Türkiye'de Şirketlerin Toplam Cirosu 124,8 Trilyon TL'ye Ulaştı: En Büyük Pay Ticaret Sektörünün
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Yıllık Sanayi ve Hizmet İstatistikleri sonuçlarını açıkladı. Verilere göre Türkiye'de faaliyet gösteren girişimlerin toplam cirosu 124 trilyon 816 milyar TL'ye ulaşırken üretim değeri 71 trilyon 351 milyar TL olarak gerçekleşti. Faktör maliyetiyle katma değer 22 trilyon 201 milyar TL'ye yükseldi. Toplam cironun yüzde 46,8'ini ticaret sektörü oluştururken hizmet sektörü girişim sayısı ve istihdamda ilk sırada yer aldı.
Türkiye İstatistik Kurumu tarafından 27 Ağustos 2026 tarihinde yayımlanan Yıllık Sanayi ve Hizmet İstatistikleri, Türkiye'deki işletmelerin ekonomik büyüklüğünü ortaya koydu.
2025 yılına ait geçici sonuçlara göre faal girişim sayısı 4 milyon 16 bin 59 olarak gerçekleşti.
Araştırma kapsamında toplam istihdam 20 milyon 122 bin 817 kişiye ulaştı.
Açıklanan veriler, işletmelerin sektörel dağılımı, ciro büyüklüğü, üretim değeri ve istihdam yapısı açısından önemli sonuçlar içeriyor.
Özellikle ticaret sektörünün toplam cirodaki yüksek payı ile hizmet sektörünün girişim sayısı ve istihdamdaki ağırlığı dikkat çekti.
Türkiye'de 4 Milyondan Fazla Girişim Faaliyet Gösterdi
TÜİK verilerine göre 2025 yılında araştırma kapsamındaki faal girişim sayısı 4 milyon 16 bin 59 oldu.
Bir önceki yıla göre girişim sayısında yüzde 1,86 artış gerçekleşti.
Ancak girişim kavramıyla ticaret siciline kayıtlı bütün şirketlerin sayısı aynı anlama gelmiyor.
İstatistiklerde girişim, belirli ekonomik faaliyetleri yürüten ve araştırmanın referans döneminde aktif bulunan ekonomik birimleri ifade ediyor.
Bu nedenle veriler yalnızca anonim veya limited şirketleri kapsamıyor.
Araştırmanın sektör kapsamındaki diğer girişim türleri de hesaplamalara dahil ediliyor.
Toplam Ciro 124 Trilyon 816 Milyar TL
2025 yılında Türkiye'deki sanayi ve hizmet faaliyetlerinin toplam cirosu 124 trilyon 816 milyar TL olarak açıklandı.
Bu tutar, araştırma kapsamındaki işletmelerin gerçekleştirdiği satış faaliyetlerinin parasal büyüklüğünü gösteriyor.
Ancak ciro ile net kâr aynı kavram değil.
Bir işletmenin satış gelirlerinin yüksek olması, mutlaka aynı ölçüde kâr elde ettiğini göstermiyor.
Özellikle ticaret faaliyetlerinde satılan malların maliyeti, finansman giderleri ve diğer işletme giderleri kârlılığı etkiliyor.
Bu nedenle toplam ciro verilerinin şirketlerin net kazancı veya kurumlar vergisi matrahı olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.
Ticaret Sektörü Ciroda Yüzde 46,8 Payla İlk Sırada
TÜİK'in açıkladığı verilere göre toplam cironun yüzde 46,8'i ticaret sektöründe gerçekleşti.
Sanayi sektörünün toplam cirodaki payı yüzde 28,5 olurken hizmet sektörünün payı yüzde 17,8 olarak kaydedildi.
Bu sonuç, ticaret faaliyetlerinin toplam satış hacmi bakımından önemli bir büyüklüğe sahip olduğunu gösteriyor.
Ancak ciro payının yüksek olması, ilgili sektörün aynı oranda katma değer oluşturduğu anlamına gelmiyor.
Ticaret işletmelerinde mal alım ve satış işlemlerinin ekonomik yapısı ile üretim işletmelerinin değer oluşturma süreçleri farklı.
Bu nedenle sektörlerin ekonomik katkısını değerlendirirken ciroya ek olarak katma değer, üretim ve istihdam göstergeleri de incelenmeli.
Sektörlere Göre Temel Göstergeler
| Gösterge | 2025 yılı |
|---|---|
| Faal girişim sayısı | 4.016.059 |
| Toplam istihdam | 20.122.817 kişi |
| Toplam ciro | 124,82 trilyon TL |
| Toplam üretim değeri | 71,35 trilyon TL |
| Faktör maliyetiyle katma değer | 22,20 trilyon TL |
| Mal ve hizmetlerin toplam satın alışları | 108,51 trilyon TL |
Veriler TÜİK'in 2025 yılına ilişkin geçici sonuçlarına dayanıyor.
Girişimlerin Yüzde 48,4'ü Hizmet Sektöründe
2025 yılında faal girişimlerin yüzde 48,4'ü hizmet sektöründe yer aldı.
Ticaret sektörünün girişim sayısındaki payı yüzde 31,6 oldu.
Sanayi sektörünün payı ise yüzde 12,4 olarak gerçekleşti.
Bu sonuç, Türkiye'deki ekonomik birimlerin önemli bölümünün hizmet faaliyetlerinde yoğunlaştığını gösteriyor.
Ancak hizmet sektöründe girişim sayısının yüksek olması, bütün hizmet işletmelerinin büyük ölçekli olduğu anlamına gelmiyor.
Sektörde küçük işletmelerden büyük kurumsal yapılara kadar farklı büyüklüklerde ekonomik birimler bulunuyor.
Bu nedenle girişim sayısı ile işletme ölçeğinin birbirinden ayrılması gerekiyor.
İstihdamda En Yüksek Pay Hizmet Sektörünün
TÜİK verilerine göre 2025 yılında hizmet sektörünün toplam istihdam içerisindeki payı yüzde 41,2 olarak gerçekleşti.
Sanayi sektörü istihdamın yüzde 26,1'ini oluşturdu.
Bu dağılım, hizmet faaliyetlerinin iş gücü piyasasındaki önemli konumunu ortaya koyuyor.
Ancak istihdam payı, sektörün toplam üretim değerindeki veya cirosundaki payıyla aynı değil.
Farklı sektörlerin emek yoğunluğu ve üretim yapıları değişebiliyor.
Özellikle teknoloji, sermaye ve iş gücü kullanımının farklılaşması, çalışan başına ekonomik büyüklükler üzerinde etkili olabiliyor.
İmalat Sanayinde Üretim Değeri 27,9 Trilyon TL
Araştırmada üretim değeri bakımından imalat sanayi ilk sırada yer aldı.
2025 yılında imalat sanayinin üretim değeri 27 trilyon 886 milyar TL olarak gerçekleşti.
Ticaret sektöründe üretim değeri 9 trilyon 134 milyar TL olurken inşaat sektöründe 7 trilyon 976 milyar TL olarak hesaplandı.
Ulaştırma ve depolama faaliyetlerinde 6 trilyon 801 milyar TL, elektrik ve gaz faaliyetlerinde ise 4 trilyon 422 milyar TL üretim değeri oluştu.
Bu sonuç, imalat sanayinin ekonomik üretim faaliyetleri açısından belirleyici konumunu gösteriyor.
Ancak üretim değeri ile sektörün net kârı aynı gösterge değil.
Üretim süreçlerinde kullanılan girdilerin maliyetleri ve diğer harcamalar ayrıca değerlendirilmelidir.
Büyük İşletmeler Cironun Yüzde 34,3'ünü Oluşturdu
TÜİK'in açıkladığı sonuçlara göre 250 ve üzeri çalışanı bulunan girişimler, toplam cironun yüzde 34,3'ünü gerçekleştirdi.
Bir ile dokuz çalışanı bulunan girişimlerin payı yüzde 25,8 oldu.
On ile 49 çalışanı bulunan girişimler toplam cirodan yüzde 19,8 pay aldı.
50 ile 249 çalışanı bulunan girişimlerin payı ise yüzde 20,1 olarak gerçekleşti.
Bu dağılım, toplam cironun işletme büyüklüklerine göre farklılaştığını ortaya koyuyor.
Ancak çalışan sayısına göre yapılan sınıflandırma ile KOBİ mevzuatında kullanılan işletme büyüklüğü tanımlarının her durumda tamamen aynı olmadığı unutulmamalı.
İşletme Büyüklüğüne Göre Ciro Dağılımı
| Çalışan sayısı | Toplam cirodaki payı |
|---|---|
| 1–9 çalışan | %25,8 |
| 10–49 çalışan | %19,8 |
| 50–249 çalışan | %20,1 |
| 250 ve üzeri çalışan | %34,3 |
Veriler, büyük ölçekli işletmelerin toplam ciroda yüksek paya sahip olduğunu gösteriyor.
Bununla birlikte küçük ölçekli girişimlerin toplam cirodaki payı da önemli bir büyüklüğe ulaşıyor.
Katma Değer 22,2 Trilyon TL Olarak Gerçekleşti
2025 yılında faktör maliyetiyle katma değer 22 trilyon 201 milyar TL oldu.
Katma değer, işletmelerin ekonomik faaliyetleri sonucunda oluşturdukları değerin değerlendirilmesinde kullanılan temel göstergelerden biri.
Ancak katma değer, satış gelirleri veya net dönem kârıyla aynı anlamı taşımıyor.
Örneğin bir işletmenin yüksek tutarda mal satması, ekonomik faaliyetleri sonucunda aynı tutarda katma değer yarattığını göstermiyor.
Mal ve hizmet alımları ile ilgili diğer üretim unsurları katma değer hesabında önem taşıyor.
Bu nedenle sektörlerin ekonomik performansında katma değer ve ciro göstergelerinin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.
Mal ve Hizmet Satın Alışları 108,5 Trilyon TL
Araştırmaya göre işletmelerin mal ve hizmetlere ilişkin toplam satın alışları 108 trilyon 507 milyar TL seviyesine ulaştı.
Bu büyüklük, işletmelerin faaliyetlerini sürdürebilmek için gerçekleştirdikleri satın alma işlemlerinin önemini ortaya koyuyor.
Özellikle ticaret ve üretim faaliyetlerinde tedarik süreçleri önemli bir maliyet unsuru oluşturabiliyor.
Ancak toplam satın alışların tamamının aynı dönemde gider yazılması gerektiği düşünülmemeli.
Satın alınan malların stoklarda bulunması, sabit kıymet niteliği taşıması veya farklı dönemlerle ilişkili olması muhasebe uygulamalarını etkileyebilir.
Dolayısıyla istatistiksel satın alış büyüklüğü ile muhasebede hesaplanan dönem giderlerinin kapsamı farklı olabilir.
Muhasebe ve Finansal Raporlama Açısından Önemi
Şirketlerin finansal performansı değerlendirilirken ciro, maliyet ve kârlılık göstergelerinin ayrı analiz edilmesi gerekiyor.
Özellikle ticaret işletmelerinde satışların maliyeti, stok devir hızı ve brüt kâr marjı önemli.
İmalat şirketlerinde ise hammadde, işçilik ve genel üretim giderleri maliyet hesaplamasında ön plana çıkıyor.
Hizmet işletmelerinde personel ve operasyonel giderler önemli maliyet kalemleri oluşturabiliyor.
Ancak TÜİK'in açıkladığı toplam sektör verileri, işletmelerin muhasebe kayıtlarını doğrudan değiştirmelerini gerektirmiyor.
Şirketlerin finansal tablolarını kendi gerçekleşen işlemlerine ve uyguladıkları muhasebe çerçevesine göre hazırlaması gerekiyor.
Şirketler Sektörel Verileri Nasıl Kullanabilir?
Yıllık Sanayi ve Hizmet İstatistikleri, şirketlerin faaliyet gösterdikleri ekonomik ortamı değerlendirmelerinde yardımcı olabilir.
Özellikle sektörlerin toplam ciro ve istihdam içerisindeki ağırlıkları, işletmelerin stratejik planlama süreçlerinde dikkate alınabilir.
Ancak sektör genelindeki ciro büyüklüğünün tek bir işletmenin büyüme hızını veya pazar payını doğrudan gösterdiği düşünülmemeli.
Şirketlerin kendi satış gelirleri, maliyetleri ve faaliyet sonuçlarıyla sektör verileri arasında kapsam farklılıkları bulunabilir.
Bu nedenle karşılaştırmalarda kullanılan göstergelerin tanımı ve dönemi kontrol edilmeli.
Yeni NACE Rev. 2.1 Sınıflandırmasına Dikkat
TÜİK'in 2025 yılı araştırmasında Avrupa Topluluğunda Ekonomik Faaliyetlerin İstatistiki Sınıflaması'nın NACE Rev. 2.1 sürümü esas alındı.
Bu değişiklik, ekonomik faaliyetlerin sınıflandırılmasında güncellenmiş bir yapının kullanılmasını sağlıyor.
Özellikle hizmet ve dijital faaliyetlerdeki gelişmelerin istatistiklerde daha ayrıntılı izlenmesi açısından yeni sınıflandırma önem taşıyor.
Ancak önceki yıllarda NACE Rev. 2 üzerinden hazırlanan verilerle karşılaştırma yapılırken metodolojik değişiklikler dikkate alınmalı.
Bir sektördeki pay değişiminin tamamı doğrudan ekonomik faaliyetlerdeki büyümeden veya daralmadan kaynaklanmayabilir.
Sınıflandırma değişikliklerinin etkisi de bulunabilir.
Veriler Yeni Bir Vergi Düzenlemesi Getiriyor mu?
TÜİK'in 27 Ağustos 2026 tarihli araştırması, kurumlar vergisi, gelir vergisi veya KDV oranlarında yeni bir değişiklik içermiyor.
Açıklanan rakamlar işletmelerin 2025 yılı ekonomik faaliyetlerine ilişkin istatistiksel sonuçlarını gösteriyor.
Dolayısıyla toplam cironun 124,8 trilyon TL'ye ulaşması, bütün şirketlerin vergi matrahlarının aynı oranda arttığı anlamına gelmiyor.
Vergi matrahları, mükelleflerin kendi işlemleri ve yürürlükteki vergi mevzuatına göre hesaplanıyor.
Ayrıca sektör genelindeki ciro tutarları üzerinden herhangi bir işletmenin vergisel yükümlülüğü doğrudan belirlenemez.
Mali Müşavirler İçin Hangi Göstergeler Önemli?
Serbest muhasebeci mali müşavirler açısından sektör verileri, mükelleflerin mali sonuçlarının ekonomik ortamla birlikte değerlendirilmesine yardımcı olabilir.
Özellikle ciro artışı, stok hareketleri ve satışların maliyeti arasındaki ilişki önem taşıyor.
Bununla birlikte sektörel istatistiklerin doğrudan muhasebe kayıtlarının doğruluğunu kanıtlayan belgeler olmadığı unutulmamalı.
Bir işletmenin mali tablolarının değerlendirilmesinde defter kayıtları, faturalar, sözleşmeler ve diğer ilgili belgeler esas alınmalı.
Sektörel veriler ise finansal analizleri destekleyen karşılaştırma bilgileri sağlayabilir.
Türkiye'deki Girişimlerin Ekonomik Büyüklüğü Artıyor
TÜİK'in açıkladığı 2025 yılı geçici sonuçları, Türkiye'nin sanayi, ticaret ve hizmet faaliyetlerinin önemli ekonomik büyüklüklere ulaştığını ortaya koydu.
Faal girişim sayısı 4 milyon 16 bin 59 olurken istihdam 20 milyon 122 bin 817 kişiye ulaştı.
Toplam ciro 124 trilyon 816 milyar TL, üretim değeri 71 trilyon 351 milyar TL ve faktör maliyetiyle katma değer 22 trilyon 201 milyar TL olarak gerçekleşti.
Hizmet sektörü girişim sayısı ve istihdamda ilk sırada yer aldı.
Ticaret sektörü ise toplam cironun yüzde 46,8'ini oluşturarak en yüksek paya sahip faaliyet grubu oldu.
Açıklanan sonuçlar, Türkiye'de sektörlerin ekonomik büyüklüklerinin farklı göstergeler bakımından değiştiğini ve şirketlerin performans değerlendirmelerinde yalnızca ciroya değil, üretim, katma değer, istihdam ve maliyet verilerine de odaklanılması gerektiğini gösteriyor.





