Eylül 2026 İhracatında Rekor: 26 Milyar Dolara Ulaşıldı
Ticaret Bakanlığı, 2026 yılı Eylül ayına ilişkin dış ticaret verilerini açıkladı. İhracat, geçen yılın aynı ayına göre yüzde 15,4 artarak 25 milyar 976 milyon dolara yükseldi. Böylece eylül ayları arasında en yüksek ihracat rakamına ulaşıldı. İthalat ise yüzde 5,9 artışla 31 milyar 208 milyon dolar olarak gerçekleşti. Açıklanan veriler, ihracatçı şirketlerin üretim, finansman ve dış ticaret stratejileri açısından önemli gelişmeler içeriyor.
Ticaret Bakanlığı tarafından 3 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan dış ticaret verileri, Türkiye'nin eylül ayında ihracat performansını önemli ölçüde artırdığını ortaya koydu.
Eylül ayında ihracatın ithalattan daha hızlı büyümesi dikkat çekerken, dış ticaret açığı devam etti.
Türkiye İhracatçılar Meclisi ile birlikte açıklanan veriler, küresel ticaretteki belirsizliklere rağmen Türk ihracatçılarının dış pazarlardaki faaliyetlerini sürdürdüğünü gösteriyor.
Yılın ilk dokuz ayında ihracat 210,9 milyar doları aşarken, ithalat yaklaşık 282 milyar dolara ulaştı.
Eylül Ayında İhracat Yüzde 15,4 Arttı
Ticaret Bakanlığının açıkladığı verilere göre Türkiye'nin 2026 yılı Eylül ayındaki ihracatı, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 15,4 artarak 25 milyar 976 milyon dolar oldu.
Bu sonuçla birlikte eylül ayları itibarıyla en yüksek ihracat değerine ulaşıldı.
Açıklanan tutar, Türkiye'nin aylık ihracat performansı açısından da güçlü sonuçlardan biri olarak kaydedildi.
İhracattaki artış, dış pazarlara yönelik satışların ekonomideki önemini bir kez daha ortaya koydu.
Bununla birlikte ihracat gelirlerindeki nominal artışın işletmelerin kârlılığına aynı oranda yansıması beklenmemeli.
Üretim maliyetleri, döviz kuru, enerji giderleri, finansman koşulları ve dış pazarlardaki rekabet, ihracatçı şirketlerin kârlılığını belirlemeye devam ediyor.
İthalat 31,2 Milyar Dolara Yükseldi
Eylül ayında ithalat, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,9 artarak 31 milyar 208 milyon dolara ulaştı.
Böylece ithalat artışı, ihracat artışının altında gerçekleşti.
Türkiye'nin üretim yapısında ithal ara malı, enerji ve çeşitli yatırım mallarının önemli bir yere sahip olması, ithalat gelişmelerini şirketlerin maliyet yönetimi açısından önemli hale getiriyor.
Özellikle ithal hammadde kullanan üreticilerin döviz kuru değişimlerini ve uluslararası tedarik fiyatlarını yakından takip etmesi gerekiyor.
İthalat hacmindeki değişimler, şirketlerin stok politikalarını, satın alma bütçelerini ve işletme sermayesi ihtiyaçlarını doğrudan etkileyebiliyor.
Dış Ticaret Hacmi 57,2 Milyar Dolara Ulaştı
Eylül ayında ihracat ve ithalat toplamından oluşan dış ticaret hacmi, yüzde 10 artarak 57 milyar 185 milyon dolar olarak açıklandı.
Dış ticaret hacmindeki artış, Türkiye'nin uluslararası mal ticaretinin geçen yılın aynı ayına göre genişlediğini gösteriyor.
Ancak dış ticaret hacminin büyümesi tek başına dış ticaret dengesinin iyileştiği veya şirketlerin daha yüksek kâr elde ettiği anlamına gelmiyor.
Bu nedenle dış ticaret verilerinin ihracat ve ithalatın ayrı ayrı gelişimiyle birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Eylül Ayında Dış Ticaret Açığı Devam Etti
Eylül ayında ithalatın ihracattan yüksek olması nedeniyle dış ticaret açığı oluştu.
Açıklanan yuvarlatılmış ihracat ve ithalat tutarları arasındaki fark yaklaşık 5 milyar 232 milyon dolar oldu.
İhracatın ithalattan daha yüksek oranda artması, dış ticaret dengesi açısından olumlu bir gelişme olarak değerlendirilebilse de Türkiye'nin mal ticaretinde açık vermeye devam ettiği görülüyor.
Dış ticaret açığının seyri, döviz talebi, dış finansman ihtiyacı ve makroekonomik dengeler bakımından önem taşıyor.
Şirketler açısından ise özellikle ithal girdilere bağımlılık ve ihracat gelirlerinin para birimi, finansal risk yönetiminin temel unsurları arasında bulunuyor.
İlk Dokuz Ayda İhracat 210,9 Milyar Doları Aştı
Ticaret Bakanlığı verilerine göre 2026 yılı Ocak-Eylül döneminde ihracat, bir önceki yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 5,2 arttı.
Dokuz aylık toplam ihracat 210 milyar 973 milyon dolara ulaştı.
Bu gelişme, yıl genelinde ihracatın artış eğilimini koruduğunu gösteriyor.
Ancak dış pazarlardaki talep koşulları, küresel ticaret politikaları ve üretim maliyetleri, yılın kalan dönemindeki performansı etkileyebilecek unsurlar arasında bulunuyor.
İhracatçı işletmelerin yıl sonu bütçelerini oluştururken yalnızca geçmiş satış verilerini değil, sipariş hacimlerini ve tahsilat koşullarını da dikkate alması gerekiyor.
Dokuz Aylık İthalat 282 Milyar Dolara Yaklaştı
Ocak-Eylül döneminde ithalat, geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5,4 artarak 281 milyar 998 milyon dolar oldu.
Böylece ithalat artış oranı, dokuz aylık dönemde ihracat artış oranının hafif üzerinde gerçekleşti.
Aynı dönemde dış ticaret hacmi yüzde 5,3 artarak yaklaşık 492 milyar 971 milyon dolara ulaştı.
İthalatın yapısı ve ithal edilen ürünlerin kullanım amacı, şirketler açısından farklı sonuçlar doğurabiliyor.
Örneğin üretimde kullanılacak makine ve ekipman ithalatı, kapasite artırımıyla bağlantılı olabilirken ithal hammadde fiyatlarındaki yükseliş işletmelerin üretim maliyetlerini artırabiliyor.
Bu nedenle ithalat verilerinin sektörler ve ürün grupları itibarıyla değerlendirilmesi önem taşıyor.
Dış Ticaret Açığı Dokuz Ayda 71 Milyar Doları Aştı
2026 yılının ilk dokuz ayında ithalat ile ihracat arasındaki fark yaklaşık 71 milyar 25 milyon dolar olarak hesaplandı.
Bu tutar, Türkiye'nin mal ticaretinde dış kaynak ihtiyacının devam ettiğini gösteren göstergelerden biri.
Dış ticaret açığı, cari işlemler dengesini etkileyen önemli unsurlar arasında yer alıyor.
Bununla birlikte cari işlemler dengesi yalnızca mal ticaretinden oluşmuyor. Hizmet ticareti, birincil gelir ve ikincil gelir kalemleri de toplam dengeyi etkiliyor.
Bu nedenle dış ticaret açığının doğrudan cari açık olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.
İhracatçı Şirketler İçin Finansman Yönetimi Önem Kazanıyor
İhracat hacmindeki artış, şirketlerin işletme sermayesi ve finansman ihtiyaçlarını da etkileyebiliyor.
Özellikle üretim ile ihracat tahsilatı arasında uzun süre bulunan işletmelerde siparişlerin artması ek finansman ihtiyacı doğurabilir.
Hammadde alımları, üretim giderleri, lojistik maliyetleri ve personel harcamaları çoğu zaman ihracat bedelleri tahsil edilmeden önce gerçekleştiriliyor.
Bu nedenle şirketlerin ihracat büyümesini nakit akışı planlamasıyla birlikte değerlendirmesi önem taşıyor.
İhracat alacaklarının vadesi, müşteri riski ve döviz cinsi, finansal yönetim açısından düzenli takip edilmesi gereken unsurlar arasında bulunuyor.
Döviz Kuru Riskleri Şirketlerin Kârlılığını Etkiliyor
İhracat yapan işletmelerin gelirleri ile giderleri farklı para birimlerinden oluşabiliyor.
Örneğin satış gelirleri avro veya dolar üzerinden gerçekleşirken üretim giderlerinin önemli bir bölümü Türk lirası cinsinden olabilir.
Diğer taraftan ithal hammadde kullanan işletmelerde döviz cinsinden maliyetler de bulunabiliyor.
Bu yapı, döviz kurlarındaki değişimlerin şirket kârlılığı üzerindeki etkisini artırabiliyor.
Dolayısıyla ihracatçı işletmelerin döviz pozisyonlarını, tahsilat vadelerini ve döviz cinsinden borçlarını birlikte değerlendirmesi gerekiyor.
Kur riskinin yönetiminde şirketin faaliyet yapısına uygun finansal ve operasyonel yöntemlerin kullanılması önem taşıyor.
İhracat Muhasebesinde Dikkat Edilmesi Gerekenler
İhracat hacminin artması, muhasebe birimlerinin dış ticaret işlemlerindeki sorumluluklarını da artırıyor.
İhracat faturalarının düzenlenmesi, gümrük beyannameleri, satış kayıtları ve dövizli alacakların değerlemesi süreçlerinde mevzuata uygun işlem yapılması gerekiyor.
Özellikle ihracat işleminin muhasebeleştirilmesinde teslim koşulları, işlemin niteliği ve uygulanan muhasebe çerçevesi dikkate alınmalı.
Finansal raporlama bakımından hasılatın kaydedilmesi ile vergi mevzuatındaki belge düzenleme ve KDV uygulamalarının ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekebilir.
Bu nedenle muhasebe kayıtlarının yalnızca fatura tarihi esas alınarak, işlemin diğer unsurları dikkate alınmadan oluşturulması hatalı sonuçlara yol açabilir.
KDV İadesi Süreçlerinde Belge Uyumu Önemli
İhracat yapan işletmeler açısından katma değer vergisi iadesi, nakit akışı ve finansman yönetiminde önemli bir yer tutuyor.
KDV Kanunu kapsamında ihracat istisnasından yararlanan işletmeler, ilgili şartların sağlanması halinde yüklenilen ve indirim yoluyla giderilemeyen KDV'nin iadesini talep edebiliyor.
İade sürecinde faturalar, gümrük kayıtları, alış belgeleri ve diğer ilgili bilgilerin uyumlu olması önem taşıyor.
Özellikle yüksek hacimli ihracat gerçekleştiren şirketlerde belge ve kayıtların düzenli kontrol edilmesi, iade süreçlerinde yaşanabilecek gecikmeleri azaltabilir.
Bununla birlikte her ihracat işleminin otomatik olarak KDV iadesi doğurmadığı, iade hakkının ilgili mevzuat koşullarına bağlı olduğu unutulmamalı.
İthalat Yapan İşletmelerde Maliyet Hesaplaması
İthalat işlemlerinde ürünün alış bedeli dışında çeşitli maliyet unsurları ortaya çıkabiliyor.
Gümrük vergileri, nakliye, sigorta ve ürünün işletmeye getirilmesiyle doğrudan bağlantılı diğer giderler, ilgili muhasebe hükümleri çerçevesinde maliyet hesaplamasına dahil edilebiliyor.
Bu nedenle ithalat yapan şirketlerin ürün bazında maliyet analizlerini doğru şekilde gerçekleştirmesi gerekiyor.
Özellikle stok maliyetleri ile dönem giderlerinin ayrıştırılmasında ilgili finansal raporlama çerçevesinin hükümleri dikkate alınmalı.
Yanlış maliyet hesaplamaları, stok değerlerini, satışların maliyetini ve dönem kârını etkileyebilir.
Bağımsız Denetim Açısından Dış Ticaret İşlemleri
İhracat ve ithalat işlemleri, bağımsız denetim süreçlerinde önemli inceleme alanları arasında bulunabiliyor.
Özellikle dövizli alacak ve borçların değerlemesi, hasılatın doğru dönemde kaydedilmesi, stok maliyetleri ve ticari alacakların tahsil edilebilirliği denetim açısından önem taşıyor.
İşletmenin ihracat satışlarının önemli bir bölümünü sınırlı sayıda müşteriye gerçekleştirmesi, müşteri yoğunlaşması riskinin değerlendirilmesini de gerektirebilir.
Ayrıca uzun vadeli ihracat sözleşmeleri, döviz kuru değişimleri ve tahsilat riskleri finansal tablo dipnotlarında açıklanması gereken konular arasında yer alabilir.
Denetim ekiplerinin şirketin dış ticaret süreçlerini ve sözleşme koşullarını anlaması, önemli yanlışlık risklerinin doğru değerlendirilmesine yardımcı olur.
Şirketler Ne Yapmalı?
Eylül ayında ihracatın yüzde 15,4 artması, dış pazarlarda faaliyet gösteren işletmeler için olumlu bir gelişme olarak öne çıkıyor.
Ancak şirketlerin ihracat hacmindeki büyümeyi sürdürülebilir kârlılığa dönüştürebilmesi için maliyet ve finansman süreçlerini birlikte yönetmesi gerekiyor.
Öncelikle ihracat ve ithalat işlemlerinin ürün, ülke, müşteri ve para birimi bazında analiz edilmesi yararlı olacaktır.
Satış fiyatları oluşturulurken üretim maliyetleri, döviz kuru etkileri, finansman giderleri ve lojistik maliyetleri dikkate alınmalı.
Muhasebe birimleri tarafından ihracat belgeleri ile finansal kayıtların uyumu kontrol edilmeli ve KDV iade süreçleri düzenli takip edilmeli.
Ayrıca şirketlerin yeni pazarlara yönelik faaliyetlerini geliştirirken mevcut müşterilerdeki tahsilat risklerini ve ihracat sözleşmelerini gözden geçirmesi önem taşıyor.
İhracattaki Artışın Sürdürülebilirliği Öne Çıkıyor
Ticaret Bakanlığının açıkladığı eylül ayı verileri, Türkiye'nin ihracatta güçlü bir aylık performans elde ettiğini ortaya koydu.
İhracatın 25 milyar 976 milyon dolara ulaşması ve eylül ayları rekorunun kırılması, dış ticaret açısından önemli bir gelişme olarak kaydedildi.
Bununla birlikte ithalatın 31,2 milyar dolar seviyesinde gerçekleşmesi, dış ticaret açığının sürdüğünü gösteriyor.
Şirketler açısından önümüzdeki dönemde yalnızca ihracat hacmini artırmak değil, aynı zamanda üretim verimliliğini geliştirmek, tahsilat risklerini yönetmek ve finansal yapıyı güçlendirmek de önem taşıyacak.
Muhasebe, finans ve dış ticaret birimlerinin koordineli çalışması, ihracat faaliyetlerindeki büyümenin işletme performansına daha sağlıklı şekilde yansıtılmasına katkıda bulunabilir.




