Yüksek Teknolojili Ürünlerin İhracattaki Payı Yüzde 3,6'da Kaldı: İthalatta Oran Yüzde 12'ye Ulaştı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 30 Eylül 2026 tarihinde yayımladığı Ağustos ayı dış ticaret istatistiklerinde yüksek teknolojili ürünlerin ihracat ve ithalattaki paylarını açıkladı. Verilere göre yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatı içindeki payı yüzde 3,6 olurken ithalattaki payı yüzde 12 olarak gerçekleşti. Aynı dönemde Türkiye'nin toplam ihracatı yüzde 8,1 artarak 23 milyar 467 milyon dolara ulaşırken ithalat yüzde 10,5 artarak 28 milyar 706 milyon dolar oldu. Veriler, Türkiye'nin yüksek teknolojili ürün ticaretindeki yapısal farklılığı ortaya koydu.

Türkiye İstatistik Kurumu ile Ticaret Bakanlığı iş birliğinde hazırlanan Ağustos 2026 Dış Ticaret İstatistikleri, Türkiye'nin uluslararası ticaretindeki gelişmeleri ortaya koydu.

Açıklanan verilerde yalnızca ihracat ve ithalat tutarları değil, ürünlerin teknoloji yoğunluklarına göre dağılımı da yer aldı.

Özellikle yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatı ve ithalatı içindeki payları arasında belirgin fark bulunması dikkat çekti.

TÜİK verilerine göre Ağustos ayında imalat sanayi ürünleri ihracatının yüzde 3,6'sı yüksek teknolojili ürünlerden oluştu.

İmalat sanayi ürünleri ithalatında ise yüksek teknolojili ürünlerin payı yüzde 12 seviyesinde gerçekleşti.

Bu sonuçlar, teknoloji yoğun üretim ve dış ticaretin değerlendirilmesinde önemli göstergeler sunuyor.

Yüksek Teknolojili Ürünlerin İhracattaki Payı Yüzde 3,6

TÜİK'in açıkladığı verilere göre Ağustos 2026'da yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatı içindeki payı yüzde 3,6 oldu.

Bu oran, imalat sanayi kapsamında ihraç edilen ürünlerin teknoloji yoğunluğuna göre dağılımını gösteriyor.

Ancak yüzde 3,6'lık payın Türkiye'nin toplam ihracatının doğrudan aynı oranını ifade ettiği düşünülmemeli.

İstatistik, yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatı içerisindeki payını esas alıyor.

Dolayısıyla hesaplamanın kapsamı değerlendirilirken toplam dış ticaretle imalat sanayi dış ticareti birbirinden ayrılmalı.

İthalatta Yüksek Teknoloji Payı Yüzde 12

Ağustos ayında yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ithalatı içindeki payı yüzde 12 olarak gerçekleşti.

Bu oran, ihracattaki yüzde 3,6'lık payın üzerinde bulunuyor.

İki gösterge arasındaki fark 8,4 yüzde puan oldu.

Ancak bu fark, yüksek teknolojili ürünlerdeki dış ticaret açığının parasal tutarını doğrudan göstermiyor.

İhracat ve ithalatın toplam büyüklükleri farklı olduğundan söz konusu açığın belirlenebilmesi için ilgili ürün gruplarının parasal değerlerinin ayrıca hesaplanması gerekiyor.

Bununla birlikte açıklanan oranlar, teknoloji yoğun ürünlerin Türkiye'nin ithalat yapısında daha yüksek ağırlık taşıdığını ortaya koyuyor.

Ağustos 2026 Teknoloji Yoğunluğu Verileri

Gösterge Ağustos 2026
İmalat sanayinin toplam ihracattaki payı %93,6
Yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatındaki payı %3,6
İmalat sanayinin toplam ithalattaki payı %82,3
Yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ithalatındaki payı %12,0

Veriler, teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaretin imalat sanayi ürünleri üzerinden değerlendirildiğini gösteriyor.

Bu nedenle yüksek teknoloji paylarının toplam ihracat ve toplam ithalat paylarıyla karıştırılmaması gerekiyor.

İlk Sekiz Ayda Yüksek Teknoloji İhracatının Payı Yüzde 3,7

TÜİK'in açıklamasına göre 2026 yılının ocak-ağustos döneminde yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatı içindeki payı yüzde 3,7 oldu.

Aynı dönemde yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ithalatı içindeki payı ise yüzde 12,1 olarak gerçekleşti.

Gösterge Ocak-Ağustos 2026
İmalat sanayinin toplam ihracattaki payı %93,9
Yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatındaki payı %3,7
İmalat sanayinin toplam ithalattaki payı %80,1
Yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ithalatındaki payı %12,1

Sekiz aylık sonuçlar, yüksek teknolojili ürünlerin ithalat içindeki ağırlığının ihracattaki ağırlığından daha fazla olduğunu gösteriyor.

Ancak tek başına bu oranlardan hareketle yüksek teknolojili ürün üreten bütün yerli şirketlerin rekabet gücünün azaldığı sonucuna varılamaz.

Şirketlerin üretim kapasiteleri, ihracat pazarları ve ürün grupları farklılık gösterebilir.

Teknoloji Yoğunluğu Nasıl Belirleniyor?

Dış ticaret istatistiklerinde teknoloji yoğunluğu sınıflaması, imalat sanayi faaliyetlerinin uluslararası ekonomik faaliyet sınıflamalarıyla ilişkilendirilmesine dayanıyor.

TÜİK, teknoloji yoğunluğuna göre dış ticaret verilerinin ISIC Rev.4 sınıflaması kapsamında yer alan imalat sanayi ürünlerini içerdiğini belirtiyor.

Bu sınıflama, farklı ürün ve sektörlerin teknoloji düzeylerine göre istatistiksel olarak karşılaştırılmasına yardımcı oluyor.

Ancak teknoloji yoğunluğu sınıflamasındaki yüksek teknoloji kavramı, bir ürünün yüksek satış fiyatına sahip olmasıyla aynı anlama gelmiyor.

Bir ürünün teknoloji grubunun belirlenmesinde ilgili istatistiksel sınıflama esas alınıyor.

Bu nedenle pahalı bir ürünün mutlaka yüksek teknolojili sayılacağı varsayılmamalı.

Türkiye'nin Toplam İhracatı 23,47 Milyar Dolar Oldu

Ağustos 2026'da Türkiye'nin genel ticaret sistemine göre toplam ihracatı, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 8,1 artarak 23 milyar 467 milyon dolara ulaştı.

İthalat ise yüzde 10,5 artarak 28 milyar 706 milyon dolar olarak gerçekleşti.

İthalattaki artış oranının ihracattaki artıştan yüksek olması sonucunda dış ticaret açığı genişledi.

Bu sonuçlar, dış ticaretin toplam parasal büyüklüğünde artış yaşandığını gösteriyor.

Ancak dış ticaret tutarlarındaki artışın tamamı satılan veya satın alınan ürün miktarındaki değişimden kaynaklanmayabilir.

Ürün fiyatları ve ticarete konu malların bileşimi de toplam parasal değerleri etkileyebiliyor.

Dış Ticaret Açığı 5,24 Milyar Dolara Ulaştı

TÜİK verilerine göre Ağustos 2026'da dış ticaret açığı, geçen yılın aynı ayına kıyasla yüzde 22,3 artarak 5 milyar 239 milyon dolara yükseldi.

Ağustos 2025'te dış ticaret açığı 4 milyar 283 milyon dolar seviyesindeydi.

İhracatın ithalatı karşılama oranı ise yüzde 83,5'ten yüzde 81,7'ye geriledi.

Bu sonuç, aynı dönemde ithalatın parasal büyüklüğünün ihracatın üzerinde gerçekleştiğini gösteriyor.

Ancak dış ticaret açığı ile cari işlemler açığı aynı kavram değil.

Cari işlemler dengesi, mal ticaretinin yanı sıra hizmetler ve diğer ilgili işlemleri de kapsıyor.

İmalat Sanayinin İhracattaki Ağırlığı Devam Ediyor

Ağustos ayında Türkiye'nin toplam ihracatının yüzde 93,6'sı imalat sanayi ürünlerinden oluştu.

Tarım, ormancılık ve balıkçılık sektörünün payı yüzde 3,2, madencilik ve taş ocakçılığı sektörünün payı ise yüzde 2,3 olarak gerçekleşti.

Bu veriler, Türkiye'nin ihracatında imalat sanayinin belirleyici ağırlığa sahip olduğunu gösteriyor.

Ancak imalat sanayinin toplam ihracattaki payının yüksek olması, ihraç edilen ürünlerin tamamının yüksek teknoloji grubunda bulunduğu anlamına gelmiyor.

İmalat sanayi, farklı teknoloji yoğunluklarına sahip çok sayıda faaliyet grubunu kapsıyor.

Bu nedenle toplam imalat ihracatıyla yüksek teknoloji ihracatının birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.

İthalatın Yüzde 70,7'si Ara Mallarından Oluştu

Ağustos 2026'da ithalatın geniş ekonomik gruplara göre dağılımında ara malları ilk sırada yer aldı.

TÜİK'in açıkladığı verilere göre toplam ithalatın yüzde 70,7'sini ara malları oluşturdu.

Sermaye mallarının payı yüzde 13,5, tüketim mallarının payı ise yüzde 15,5 olarak gerçekleşti.

Bu sonuçlar, Türkiye'nin ithalatında üretim süreçlerinde kullanılan girdilerin önemli bir ağırlığa sahip olduğunu ortaya koyuyor.

Ancak ara malı sınıflaması ile yüksek teknoloji sınıflaması farklı kategorilere dayanıyor.

Bir ürünün ara malı olarak ithal edilmesi, onun otomatik olarak yüksek teknolojili veya düşük teknolojili olduğu anlamına gelmiyor.

İthal Girdiler Üretici Şirketleri Nasıl Etkiliyor?

İmalat sanayinde faaliyet gösteren bazı işletmeler, üretim süreçlerinde ithal edilen ham madde, yarı mamul ve diğer girdileri kullanıyor.

Bu nedenle ithalatın fiyatı ve tedarik koşulları, işletmelerin üretim maliyetlerini etkileyebiliyor.

Özellikle teknoloji yoğun bileşenlerin yurt dışından temin edildiği faaliyetlerde tedarik süreleri ve döviz cinsinden maliyetler önem taşıyabilir.

Ancak yüksek teknolojili ürünlerin ithalattaki payının yüzde 12 olması, bütün teknoloji şirketlerinin maliyetlerinin aynı oranda arttığı anlamına gelmiyor.

Söz konusu oran, ithalatın bileşimine ilişkin istatistiksel bir gösterge.

Şirketlerin gerçek maliyetleri kendi satın alma işlemleri üzerinden belirleniyor.

Yüksek Teknoloji İhracatı Şirketler İçin Neden Önemli?

Teknoloji yoğun ürünlerin ihracatı, üretim yapısı ve uluslararası rekabet açısından önemli bir gösterge.

Özellikle araştırma ve geliştirme faaliyetlerine dayalı ürünler, farklı teknolojik bilgi ve üretim süreçleri gerektirebiliyor.

Ancak yüksek teknolojili ürün ihracatının artması, bütün ilgili şirketlerin kârlılığının aynı ölçüde yükseleceği anlamına gelmiyor.

Ürün geliştirme, üretim, pazarlama ve finansman giderleri işletmelerin finansal sonuçlarını etkileyebilir.

Bu nedenle yüksek teknoloji faaliyetleri değerlendirilirken üretim hacmi, satış gelirleri ve maliyetler birlikte incelenmeli.

Ar-Ge Harcamaları ve Finansal Raporlama

Teknoloji geliştiren işletmeler açısından araştırma ve geliştirme harcamalarının muhasebeleştirilmesi önemli.

Ancak bütün Ar-Ge giderlerinin otomatik olarak maddi olmayan duran varlık niteliğinde aktifleştirilmesi doğru değil.

Özellikle Türkiye Finansal Raporlama Standartları'nı uygulayan işletmelerde araştırma ve geliştirme aşamalarına ilişkin ilgili TMS 38 hükümleri dikkate alınmalı.

Vergisel uygulamalarda ise Vergi Usul Kanunu ve ilgili diğer düzenlemeler önem taşıyor.

Bu nedenle teknoloji faaliyetlerine ilişkin muhasebe işlemlerinde harcamanın niteliğinin doğru belirlenmesi gerekiyor.

İthal Makine ve Teknolojik Donanımın Muhasebeleştirilmesi

Şirketlerin yurt dışından teknolojik makine, ekipman veya üretim sistemleri satın alması, çeşitli muhasebe ve vergi sonuçları oluşturabilir.

Özellikle sabit kıymet niteliğindeki yatırımlarda satın alma bedeli, ilgili ithalat giderleri ve diğer maliyet unsurlarının değerlendirilmesi gerekiyor.

Ancak yüksek teknolojili ürün ithalatındaki artış, bütün ithalatın sabit kıymet yatırımlarından oluştuğunu göstermiyor.

İthal edilen ürünler arasında ara malları, üretim bileşenleri ve farklı kullanım amaçlarına sahip ürünler bulunabiliyor.

Bu nedenle şirketlerin ithalat işlemlerini ürünün niteliğine göre doğru sınıflandırması gerekiyor.

Teknoloji Yatırımlarında Vergisel Teşvikler

Türkiye'de belirli yatırım ve araştırma-geliştirme faaliyetleri için farklı teşvik ve destek mekanizmaları bulunabiliyor.

Ancak bir ürünün yüksek teknoloji sınıflamasında yer alması, ilgili şirketin bütün vergi teşviklerinden otomatik olarak yararlanacağı anlamına gelmiyor.

Teşviklerin kapsamı, başvuru şartları ve uygulanacak avantajlar ilgili mevzuata göre belirleniyor.

Bu nedenle yatırım yapan şirketlerin teşvik durumlarını somut yatırımın özelliklerine göre değerlendirmesi gerekiyor.

TÜİK'in Ağustos 2026 dış ticaret bülteni ise yeni bir yatırım teşviki veya vergi istisnası ilan etmiyor.

İhracatçı Şirketlerde Döviz ve Nakit Akışı Yönetimi

Yüksek teknolojili ürün ihracatı yapan şirketlerde satış sözleşmeleri ve tahsilatlar farklı para birimleri üzerinden gerçekleşebiliyor.

Bu nedenle döviz kuru değişimleri, şirketlerin finansal sonuçlarını etkileyebilir.

Ancak ihracat tutarının artması, işletmenin aynı dönemde nakit tahsilatını tamamladığı anlamına gelmiyor.

Özellikle vadeli satışlarda ticari alacakların izlenmesi gerekiyor.

Bu nedenle finansal raporlama süreçlerinde ihracat gelirleri, alacaklar ve nakit hareketleri ayrı değerlendirilmeli.

Bağımsız Denetim Açısından Teknoloji Şirketleri

Yüksek teknoloji sektörlerinde faaliyet gösteren şirketlerin bağımsız denetiminde işletmeye özgü riskler önem taşıyabiliyor.

Özellikle Ar-Ge harcamaları, maddi olmayan duran varlıklar, stoklar ve uzun vadeli müşteri sözleşmeleri finansal tablolar açısından değerlendirme gerektirebilir.

Ancak teknoloji yoğun faaliyetlerde bulunmak, şirketin finansal tablolarında hata veya usulsüzlük bulunduğu anlamına gelmiyor.

Denetim prosedürleri, işletmenin özelliklerine ve ilgili denetim standartlarına göre belirlenmeli.

Bu nedenle sektörel istatistikler, bağımsız denetimde işletmeye özgü kanıtların yerine kullanılmamalı.

Şirketler Hangi Göstergeleri Takip Etmeli?

Teknoloji yoğun üretim ve dış ticaret yapan işletmelerin aşağıdaki alanları değerlendirmesi yararlı olabilir:

  1. Ürün bazında ihracat ve ithalat tutarları.

  2. Ürünlerin teknik sınıflandırmaları ve kullanım amaçları.

  3. İthal girdilerin toplam üretim maliyetindeki payı.

  4. Araştırma ve geliştirme harcamaları.

  5. Üretim kapasitesi ve verimlilik.

  6. Döviz cinsinden ticari alacak ve borçlar.

  7. İhracat sözleşmeleri ve tahsilat süreleri.

  8. Teknolojik yatırımların finansman koşulları.

  9. Ürün bazında kârlılık ve faaliyet sonuçları.

  10. İlgili teşvik ve vergi uygulamalarının mevzuata uygunluğu.

Bu kontroller, işletmelerin teknoloji yatırımlarını ve dış ticaret faaliyetlerini daha sağlıklı değerlendirmesine yardımcı olabilir.

Yüksek Teknoloji İhracatında İthalata Göre Daha Düşük Pay

TÜİK'in 30 Eylül 2026 tarihinde yayımladığı Ağustos 2026 Dış Ticaret İstatistikleri, teknoloji yoğunluğu açısından dikkat çeken sonuçlar ortaya koydu.

Yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatındaki payı yüzde 3,6 olarak gerçekleşti.

Aynı ürün grubunun imalat sanayi ithalatındaki payı yüzde 12 oldu.

Ocak-ağustos döneminde ise yüksek teknolojili ürünlerin imalat sanayi ihracatındaki payı yüzde 3,7, ithalatındaki payı yüzde 12,1 olarak açıklandı.

Otomobil Kayıtları Yüzde 30,5 Azaldı: İkinci El Verileri
Otomobil Kayıtları Yüzde 30,5 Azaldı: İkinci El Verileri
İçeriği Görüntüle

Toplam ihracat Ağustos ayında 23 milyar 467 milyon dolara, ithalat ise 28 milyar 706 milyon dolara ulaştı.

Dış ticaret açığı yüzde 22,3 artarak 5 milyar 239 milyon dolar oldu.

Açıklanan sonuçlar, Türkiye'nin yüksek teknolojili ürünlerdeki ithalat ağırlığının ihracata kıyasla daha yüksek olduğunu gösteriyor.

Üretici ve ihracatçı işletmeler açısından teknolojik yatırımların, ithal girdi maliyetlerinin, Ar-Ge harcamalarının ve finansal planlamanın birlikte değerlendirilmesi önem taşıyor.