Çalışma İzni Muafiyeti Başvuruları Yeni Sisteme Taşındı
Yabancıların Türkiye’de çalışma izni almadan belirli faaliyetlerde bulunabilmesine imkân sağlayan çalışma izni muafiyeti başvurularında yeni elektronik sistem devreye alındı. Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı Uluslararası İşgücü Genel Müdürlüğü tarafından yürütülen sistem yenilemesi kapsamında, 17 Eylül 2026 tarihinden itibaren yeni çalışma izni muafiyeti başvuruları “Yabancı Başvuru, Değerlendirme ve İzleme Sistemi” üzerinden alınmaya başlandı.
Uygulamaya ilişkin bilgilendirme 7 Ekim 2026 tarihinde iş dünyası kuruluşları aracılığıyla yeniden duyuruldu. Yeni sistem özellikle yabancı uzman, teknik personel, eğitim görevlisi, kısa süreli hizmet sunucusu veya belirli özel statülerde yabancı personel çalıştıran şirketleri ilgilendiriyor.
Yeni Başvurular Tek Sistem Üzerinden Yapılıyor
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının yeni uygulamasına göre, 17 Eylül 2026 ve sonrasında yapılacak çalışma izni muafiyeti başvurularının calismaizni.csgb.gov.tr üzerinden gerçekleştirilmesi gerekiyor.
Bu tarihten önce eski sistem üzerinden yapılmış başvurular ise yeni sisteme taşınmıyor.
17 Eylül 2026’dan önce yapılan çalışma izni muafiyeti başvurularının takibine eski e-Muafiyet sistemi üzerinden devam edilecek.
Dolayısıyla şirketler açısından başvurunun yapıldığı tarih hangi sistemin kullanılacağını belirliyor.
Çalışma İzni Muafiyeti Nedir?
Çalışma izni muafiyeti, belirli şartları taşıyan yabancılara Türkiye’de ayrıca klasik çalışma izni almadan çalışma hakkı veren resmi bir belge niteliğinde.
6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu kapsamında düzenlenen muafiyet, geçerli olduğu süre boyunca yabancıya çalışma hakkının yanı sıra ikamet hakkı da sağlayabiliyor.
Ancak her yabancı çalışan çalışma izni muafiyetinden yararlanamıyor.
Muafiyet yalnızca Kanun ve Uluslararası İşgücü Kanunu Uygulama Yönetmeliğinde belirlenen kişi ve faaliyet grupları için uygulanıyor.
Bu nedenle şirketlerin yabancı personel için doğrudan muafiyet başvurusu yapmadan önce ilgili kişinin gerçekten muafiyet kapsamında olup olmadığını kontrol etmesi gerekiyor.
Kimler Muafiyet Kapsamında Olabilir?
Uluslararası İşgücü Kanunu Uygulama Yönetmeliğinin 48’inci maddesinde farklı çalışma izni muafiyeti grupları bulunuyor.
Türkiye’ye ithal edilen makine veya ekipmanın montajı, bakımı, onarımı ya da kullanımına ilişkin eğitim vermek amacıyla gelen yabancılar belirli sürelerle çalışma izni muafiyetinden yararlanabiliyor.
Türkiye’den ihraç edilen veya Türkiye’ye ithal edilen mal ve hizmetlerin kullanımına ilişkin eğitim vermek üzere gelen yabancıların da belirli şartlarla muafiyet kapsamında değerlendirilmesi mümkün.
Sınır ötesi hizmet sunan yabancılar, bilimsel veya kültürel faaliyetlerde bulunan bazı kişiler, belirli basın mensupları, akademik veya özel statüye sahip yabancılar da ilgili koşulların sağlanması halinde çalışma izni muafiyeti kapsamında yer alabiliyor.
Teknik Personel Çalıştıran Şirketleri Yakından İlgilendiriyor
Yeni sistem özellikle yurt dışından teknik servis veya montaj personeli getiren şirketler açısından önem taşıyor.
Türkiye’ye ithal edilen makine ve teçhizatın kurulumu, bakımı, onarımı veya personele kullanım eğitimi verilmesi amacıyla yabancı teknik personelin kısa süreli olarak Türkiye’ye gelmesi sık karşılaşılan uygulamalardan biri.
Bu kişilerin faaliyetinin niteliğine göre çalışma izni yerine çalışma izni muafiyeti gündeme gelebiliyor.
Ancak yabancının Türkiye’de kalacağı süre, yapacağı iş ve işverenle olan hukuki ilişki doğru değerlendirilmeden muafiyet kapsamında çalıştırılması idari yaptırım riski doğurabilir.
Başvuruyu Yabancının Kendisi Yapıyor
Çalışma izni muafiyeti başvurularının önemli özelliklerinden biri, başvurunun kural olarak yabancının kendisi tarafından elektronik ortamda yapılması.
Yeni sistem üzerinden yabancı kişinin kimlik ve iletişim bilgileri, çalışma veya faaliyet konusu, muafiyet türü ve gerekli belgeler sisteme giriliyor.
Başvuru kapsamında istenen belgeler seçilen muafiyet türüne göre farklılaşabiliyor.
Bu nedenle şirketlerin yabancı personeli yalnızca sisteme yönlendirmesi yeterli olmayabilir. Faaliyetin kapsamını doğrulayan sözleşme, davet yazısı, hizmet belgesi veya diğer destekleyici evrakların önceden hazırlanması gerekebilir.
Aynı Anda Birden Fazla Muafiyet Başvurusu Yapılamıyor
Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının güncel açıklamalarına göre yabancının çalışma izni muafiyeti başvurusu değerlendirme sürecindeyken aynı anda farklı bir muafiyet başvurusu yapılması mümkün değil.
Mevcut başvurunun sonuçlanmasının ardından yeni başvuru yapılabiliyor.
Ayrıca bazı muafiyet türlerinde aynı kapsamda yeniden başvuru yapılabilmesi için belirli bekleme süreleri bulunuyor.
Örneğin ithal edilen makine ve teçhizatın montajı, bakım ve onarımı veya sınır ötesi hizmet sunumu gibi belirli muafiyet türlerinde, muafiyet tarihinden itibaren altı ay geçmeden aynı kapsamda yeni başvuru yapılamayabiliyor.
Diğer bazı muafiyet türlerinde ise bu süre 12 aya kadar çıkabiliyor.
Muafiyet Belgesi İkamet Hakkı da Sağlayabiliyor
Çalışma izni muafiyet belgesi, geçerli olduğu süre içerisinde yabancı açısından yalnızca çalışma hakkı sağlamıyor.
Bakanlığın açıklamasına göre çalışma izni muafiyeti aynı zamanda geçerlilik süresi boyunca ikamet izni yerine de geçebiliyor.
Ancak muafiyetin sona ermesi halinde bu belgeye bağlı ikamet hakkı da sona eriyor.
Yabancının çalışma izni muafiyetinden bağımsız başka bir geçerli ikamet izni bulunması durumunda ise diğer ikamet izni kendi şartları çerçevesinde devam edebiliyor.
Bu nedenle yabancı personelin Türkiye’de kalış süresi planlanırken muafiyet belgesinin geçerlilik tarihleri ayrıca takip edilmeli.
Muafiyet Her Başvurana Otomatik Hak Sağlamıyor
Bir yabancının Yönetmelikte sayılan gruplardan birinde bulunması, başvurunun mutlaka olumlu sonuçlanacağı anlamına gelmiyor.
Bakanlık başvuruyu yabancının faaliyet konusu, sunulan belgeler ve ilgili mevzuat çerçevesinde değerlendiriyor.
Muafiyet kapsamına girdiği düşünülen yabancının fiilen yaptığı işin başvuruda belirtilen faaliyetle örtüşmemesi durumunda çalışma izni yükümlülüğünün ihlali gündeme gelebilir.
Bu nedenle şirketlerin yabancı personelin fiili görev tanımını başvuru belgeleriyle uyumlu şekilde belirlemesi önem taşıyor.
Çalışma İzni ile Muafiyet Karıştırılmamalı
Çalışma izni ve çalışma izni muafiyeti birbirinden farklı uygulamalar.
Normal çalışma izni, yabancının Türkiye’de belirli bir işveren yanında veya belirli koşullarda çalışmasına izin veren klasik izin mekanizması.
Çalışma izni muafiyeti ise yalnızca mevzuatta açıkça belirlenen faaliyet ve kişiler için kullanılan istisnai sistem.
Bir yabancının kısa süreli olarak Türkiye’de bulunması tek başına çalışma izni muafiyeti için yeterli değil.
Yapılan faaliyetin Yönetmelikteki muafiyet kategorilerinden biriyle açık biçimde örtüşmesi gerekiyor.
İşverenlerin SGK Yükümlülükleri Ayrı Değerlendirilmeli
Çalışma izni muafiyeti bulunması, şirketlerin diğer mevzuattan doğan bütün yükümlülüklerinin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.
6735 sayılı Kanun ve ilgili Yönetmelik hükümleri uygulanırken sosyal güvenlik, vergi, iş hukuku ve yabancılar mevzuatından doğan diğer yükümlülükler ayrıca değerlendirilmek zorunda.
Yabancının sosyal güvenlik bakımından Türkiye’de sigortalı sayılıp sayılmayacağı; çalışmanın süresi, yabancının geldiği ülke, Türkiye’nin ilgili ülkeyle sosyal güvenlik sözleşmesi bulunup bulunmadığı ve faaliyetin niteliğine göre değişebiliyor.
Bu nedenle çalışma izni muafiyeti belgesinin alınmış olması tek başına “SGK bildirimi yapılmayacak” sonucuna götürmemeli.
Muhasebe ve Bordro Birimleri Neye Dikkat Etmeli?
Yabancı personel bulunan şirketlerde çalışma izni veya muafiyet süreçlerinin yalnızca insan kaynakları birimine bırakılması risk yaratabilir.
Bordro ve muhasebe birimlerinin yabancının Türkiye’deki çalışma süresini, yapılan ödemenin niteliğini ve sosyal güvenlik durumunu ayrıca takip etmesi gerekiyor.
Yabancı personele Türkiye’den ücret veya hizmet bedeli ödenmesi halinde gelir vergisi, kurumlar vergisi stopajı veya çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları bakımından ayrıca değerlendirme yapılması gerekebilir.
Şirketin yabancı şirkete yaptığı ödeme ile yabancı kişinin Türkiye’de fiilen sunduğu hizmet arasında bağlantı bulunması halinde vergisel sonuçlar daha da önem kazanabilir.
Vergi Açısından Hizmetin Türkiye’de Verilmesi Önemli
Yabancı personelin çalışma izni muafiyetine sahip olması, yapılan faaliyetin vergi mevzuatı bakımından otomatik olarak vergiden muaf olduğu anlamına gelmiyor.
Örneğin yabancı şirket çalışanının Türkiye’de montaj, teknik servis, danışmanlık veya eğitim hizmeti vermesi durumunda hizmet bedelinin vergilendirilmesi farklı kurallara tabi olabilir.
Hizmetin süresi, ödemenin kime yapıldığı, ilgili ülkeyle çifte vergilendirmeyi önleme anlaşması bulunup bulunmadığı ve Türkiye’de işyeri oluşup oluşmadığı ayrıca değerlendirilmelidir.
Bu nedenle çalışma izni muafiyeti ile vergi muafiyeti kavramlarının birbirinden ayrılması gerekiyor.
İnsan Kaynakları Birimleri Süreleri Yakından Takip Etmeli
Muafiyet belgeleri belirli süreler için düzenlendiğinden şirketlerin yabancı personelin giriş, çıkış ve çalışma tarihlerini düzenli takip etmesi gerekiyor.
Muafiyet süresinin sona ermesine rağmen yabancının Türkiye’de çalışmaya devam etmesi halinde izinsiz çalışma riski oluşabilir.
Benzer şekilde başvuru yapılmadan önce yabancının fiilen çalışmaya başlaması da idari yaptırım konusu olabilir.
Bu nedenle insan kaynakları birimlerinin yabancı personelin Türkiye’ye geliş tarihini, başvuru tarihini, muafiyet başlangıç ve bitiş tarihlerini sistematik biçimde takip etmesi önem taşıyor.
Şirketler Ne Yapmalı?
Yabancı uzman, teknik personel veya kısa süreli hizmet sunucusu çalıştıran şirketlerin öncelikle mevcut yabancı personel süreçlerini gözden geçirmesi gerekiyor.
17 Eylül 2026 ve sonrasında yapılacak yeni muafiyet başvurularının Yabancı Başvuru, Değerlendirme ve İzleme Sistemi üzerinden yürütülmesi gerekiyor.
17 Eylül’den önce yapılmış başvurular ise eski sistem üzerinden takip edilmeye devam edecek.
Şirketlerin ayrıca çalışanın gerçekten muafiyet kapsamında olup olmadığını, başvuruda belirtilen faaliyet ile fiilen yapılan işin uyumunu ve SGK, vergi ve bordro yükümlülüklerini birlikte değerlendirmesi önem taşıyor.
Yeni sistem başvuru sürecini dijital olarak merkezileştirirken işverenlerin yabancı personel çalıştırılmasına ilişkin hukuki ve mali sorumluluklarını ortadan kaldırmıyor.




