilmesi, geliştirilmesi ve ilgili teknik süreçlerde görev alabiliyor.

Ancak işletmenin bilişim uzmanı istihdam etmemesi, hiçbir teknik destek veya güvenlik hizmeti almadığı anlamına gelmiyor.

Şirketler dışarıdan hizmet alımı yoluyla da belirli bilgi teknolojileri ihtiyaçlarını karşılayabilir.

Bu nedenle bilişim uzmanı istihdamı ve güvenlik hizmetlerinin kullanımına ilişkin veriler farklı göstergeler.

Bilişim Uzmanı Arayan Şirketlerin Yüzde 31,7'si Zorluk Yaşadı

TÜİK'in açıklamasına göre 2025 yılında girişimlerin yüzde 6,4'ü en az bir bilgi teknolojileri uzmanını işe aldı veya işe almayı denedi.

Bu girişimlerin yüzde 31,7'si işe alım sürecinde güçlük yaşadığını bildirdi.

İşe alımda zorluk yaşayan girişimler arasında adayların yüksek ücret beklentileri, uygun deneyim ve nitelikte personel bulunamaması öne çıktı.

Ancak bu oran, Türkiye'deki bütün şirketlerin yüzde 31,7'sinin bilişim uzmanı bulamadığı anlamına gelmiyor.

Söz konusu sonuç, bilgi teknolojileri uzmanı işe alımına girişen ve bu süreçte güçlük yaşayan şirketlere ilişkin.

Bu nedenle oranların dayandığı işletme grubunun doğru anlaşılması gerekiyor.

Siber Güvenlik ve Kişisel Verilerin Korunması

Şirketlerde bilgi güvenliği yalnızca teknik bir konu değil.

Özellikle müşterilere, çalışanlara ve diğer gerçek kişilere ilişkin kişisel verilerin işlenmesi, 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında yükümlülükler doğurabiliyor.

Bu nedenle işletmelerin teknik ve idari güvenlik tedbirlerini birlikte değerlendirmesi gerekiyor.

Ancak TÜİK'in yüzde 9,4'lük güvenlik ihlali verisi, aynı orandaki şirketin KVKK kapsamında bildirilmesi gereken kişisel veri ihlali gerçekleştirdiğini göstermiyor.

Kişisel veri ihlalinin varlığı ve buna ilişkin bildirim yükümlülükleri somut olayın niteliğine göre belirleniyor.

İlgili hukuki ve teknik değerlendirmelerin yürürlükteki mevzuata uygun yapılması gerekiyor.

Bilgi Güvenliği İç Kontrolün Bir Parçası Olmalı

İşletmelerin bilgi sistemlerinin güvenliği, iç kontrol süreçlerinin önemli unsurlarından biri.

Özellikle finansal işlemlerde yetki ayrılığı, kullanıcı erişimleri ve işlem kayıtlarının izlenmesi risklerin azaltılmasına katkı sağlayabilir.

Örneğin ödeme talimatlarını hazırlayan kişiyle onaylayan kişinin farklı olması, belirli kontrol risklerini azaltabilir.

Ayrıca kritik işlemlere ilişkin kayıtların saklanması ve olağan dışı faaliyetlerin takip edilmesi önem taşıyor.

Ancak tek bir güvenlik kontrolünün uygulanması bütün dolandırıcılık veya yetkisiz erişim risklerini ortadan kaldırmaz.

Kontrol yapısının işletmenin faaliyetlerine ve risklerine göre oluşturulması gerekiyor.

Şirketlerde Yedekleme ve Veri Kurtarma Planları

Dijital sistemlerde veri kaybı veya hizmet kesintisi yaşanması halinde işletmenin faaliyetlerini sürdürmesi önem taşıyor.

Bu nedenle veri yedekleme ve kurtarma planlarının hazırlanması yararlı olabilir.

Özellikle muhasebe kayıtları, müşteri bilgileri ve operasyonel veriler gibi kritik bilgilerin belirlenmesi gerekiyor.

Ayrıca yedeklerin gerektiğinde geri yüklenip yüklenemediğinin test edilmesi önemli.

Ancak herhangi bir yedeğin bulunması, veri kurtarma sürecinin mutlaka başarılı olacağını garanti etmiyor.

Yedekleme sıklığı, sistemin teknik yapısı ve uygulanan güvenlik önlemleri birlikte değerlendirilmeli.

Siber Güvenlik Olaylarında Muhasebe Birimleri Ne Yapmalı?

Önemli bir bilgi güvenliği olayı yaşanması durumunda muhasebe ve finans birimlerinin etkilenen finansal süreçleri kontrol etmesi gerekebilir.

Özellikle banka hesapları, ödeme talimatları, müşteri alacakları ve muhasebe kayıtlarının doğruluğu önem taşıyor.

Şüpheli işlemler bulunması halinde ilgili kayıtların ve belgelerin karşılaştırılması yararlı olabilir.

Ancak bütün siber güvenlik olaylarında aynı muhasebe işlemlerinin yapılması gerektiği düşünülmemeli.

İşlemler, olayın oluşturduğu somut etkilere ve ilgili mevzuata göre belirlenmeli.

Özellikle finansal kayıp, yükümlülük veya kayıt düzeltmesi gerektiren durumlar ayrıca değerlendirilmelidir.

Bağımsız Denetimde Bilgi Sistemleri Riskleri

Bağımsız denetim çalışmalarında şirketlerin finansal raporlamayla ilgili bilgi sistemlerinin anlaşılması önem taşıyor.

Özellikle finansal işlemlerin yoğun biçimde elektronik ortamda yürütüldüğü işletmelerde sistemlere erişim ve veri bütünlüğü riskleri değerlendirmeye konu olabilir.

Ancak TÜİK'in açıkladığı sektör geneli güvenlik ihlali oranı, belirli bir şirketin finansal tablolarında önemli yanlışlık bulunduğunu göstermez.

Denetim çalışmalarında işletmeye özgü riskler ve uygun denetim kanıtları esas alınmalı.

Sektörel güvenlik istatistikleri ise genel risk ortamının anlaşılmasına yardımcı bilgiler sağlayabilir.

İşletmeler İçin Siber Güvenlik Kontrol Listesi

Şirketlerin bilgi sistemlerini korumak amacıyla aşağıdaki alanları değerlendirmesi yararlı olabilir:

  1. Kritik muhasebe ve iş uygulamalarındaki kullanıcı yetkilerinin kontrol edilmesi.

  2. Çok faktörlü kimlik doğrulamanın uygun sistemlerde uygulanması.

  3. Düzenli veri yedekleme ve geri yükleme testlerinin yapılması.

  4. Yazılım ve işletim sistemi güncellemelerinin takip edilmesi.

  5. Çalışanların dolandırıcılık ve oltalama saldırılarına karşı bilgilendirilmesi.

  6. Banka ödeme talimatları için uygun onay süreçlerinin oluşturulması.

  7. Önemli sistemlerdeki işlem ve erişim kayıtlarının izlenmesi.

  8. Dışarıdan alınan bilişim hizmetlerine ilişkin güvenlik koşullarının değerlendirilmesi.

  9. Kişisel verilerin korunmasına yönelik teknik ve idari tedbirlerin gözden geçirilmesi.

  10. Güvenlik ihlali halinde uygulanacak olay müdahale ve iş sürekliliği planlarının hazırlanması.

Bu uygulamalar, işletmelerin dijital risklerini azaltmalarına ve olası güvenlik olaylarına daha hazırlıklı olmalarına yardımcı olabilir.

İşletmelerin Yüzde 17'si Herhangi Bir Güvenlik Önlemi Bildirmedi

TÜİK'in açıkladığı 2026 yılı sonuçlarına göre girişimlerin yüzde 83'ü bilgi ve iletişim teknolojilerine yönelik en az bir güvenlik önlemi uyguladığını belirtti.

Bu sonuç, araştırma kapsamındaki girişimlerin yüzde 17'sinin herhangi bir bilgi teknolojileri güvenlik önlemi uyguladığını bildirmediğini gösteriyor.

Ancak bu oran, söz konusu işletmelerin tamamının mutlaka siber saldırıya uğradığı anlamına gelmiyor.

Benzer şekilde en az bir güvenlik önlemi kullanan şirketlerin de saldırıya uğramayacağı garanti edilemez.

Önemli olan yalnızca güvenlik önlemlerinin bulunması değil, bunların etkin şekilde uygulanması ve güncel tutulması.

Siber Güvenlik İşletmelerin Finansal Sürekliliği İçin Önemli

TÜİK'in 10 Eylül 2026 tarihinde yayımladığı araştırma, Türkiye'deki işletmelerin bilgi güvenliği alanında hem ilerlemeler hem de devam eden risklerle karşı karşıya olduğunu gösterdi.

2026 yılında en az bir güvenlik önlemi uygulayan girişimlerin oranı yüzde 83'e yükseldi.

Buna karşılık girişimlerin yüzde 9,4'ü 2025 yılında en az bir güvenlik ihlali yaşadığını bildirdi.

Dış saldırılar nedeniyle bilişim hizmetlerine erişememe oranı yüzde 6,4, veri kaybı veya bozulması oranı yüzde 5,6, veri gizliliği ihlali oranı ise yüzde 5,3 oldu.

Açıklanan sonuçlar, şirketlerin dijital güvenliği yalnızca bilgi işlem departmanının sorumluluğu olarak değil; muhasebe, finans, iç kontrol, risk yönetimi ve iş sürekliliğinin bir parçası olarak değerlendirmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Özellikle elektronik belge ve kayıt sistemlerini yoğun kullanan işletmeler açısından veri bütünlüğünün korunması, yetkisiz erişimlerin önlenmesi ve düzenli yedekleme uygulamaları önemini sürdürüyor.