Türkiye'nin Türk Dünyasıyla Ticareti 21,2 Milyar Dolara Ulaştı: İlk Dokuz Ayda Yüzde 7,5 Artış
Ticaret Bakanlığı, Türkiye'nin Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üyesi ve gözlemci ülkelerle gerçekleştirdiği ticarete ilişkin güncel verileri paylaştı. 13 Ekim 2026 tarihinde yapılan açıklamaya göre Türkiye'nin söz konusu ülkelerle ticaret hacmi, 2026 yılının ilk dokuz ayında geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 7,5 artarak 21,2 milyar dolara ulaştı. Bakanlık ayrıca 2025 yılında bu ülkelerle toplam ticaret hacminin 26,9 milyar dolar olarak gerçekleştiğini bildirdi. Açıklamada Türk dünyasının küresel ekonomideki payının ve Türkiye'deki yatırımlarının arttığına da dikkat çekildi.
Ticaret Bakanlığı Türk Dünyasıyla Ekonomik İlişkileri Değerlendirdi
Ticaret Bakanlığı tarafından 13 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan açıklamada, Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ve gözlemci ülkelerle yürütülen ekonomik ilişkilerin güncel durumu ele alındı.
Açıklama, Ticaret Bakan Yardımcısı Ö. Volkan Ağar'ın Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin başkenti Lefkoşa'da gerçekleştirilen Türk Akademisi Raporlarının Sunumu programındaki değerlendirmelerine dayanıyor.
12-13 Ekim tarihlerinde düzenlenen programda Türk dünyasının ekonomik büyüklüğü, dış ticaret hacmi ve yatırım ilişkileri gündeme geldi.
Bakanlığın verilerine göre Türkiye'nin TDT üyesi ve gözlemci ülkelerle gerçekleştirdiği ticaret 2026 yılının ilk dokuz ayında artış kaydetti.
Bu sonuç, söz konusu ülkelerle ekonomik ilişkilerdeki gelişimin yılın ilk üç çeyreğinde de devam ettiğini gösterdi.
Ancak açıklanan ticaret hacmi, yalnızca Türkiye'nin ihracatını değil, ilgili ülkelerle gerçekleştirilen toplam dış ticareti ifade ediyor.
Bu nedenle 21,2 milyar dolarlık tutarın tamamının ihracat geliri olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.
İlk Dokuz Ayda Ticaret Hacmi Yüzde 7,5 Arttı
Ticaret Bakanlığının açıklamasına göre Türkiye'nin TDT üyesi ve gözlemci ülkelerle ticaret hacmi 2026 yılının Ocak-Eylül döneminde 21,2 milyar dolar oldu.
Geçen yılın aynı dönemine göre artış oranı yüzde 7,5 olarak gerçekleşti.
Söz konusu oran ve tutardan hareketle, 2025 yılının aynı dokuz aylık dönemindeki ticaret hacminin yaklaşık 19,7 milyar dolar düzeyinde olduğu hesaplanabiliyor.
Bu karşılaştırma, ticaret hacminin bir yılda yaklaşık 1,5 milyar dolar arttığını gösteriyor.
Ancak önceki yılın dokuz aylık tutarı, Bakanlığın açıkladığı yuvarlanmış rakamlar üzerinden hesaplanan yaklaşık bir değerdir.
Kesin karşılaştırmaların yapılmasında ayrıntılı resmî dış ticaret istatistiklerinin kullanılması gerekiyor.
Türkiye'nin Türk Dünyasıyla Ticaretinde Öne Çıkan Rakamlar
| Gösterge | Tutar veya değişim |
|---|---|
| 2025 yılı toplam ticaret hacmi | 26,9 milyar dolar |
| 2026 ilk dokuz ay ticaret hacmi | 21,2 milyar dolar |
| İlk dokuz aylık yıllık değişim | +%7,5 |
| Türkiye'deki yatırım stoku, 2025 sonu | 12,8 milyar dolar |
| Toplam yabancı yatırım stokundaki pay | %6,1 |
Veriler, Türk dünyasıyla ticaretin yanında yatırımların da ekonomik ilişkiler açısından önemli bir alan oluşturduğunu ortaya koyuyor.
Bununla birlikte ticaret hacmi ile yatırım stoku farklı ekonomik göstergeler olduğundan bu tutarların birbirleriyle doğrudan toplanması doğru değil.
2025 Yılında Ticaret Hacmi 26,9 Milyar Dolar Olmuştu
Bakanlığın açıklamasında 2025 yılına ilişkin yıllık dış ticaret verilerine de yer verildi.
Buna göre Türkiye'nin Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ve gözlemci ülkelerle ticaret hacmi 2025 yılında bir önceki yıla göre yüzde 4 artarak 26,9 milyar dolara ulaştı.
2026 yılının ilk dokuz ayındaki yüzde 7,5'lik artış, ticaret hacminin geçen yılın aynı dönemine göre büyümeye devam ettiğini gösteriyor.
Ancak 2025 yılının tamamına ilişkin 26,9 milyar dolarlık veri ile 2026 yılının ilk dokuz ayındaki 21,2 milyar dolarlık veri aynı uzunluktaki dönemleri kapsamıyor.
Dolayısıyla iki tutar doğrudan karşılaştırılarak 2026'da ticaretin azaldığı şeklinde bir sonuca varılması doğru olmaz.
Yıllık değişimin değerlendirilmesinde eşit dönemlerin karşılaştırılması gerekiyor.
2026 yılının tamamına ilişkin sonuçlar ise son çeyrek verilerinin de açıklanmasının ardından netleşecek.
Türk Dünyasının Ekonomik Büyüklüğü 2,5 Trilyon Dolara Yaklaştı
Ticaret Bakanlığının paylaştığı verilere göre TDT üyesi ve gözlemci ülkelerin toplam ekonomik büyüklüğü son yıllarda önemli ölçüde arttı.
2021 yılında 1 trilyon 402 milyar dolar seviyesinde bulunan toplam gayrisafi yurt içi hasıla, 2025 yılında 2 trilyon 469 milyar dolara yükseldi.
Böylece söz konusu ülkelerin toplam ekonomik büyüklüğü dört yıllık dönemde yaklaşık 1 trilyon 67 milyar dolar arttı.
| Yıl | Toplam GSYH |
|---|---|
| 2021 | 1,402 trilyon dolar |
| 2025 | 2,469 trilyon dolar |
Bu artış, Türk dünyasının uluslararası ekonomik sistemdeki büyüklüğünün dolar cinsinden genişlediğini gösteriyor.
Ancak cari dolar üzerinden hesaplanan GSYH büyüklükleri, döviz kurlarındaki değişimlerden ve fiyat hareketlerinden etkilenebiliyor.
Bu nedenle ekonomik büyüklükteki artışın tamamı reel üretim artışı olarak yorumlanmamalı.
Reel büyümenin değerlendirilmesi için sabit fiyatlarla hesaplanan ekonomik göstergelere ayrıca bakılması gerekiyor.
Küresel Ekonomideki Pay Yüzde 2,1'e Yükseldi
Bakanlığın açıklamasında Türk dünyasının küresel gayrisafi yurt içi hasıla içerisindeki payına ilişkin veriler de yer aldı.
Buna göre TDT üyesi ve gözlemci ülkelerin dünya ekonomisindeki payı 2021 yılında yüzde 1,4 seviyesindeyken 2025 yılında yüzde 2,1'e çıktı.
Bu gelişme, söz konusu ülke grubunun küresel ekonomik büyüklük içerisindeki ağırlığının arttığını gösteriyor.
Ancak yüzde 2,1'lik payın Türkiye'nin tek başına dünya ekonomisindeki payı olmadığı unutulmamalı.
Açıklanan oran, TDT üyesi ve gözlemci ülkelerin toplamına ilişkin bir göstergedir.
Ayrıca bu pay, dünya ekonomisindeki üretimin ilgili ülkeler arasında eşit dağıldığı anlamına gelmiyor.
Ülkelerin ekonomik büyüklükleri, üretim yapıları ve dış ticaret kapasiteleri farklılaşabiliyor.
Türk Dünyasının Toplam Ticareti 1,2 Trilyon Doları Aştı
Bakanlığın açıkladığı bir diğer gösterge, TDT üyesi ve gözlemci ülkelerin toplam ticaret hacmi oldu.
Bu ülkelerin toplam ticaret hacmi 2021 yılında 965 milyar dolar seviyesindeyken 2025 yılında 1 trilyon 233 milyar dolara ulaştı.
Aynı dönemde küresel ticaret hacmindeki payları da yüzde 4,3'ten yüzde 4,8'e yükseldi.
| Gösterge | 2021 | 2025 |
|---|---|---|
| Toplam ticaret hacmi | 965 milyar $ | 1.233 milyar $ |
| Küresel ticaretteki pay | %4,3 | %4,8 |
Bu rakamlar, Türk dünyasının yalnızca Türkiye ile ticaretini değil, ilgili ülkelerin toplam dış ticaret büyüklüklerini gösteriyor.
Bu nedenle 1 trilyon 233 milyar dolarlık hacim, Türkiye'nin TDT ülkelerine yaptığı ihracat olarak değerlendirilmemeli.
Ülke grubunun dünya ticaretinden aldığı paydaki artış, bölgesel ekonomik ilişkilerin ve uluslararası ticaret bağlantılarının önemini ortaya koyuyor.
Türk Dünyasının Türkiye'deki Yatırım Stoku 12,8 Milyar Dolar
Ticaret Bakanlığının açıklamasına göre TDT üyesi ve gözlemci ülkelerin Türkiye'deki yatırım stoku, 2025 yılı sonu itibarıyla 12,8 milyar dolara ulaştı.
Bu tutar, Türkiye'deki toplam yabancı yatırım stokunun yüzde 6,1'ini oluşturdu.
Yatırım stoku, belirli bir tarihte mevcut bulunan yatırım pozisyonlarının değerine ilişkin bir göstergedir.
Bu nedenle 12,8 milyar dolarlık tutarın tamamının 2025 yılı içerisinde Türkiye'ye gelen yeni yatırım olduğu sonucuna varılmamalı.
Bir yılda gerçekleşen yatırım girişleri ile belirli bir tarih itibarıyla hesaplanan yatırım stoku farklı kavramlardır.
Stok büyüklüğü, önceki dönemlerde yapılmış yatırımların yanında değerleme ve diğer değişimlerden de etkilenebiliyor.
Açıklanan veriler, TDT üyesi ve gözlemci ülkelerin Türkiye'deki sermaye varlığının ekonomik ilişkilerde önemli bir yer tuttuğunu gösteriyor.
Ticaret ve Yatırım İlişkileri Birlikte Gelişiyor
Türkiye'nin Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ve gözlemci ülkelerle ilişkileri, mal ticaretinin yanında yatırım ve ekonomik iş birliği alanlarını da kapsıyor.
Ticaret hacminin artması, işletmeler açısından yeni tedarik ve satış bağlantılarının önemini artırabiliyor.
Yatırım ilişkileri ise üretim, hizmet ve ticari faaliyetlerin daha uzun vadeli ekonomik bağlar içerisinde gelişmesine katkı sağlayabiliyor.
Bununla birlikte toplam ticaret hacmindeki artış, her sektörde veya her işletmede aynı oranda ihracat artışı yaşandığı anlamına gelmiyor.
Ülkeler arasındaki ticaretin sektörel dağılımı, ürün grupları, fiyat hareketleri ve ticaret koşulları farklılaşabiliyor.
Bu nedenle şirketlerin belirli bir ülkeye ihracat veya yatırım kararı vermeden önce ilgili pazara yönelik ayrıntılı araştırma yapmaları önem taşıyor.
İhracatçı İşletmeler Açısından Neden Önemli?
Ticaret Bakanlığının açıkladığı veriler, Türk dünyası pazarlarını takip eden ihracatçı işletmeler açısından ekonomik bir gösterge niteliği taşıyor.
Bir pazardaki dış ticaret hacminin artması, işletmelerin söz konusu pazardaki talep ve rekabet koşullarını daha yakından değerlendirmesine neden olabilir.
Ancak ticaret hacmindeki büyüme, her ürün için talebin arttığını veya pazara girişin kolaylaştığını garanti etmiyor.
İhracatçıların ürün bazında gümrük vergilerini, teknik düzenlemeleri, taşıma maliyetlerini ve ödeme koşullarını ayrıca incelemeleri gerekiyor.
Özellikle farklı ülkelerin ithalat düzenlemeleri ve ürün standartları aynı olmayabilir.
Bu nedenle Türkiye'nin Türk dünyasıyla toplam ticaret hacminin artması, ilgili ülkelerin tamamında aynı gümrük tarifesinin veya ortak ticaret rejiminin uygulandığı anlamına gelmiyor.
Şirketlerin faaliyet göstermek istedikleri ülkenin mevzuatını ayrı ayrı değerlendirmeleri önem taşıyor.
Dış Ticarette Kur Riski ve Finansman Yönetimi
Türk dünyasıyla ticaret yapan işletmeler açısından döviz kuru hareketleri ve tahsilat süreçleri de finansal yönetimin önemli konuları arasında bulunuyor.
İhracat işlemlerinde satış sözleşmesinin para birimi, ödeme vadesi ve tahsilat yöntemi işletmenin finansal durumunu etkileyebiliyor.
Benzer şekilde ithalat gerçekleştiren şirketlerde satın alma bedellerinin döviz üzerinden belirlenmesi, maliyet hesaplamalarında kur hareketlerinin dikkate alınmasını gerektirebiliyor.
Özellikle vadeli dış ticaret işlemlerinde kur farklarının ortaya çıkması mümkün olabiliyor.
Bu nedenle dış ticaret hacmindeki artışın işletmeler açısından yalnızca satış fırsatları üzerinden değerlendirilmesi yeterli değil.
Finansman ihtiyacı, likidite planlaması ve karşı taraf riski gibi unsurlar da dikkate alınmalı.
Ancak Bakanlığın açıkladığı toplam ticaret verileri, şirketlerin ne kadar kur zararı veya finansman gideriyle karşılaştığına ilişkin doğrudan bilgi içermiyor.
Muhasebeciler ve Mali Müşavirler Açısından Önemi
Türkiye'nin TDT üyesi ve gözlemci ülkelerle ticaret hacmindeki gelişmeler, özellikle dış ticaret işlemleri gerçekleştiren işletmelerin muhasebe ve finans birimleri açısından önem taşıyor.
İhracat ve ithalat işlemlerinin muhasebeleştirilmesi, işlemin niteliğine ve geçerli vergi mevzuatına göre değerlendiriliyor.
Yurt dışına mal teslimleri, hizmet ihracatı, ithalat işlemleri ve dövizli alacak veya borçların değerlemesi birbirinden farklı vergisel ve muhasebesel sonuçlar doğurabiliyor.
3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu kapsamında ihracat istisnasının uygulanabilmesi için ilgili işlemin kanuni koşulları karşılaması gerekiyor.
Ayrıca dövizli işlemlerin muhasebeleştirilmesinde işletmenin tabi olduğu muhasebe düzeni ve finansal raporlama çerçevesi önem taşıyor.
Türkiye Finansal Raporlama Standartlarını uygulayan şirketlerde TMS 21 Kur Değişiminin Etkileri Standardı, yabancı para işlemleriyle ilgili temel düzenlemelerden biri olarak öne çıkıyor.
Bununla birlikte 13 Ekim 2026 tarihli Ticaret Bakanlığı açıklaması, yeni bir KDV istisnası, vergi indirimi veya muhasebe standardı değişikliği getirmiyor.
Açıklama, dış ticaret ve yatırım ilişkilerine ilişkin güncel ekonomik verileri içeriyor.
Yatırım Stoku ile Doğrudan Yatırım Girişi Karıştırılmamalı
Bakanlığın açıkladığı 12,8 milyar dolarlık yatırım stoku, finansal ve ekonomik analizlerde dikkat edilmesi gereken göstergeler arasında bulunuyor.
Yatırım stoku, belirli bir tarihte mevcut olan yatırım pozisyonunu gösterirken yatırım akımı belirli bir dönem içerisinde gerçekleşen işlemleri ifade ediyor.
Bu nedenle 2025 yılı sonunda Türkiye'deki yatırım stokunun 12,8 milyar dolar olması, aynı yıl içerisinde 12,8 milyar dolar tutarında yeni yatırım gerçekleştiği anlamına gelmiyor.
Benzer şekilde yatırım stokunun toplam yabancı yatırım stoku içerisindeki yüzde 6,1'lik payı, yıllık yabancı yatırım girişlerinin de aynı oranda gerçekleştiğini göstermiyor.
Bu ayrım, özellikle uluslararası yatırım ilişkilerine ilişkin verilerin haberleştirilmesinde önem taşıyor.
Türk Dünyasıyla Ticarette 2026 Yıl Sonu Verileri Beklenecek
Ticaret Bakanlığının 13 Ekim 2026 tarihinde açıkladığı veriler, 2026 yılının ilk dokuz ayına ilişkin sonuçları kapsıyor.
Bu nedenle yılın tamamına ait kesin ticaret hacmi henüz açıklanmış değil.
Yıl sonu değerlendirmesinin yapılabilmesi için Ekim, Kasım ve Aralık aylarına ilişkin ticaret sonuçlarının da tamamlanması gerekiyor.
İlk dokuz aylık yüzde 7,5'lik artış oranı, yılın son çeyreğinde aynı hızın korunacağını garanti etmiyor.
Dış ticaret performansı; uluslararası talep, fiyat değişimleri, üretim koşulları, döviz kurları ve lojistik süreçleri gibi birçok unsurdan etkilenebiliyor.
Bu nedenle 2026 yılı toplam ticaret hacmine ilişkin kesin bir tahminde bulunmak yerine sonraki resmî verilerin izlenmesi önem taşıyor.
Türkiye'nin Türk Dünyasıyla Ekonomik İlişkilerinde Büyüme Sürüyor
Ticaret Bakanlığının 13 Ekim 2026 tarihli açıklaması, Türkiye'nin Türk Devletleri Teşkilatı üyesi ve gözlemci ülkelerle dış ticaretinde artış yaşandığını ortaya koydu.
2025 yılında 26,9 milyar dolar olan toplam ticaret hacmi, 2026 yılının ilk dokuz ayında geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 7,5 artışla 21,2 milyar dolara ulaştı.
Aynı açıklamada TDT üyesi ve gözlemci ülkelerin toplam ekonomik büyüklüğünün 2025 yılında 2 trilyon 469 milyar dolara yükseldiği belirtildi.
Bu ülkelerin küresel ticaret hacmindeki payı yüzde 4,8'e çıkarken Türkiye'deki yatırım stokları 12,8 milyar dolar olarak açıklandı.
Veriler, Türk dünyasının hem Türkiye açısından hem de uluslararası ticaret ve yatırım ilişkileri bakımından artan ekonomik ağırlığını gösteriyor.
Özellikle ihracatçı ve ithalatçı işletmeler açısından söz konusu pazarların ticaret koşullarının, finansman gereksinimlerinin ve yatırım fırsatlarının takip edilmesi önem taşıyor.
Ancak açıklama yeni bir ticaret anlaşmasının yürürlüğe girdiğini veya şirketlere doğrudan yeni bir vergi avantajı sağlandığını ifade etmiyor. Veriler, mevcut ekonomik ilişkilerin güncel durumunu ortaya koyuyor.





