İhracat Beklentisi Gerilerken İthalat Beklentisi Güçlendi
Ticaret Bakanlığı, 2026 yılının dördüncü çeyreğine ilişkin Dış Ticaret Beklenti Anketi sonuçlarını 8 Ekim 2026 tarihinde açıkladı. Sonuçlara göre ihracat beklenti endeksi 96,9 seviyesine gerilerken ithalat beklenti endeksi 115,4’e yükseldi. Bu görünüm, yılın son çeyreğinde ihracatçı firmaların daha temkinli bir beklentiye sahip olduğunu, ithalat tarafında ise artış yönlü beklentilerin güçlendiğini gösteriyor.
Ticaret Bakanlığının endeks metodolojisine göre 100’ün üzerindeki değerler artış, 100’ün altındaki değerler ise azalış beklentisine işaret ediyor. Buna göre 96,9 seviyesindeki ihracat beklenti endeksi dördüncü çeyrekte ihracat tarafında zayıflama beklentisini, 115,4 seviyesindeki ithalat beklenti endeksi ise ithalatta artış beklentisini ortaya koyuyor.
İhracat Beklenti Endeksi 101,5’ten 96,9’a Geriledi
2026 yılının üçüncü çeyreğinde ihracat beklenti endeksi 101,5 seviyesindeydi. Dördüncü çeyrekte endeksin 96,9’a düşmesiyle ihracat beklentileri yeniden 100 eşik değerinin altına indi. Böylece şirketlerin gelecek üç aya ilişkin ihracat görünümünde daha ihtiyatlı bir değerlendirme öne çıktı.
Endeksin 100’ün altına inmesi, ihracatın mutlaka düşeceği anlamına gelmiyor. Anket, dış ticarette faaliyet gösteren firmaların geleceğe yönelik beklentilerini ölçüyor. Bu nedenle sonuçlar gerçekleşmiş ihracat verisi değil, iş dünyasının kısa vadeli görünümüne ilişkin öncü bir gösterge niteliğinde.
İthalat Beklenti Endeksi 115,4’e Yükseldi
İthalat tarafında ise ters yönde bir hareket yaşandı.
2026 yılının üçüncü çeyreğinde 102,7 olan ithalat beklenti endeksi, dördüncü çeyrekte 115,4’e çıktı. Böylece ithalat beklentisi belirgin biçimde güçlendi.
115,4 seviyesindeki endeks, ankete katılan firmaların yılın son üç ayında ithalat tarafında artış beklediğini gösteriyor.
Bu gelişme özellikle üretiminde ithal hammadde, ara malı, makine veya ekipman kullanan şirketlerin satın alma planları açısından dikkat çekiyor.
Anket 1-16 Eylül Tarihleri Arasında Yapıldı
2026 yılı dördüncü çeyrek Dış Ticaret Beklenti Anketi 1-16 Eylül 2026 tarihleri arasında uygulandı.
Anket, Ticaret Bakanlığı tarafından üçer aylık dönemler halinde gerçekleştiriliyor ve Resmî İstatistik Programı kapsamında yayımlanıyor.
Çalışmada dış ticarette faaliyet gösteren firmaların yakın geçmişe, mevcut duruma ve gelecek döneme ilişkin değerlendirmeleri ölçülüyor. Elde edilen sonuçlardan ihracat ve ithalat beklenti endeksleri oluşturuluyor.
Bu nedenle sonuçlar yalnızca ekonomik görünümü değil, şirketlerin sipariş, satış, üretim ve dış ticaret planlamalarına ilişkin eğilimleri de yansıtıyor.
İhracatçı Şirketler Açısından Ne Anlama Geliyor?
İhracat beklenti endeksinin 100’ün altına gerilemesi, ihracatçı şirketlerin yılın son çeyreğine daha temkinli yaklaştığını gösteriyor.
Dış talepteki yavaşlama, ana ihracat pazarlarındaki ekonomik görünüm, kur hareketleri, finansman maliyetleri ve şirketlerin sipariş düzeyleri ihracat beklentileri üzerinde etkili olabiliyor.
Bu nedenle ihracat yapan şirketlerin yalnızca toplam satış hedeflerini değil, ülke ve müşteri bazında sipariş akışını da daha yakından takip etmesi önem taşıyor.
Özellikle büyük müşterilere yüksek bağımlılığı olan şirketlerde, tek bir pazardaki sipariş düşüşü nakit akışını ve üretim kapasitesi kullanımını doğrudan etkileyebilir.
İthalat Artışı Üretim Talebine de İşaret Edebilir
İthalat beklentisinin güçlenmesi her zaman olumsuz bir gelişme olarak değerlendirilmemeli.
Türkiye’de ithalatın önemli bölümü üretimde kullanılan ara malları, enerji, hammadde, makine ve yatırım mallarından oluşuyor.
Bu nedenle şirketlerin ithalat beklentisinin yükselmesi, belirli sektörlerde üretim, stok veya yatırım hazırlıklarının güçlenmesine de işaret edebilir.
Ancak ithalatın hangi ürün gruplarında arttığı, bu artışın üretime mi yoksa nihai tüketime mi yönelik olduğu ayrıca değerlendirilmek zorunda.
Kur Riski İthalatçı Şirketler İçin Daha Kritik Hale Geliyor
İthalat beklentisinin artması, döviz cinsinden ödeme yükümlülüklerinin şirket bilançolarındaki önemini de artırabilir.
Hammadde veya ürünlerini dövizle satın alan şirketlerin kur riskini yalnızca fatura tarihindeki kur üzerinden değerlendirmemesi gerekiyor.
Sipariş tarihi, ödeme vadesi ve ürünün satışa dönüşeceği dönem arasında kur değişimi yaşanması, şirketin brüt kâr marjını doğrudan etkileyebilir.
Bu nedenle ithalatçı şirketlerin açık döviz pozisyonlarını, vadeli ödeme planlarını ve gerekiyorsa kur riskinden korunma seçeneklerini birlikte değerlendirmesi önem taşıyor.
Stok Yönetimi Daha Fazla Önem Kazanıyor
İthalat beklentisinin yükselmesi, şirketlerin stok politikalarında da dikkatli hareket etmesini gerektiriyor.
Yüksek stok seviyesi, özellikle finansman maliyetlerinin yüksek olduğu dönemlerde ciddi işletme sermayesi ihtiyacı yaratabiliyor.
İthal ürünlerde teslim süresinin uzun olması şirketleri daha yüksek stok tutmaya yöneltebilir. Ancak gereğinden fazla stok yapılması halinde ürünün depoda beklediği süre boyunca finansman ve depolama maliyetleri artabilir.
Bu nedenle şirketlerin tedarik süresi, satış hızı ve finansman maliyetini birlikte dikkate alarak stok planlaması yapması gerekiyor.
Muhasebe Birimleri Kur ve Maliyet Takibini Güçlendirmeli
Dış ticaret hacmi artan şirketlerde muhasebe birimlerinin de daha ayrıntılı maliyet ve kur takibi yapması gerekiyor.
İthalat sırasında mal bedelinin yanında navlun, sigorta, gümrük vergileri ve diğer doğrudan maliyet unsurlarının doğru şekilde stok maliyetine dahil edilmesi önem taşıyor.
Dövizli borçların dönem sonu değerlemeleri, kur farkları ve varsa finansman giderleri de şirketin finansal sonuçlarını etkileyebilir.
İhracatçı şirketlerde ise dövizli alacakların tahsilat süresi ve kur hareketlerinin gelir tablosuna etkisi ayrıca takip edilmeli.
İhracat ve İthalat Beklentilerinin Ayrışması Dikkat Çekiyor
Dördüncü çeyrek sonuçlarında en dikkat çekici nokta ihracat ve ithalat beklentilerinin birbirinden ayrışması oldu.
İhracat beklenti endeksi 96,9 ile azalış yönünde sinyal verirken, ithalat beklenti endeksi 115,4 ile güçlü artış yönünde.
Bu görünüm, dış ticaret yapan şirketlerin yılın son üç ayında farklı koşullarla karşılaşabileceğini gösteriyor.
İhracat yapan işletmeler dış talep ve sipariş gelişmelerine daha fazla odaklanırken, ithalatçı şirketlerin maliyet, kur ve stok risklerini daha sıkı izlemesi gerekebilir.
Finansman İhtiyacı Artabilir
İthalatın artması şirketlerin işletme sermayesi ihtiyacını da yükseltebilir.
Özellikle ithal hammaddenin peşin veya kısa vadeli ödeme ile alınmasına karşılık nihai ürünün daha uzun vadede satılması, şirketin nakit dönüş süresini uzatabilir.
Bu nedenle ithalat hacmini artırmayı planlayan şirketlerin banka limitlerini, nakit akışlarını ve tedarikçi ödeme vadelerini önceden değerlendirmesi gerekiyor.
İhracat tarafında ise siparişlerin zayıflaması durumunda üretim hacminin ve stok seviyesinin yeni talep görünümüne göre ayarlanması gerekebilir.
Şirketler Ne Yapmalı?
Dış ticaret yapan şirketlerin 2026 yılının son çeyreği için hazırladıkları bütçe ve satış tahminlerini güncel piyasa koşullarıyla karşılaştırması yararlı olacaktır.
İhracatçı işletmelerin ülke ve müşteri bazında sipariş beklentilerini gözden geçirmesi, ithalatçı işletmelerin ise döviz, stok ve işletme sermayesi risklerini yakından takip etmesi gerekiyor.
Ayrıca yüksek dış ticaret hacmine sahip şirketlerde finans, muhasebe, satın alma ve satış ekiplerinin aynı nakit akış ve sipariş projeksiyonları üzerinden çalışması önem taşıyor.
Ticaret Bakanlığının 8 Ekim 2026 tarihli anketi, yılın son çeyreğine girilirken ihracat beklentilerinin zayıfladığını, buna karşılık ithalat beklentilerinin belirgin biçimde güçlendiğini ortaya koyuyor.




