SPK’dan 4 Milyar Dolarlık Yeşil ve Sürdürülebilir Tahvil İhracına Onay

Sermaye Piyasası Kurulu, 7 Ekim 2026 tarihli haftalık bülteninde şirket ve bankaların yeni borçlanma aracı ihraç başvurularına ilişkin önemli kararlar açıkladı. Kurul, Akbank’ın yurt dışında gerçekleştirmeyi planladığı yeşil ve sürdürülebilir tahvil, finansman bonosu ve sermaye benzeri borçlanma araçları için 4 milyar ABD doları tutarında ihraç tavanına onay verdi.

Aynı bültende banka ve finansman şirketlerinin TL cinsinden borçlanma aracı ihraç başvuruları da sonuçlandırıldı. Kararlar, şirketlerin banka kredisi dışındaki finansman kanallarına yönelimi ve sürdürülebilir finansman araçlarının sermaye piyasalarındaki ağırlığı açısından dikkat çekiyor.

4 Milyar Dolarlık İhraç Tavanı Ne Anlama Geliyor?

SPK’nın verdiği onay, ilgili banka tarafından 4 milyar dolarlık borçlanmanın tek seferde gerçekleştirileceği anlamına gelmiyor.

İhraç tavanı, Kurulun onayladığı üst sınırı ifade ediyor. Banka, piyasa koşulları, yatırımcı talebi, vade yapısı ve finansman ihtiyacına göre bu limit dahilinde farklı tarihlerde ve farklı tutarlarda ihraç gerçekleştirebiliyor.

Dolayısıyla fiili borçlanma tutarı, yapılacak her bir ihracın şartları ve piyasa koşullarına göre şekillenecek.

Bu ayrım özellikle şirketlerin finansman kararlarını değerlendirirken önem taşıyor. İhraç tavanı onayı ile borçlanmanın fiilen gerçekleşmesi aynı işlem değil.

Yeşil Tahvil Nedir?

Yeşil tahvil, elde edilen kaynağın çevresel fayda sağlayan belirli projelerin finansmanında veya yeniden finansmanında kullanıldığı borçlanma araçlarını ifade ediyor.

Yenilenebilir enerji yatırımları, enerji verimliliği, düşük karbonlu ulaşım, sürdürülebilir binalar, atık yönetimi ve benzeri projeler yeşil finansman kapsamında değerlendirilebiliyor.

Bu araçlarda yatırımcı açısından tahvilin klasik borçlanma aracı niteliği devam ediyor. Ancak ihraçtan sağlanan kaynağın kullanım alanı belirli sürdürülebilirlik kriterlerine bağlanıyor.

Bu nedenle ihraççıların yalnızca borçlanma koşullarını değil, fon kullanımını ve ilgili raporlama süreçlerini de yönetmesi gerekiyor.

Sürdürülebilir Tahvil Daha Geniş Bir Alanı Kapsıyor

Sürdürülebilir tahviller, yeşil projelerin yanı sıra sosyal nitelikli projelerin finansmanında da kullanılabiliyor.

Bu tür finansman araçları enerji dönüşümünden sosyal konutlara, finansal kapsayıcılıktan belirli toplumsal yatırımlara kadar daha geniş bir kullanım alanına sahip olabiliyor.

İhraççının hangi projeleri finanse edeceğini ve elde edilen kaynağın hangi esaslarla kullanılacağını ihraç dokümanlarında açık şekilde belirlemesi gerekiyor.

Bu nedenle sürdürülebilir tahvil ihracı, klasik borçlanmadan farklı olarak finansal raporlama ile çevresel ve sosyal raporlamayı birbirine yaklaştıran bir yapı oluşturuyor.

Sermaye Benzeri Borçlanma Araçları da Kapsamda

Kurulun onayında yalnızca yeşil ve sürdürülebilir tahviller bulunmuyor.

Yurt dışında ihraç edilmesi planlanan sermaye benzeri borçlanma araçları da onaylanan çerçevede yer alıyor.

Sermaye benzeri borçlanma araçları özellikle bankalar açısından bilanço ve sermaye yeterliliği yönetiminde önem taşıyabiliyor.

Bu tür araçların vadesi, geri ödeme şartları, zarar karşılama özellikleri ve sermaye yeterliliği hesaplarındaki yeri klasik banka borçlanmalarından farklılık gösterebiliyor.

Bu nedenle bankaların sermaye yapısı ve fonlama stratejileri açısından sermaye benzeri borçlanma araçları ayrı bir finansman aracı olarak değerlendiriliyor.

100 Milyar TL’lik Yurt İçi Borçlanma Tavanı da Onaylandı

SPK bülteninde aynı banka için yurt içinde gerçekleştirilecek borçlanma araçlarına yönelik 100 milyar TL’lik ihraç tavanı da onaylandı.

Bu kapsamda tahvil ve finansman bonolarının tahsisli olarak veya nitelikli yatırımcılara satılması mümkün olacak.

Ayrıca yapılandırılmış borçlanma araçları için de 30 milyar TL nominal tutarlı ayrı bir ihraç tavanına izin verildi.

Böylece bankanın finansman kaynaklarını TL ve yabancı para cinsinden farklı sermaye piyasası araçları üzerinden çeşitlendirebilmesine yönelik geniş bir ihraç kapasitesi oluşturulmuş oldu.

Finansman Şirketlerinin İhraçları da Onaylandı

7 Ekim tarihli bültende yalnızca bankalara ilişkin kararlar bulunmuyor.

İş Faktoring ve Koç Stellantis Finansman gibi finansman kuruluşlarının borçlanma aracı ihraç talepleri de SPK tarafından olumlu karşılandı.

Geçici Vergi Beyannamelerinde e-Beyan 5 İlde Başladı
Geçici Vergi Beyannamelerinde e-Beyan 5 İlde Başladı
İçeriği Görüntüle

Bu durum banka dışı finansal kuruluşların da sermaye piyasalarını fonlama aracı olarak kullanmaya devam ettiğini gösteriyor.

Faktoring ve finansman şirketleri açısından tahvil ve finansman bonosu ihraçları, banka kredilerine alternatif kaynak yaratabiliyor.

Bu kaynakların vade ve maliyet yapısı şirketlerin aktif-pasif yönetimini doğrudan etkiliyor.

Banka Kredisine Alternatif Finansman Kanalları Öne Çıkıyor

Şirketler açısından sermaye piyasalarından borçlanma, klasik banka kredisine alternatif finansman yöntemlerinden biri.

Tahvil, finansman bonosu veya kira sertifikası gibi araçlarla şirketler doğrudan yatırımcılardan kaynak sağlayabiliyor.

Özellikle yüksek tutarlı finansman ihtiyacı bulunan büyük ölçekli şirketlerde kaynak çeşitlendirmesi, tek bir banka veya kredi kanalına bağımlılığın azaltılmasına yardımcı olabilir.

Ancak sermaye piyasasından borçlanma her şirket açısından banka kredisinden daha ucuz veya daha kolay olmak zorunda değil.

İhraç maliyeti, faiz oranı, yatırımcı talebi, kredi notu, vade ve piyasa koşulları birlikte değerlendirilmelidir.

Yeşil Finansman Şirketler İçin Neden Önemli?

Sürdürülebilirlik yatırımları şirketlerin sermaye harcamalarında giderek daha büyük yer tutuyor.

Enerji verimliliği, düşük karbonlu üretim, yenilenebilir enerji ve çevresel dönüşüm projeleri önemli yatırım bütçeleri gerektirebiliyor.

Bu yatırımların klasik şirket kredileri yerine yeşil tahvil veya sürdürülebilir finansman araçlarıyla finanse edilmesi, şirketlere farklı yatırımcı gruplarına erişim sağlayabilir.

Uluslararası yatırımcıların çevresel, sosyal ve yönetişim kriterlerine verdiği önemin artması da bu tür ihraçların önemini yükseltiyor.

Kaynağın Kullanımının Belgelenmesi Gerekiyor

Yeşil veya sürdürülebilir finansman araçlarında kaynağın hangi projeye kullanıldığının takip edilmesi temel konulardan biri.

Şirketlerin ihraçtan elde ettiği kaynağın belirlenen çevresel veya sosyal projelere tahsis edildiğini gösterebilmesi gerekiyor.

Bu nedenle şirket içindeki yatırım projeleri, finansman kayıtları ve muhasebe kayıtları arasında açık bir bağlantı kurulması önem taşıyor.

Örneğin yeşil tahvilden elde edilen fon bir güneş enerjisi yatırımı için kullanılıyorsa ilgili proje harcamalarının ayrı ve izlenebilir biçimde takip edilmesi gerekebilir.

Muhasebe Birimlerine Yeni Takip Sorumluluğu Düşüyor

Sürdürülebilir finansmanda muhasebe birimlerinin rolü yalnızca tahvil borcunun kaydedilmesiyle sınırlı değil.

İhraçtan elde edilen fonların hangi projelerde kullanıldığı, finansman giderlerinin hangi dönemlerde oluştuğu ve yatırım harcamalarının nasıl muhasebeleştirildiği de önem taşıyor.

Şirketlerin ayrıca varsa yabancı para cinsinden borçlanmalar nedeniyle oluşabilecek kur risklerini ve dönem sonu değerleme etkilerini takip etmesi gerekiyor.

Uzun vadeli yabancı para borçlanmalarında kur hareketleri bilanço ve gelir tablosunda önemli dalgalanmalara yol açabilir.

Finansal Raporlama Açısından Nelere Dikkat Edilmeli?

Borçlanma araçlarının finansal tablolarda doğru sınıflandırılması gerekiyor.

Borçlanmanın vadesi, faiz yapısı, geri ödeme koşulları ve varsa sermaye benzeri özellikleri finansal raporlama açısından değerlendirilmelidir.

Özellikle TFRS uygulayan şirketlerde borçlanma araçlarının etkin faiz yöntemi, işlem maliyetleri ve yabancı para değerlemeleri ayrı önem taşıyor.

Yeşil veya sürdürülebilir etiket taşıması borcun finansal tablo sınıflandırmasını tek başına değiştirmiyor. Ancak fon kullanımına ilişkin ilave raporlama ve açıklama yükümlülükleri gündeme gelebiliyor.

Bağımsız Denetim Sürecinde de Kontrol Edilebilir

Büyük ölçekli sürdürülebilir finansman işlemleri bağımsız denetim açısından da önem taşıyor.

Denetçiler, borcun finansal tablolarda doğru gösterilip gösterilmediğini, faiz ve kur farkı hesaplamalarını ve gerekli dipnot açıklamalarını kontrol edebilir.

Elde edilen fonun belirli kullanım alanlarına tahsis edildiği ihraçlarda, bu kullanımın doğruluğuna yönelik ilave güvence veya doğrulama çalışmaları da gündeme gelebilir.

Bu nedenle finans, muhasebe, sürdürülebilirlik ve yatırım ekiplerinin aynı veri seti üzerinden çalışması önem kazanıyor.

Yurt Dışı İhraçlarda Kur Riski Daha Fazla Öne Çıkıyor

Yurt dışında dolar veya başka bir yabancı para üzerinden borçlanılması şirketler açısından kur riskini artırabiliyor.

Borçlanmanın yabancı para cinsinden olması, şirketin aynı para biriminde geliri bulunmadığında açık pozisyon yaratabilir.

Bankalar ve ihracat geliri bulunan şirketler bu riski farklı yöntemlerle yönetebilse de kur hareketlerinin borç servis maliyeti üzerindeki etkisi ayrıca izlenmeli.

Bu nedenle yabancı para borçlanmada yalnızca faiz oranına bakılması yeterli değil.

Borçlanmanın toplam maliyetinde kur riski ve varsa riskten korunma maliyetleri de hesaba katılmalıdır.

Şirketler İçin Ne Anlama Geliyor?

SPK’nın son onayları, sermaye piyasası üzerinden finansman sağlama eğiliminin güçlü biçimde devam ettiğini gösteriyor.

Banka ve finansman şirketleri başta olmak üzere büyük ölçekli işletmeler, borçlanma kaynaklarını çeşitlendirmek amacıyla tahvil, finansman bonosu ve sürdürülebilir finansman araçlarını daha fazla kullanabiliyor.

Özellikle yeşil dönüşüm yatırımı bulunan şirketler açısından sürdürülebilir finansman modelleri önümüzdeki dönemde daha önemli hale gelebilir.

Ancak bu araçların kullanılabilmesi için yatırım projelerinin, finansal raporlamanın ve sürdürülebilirlik verilerinin birlikte yönetilebilmesi gerekiyor.

7 Ekim 2026 tarihli SPK bülteni, geleneksel borçlanma araçlarıyla birlikte yeşil ve sürdürülebilir borçlanma araçlarının da Türkiye sermaye piyasasında daha görünür hale geldiğini ortaya koyuyor.