Türkiye'de Şirketlerin Ekonomiye Katkısı Açıklandı: Katma Değerin Yüzde 55,5'i Mali Olmayan Şirketlerden

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılına ilişkin Kurumsal Sektör Hesapları verilerini yayımladı. Açıklanan sonuçlara göre Türkiye'nin Gayrisafi Milli Hasılası (GSMH) 2025 yılında yüzde 41,4 artarak 62 trilyon 288 milyar 195 milyon 804 bin TL'ye ulaştı. Mali olmayan şirketler, toplam ekonomide oluşturulan katma değerin yüzde 55,5'ini sağlayarak ilk sırada yer aldı. Hanehalkı tasarruf oranı yüzde 14,3'e yükselirken Türkiye ekonomisinin net borç alma pozisyonunda olduğu görüldü.

TÜİK 2025 Yılı Kurumsal Sektör Hesaplarını Açıkladı

Türkiye İstatistik Kurumu tarafından 8 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan Kurumsal Sektör Hesapları bülteni, Türkiye ekonomisinde gelirin nasıl oluştuğunu, sektörler arasında nasıl dağıldığını ve tasarrufların nasıl kullanıldığını ortaya koydu.

Açıklanan istatistikler; mali olmayan şirketler, mali şirketler, genel devlet, hanehalkı ve hanehalkına hizmet eden kâr amacı olmayan kuruluşlar arasındaki ekonomik ilişkileri kapsıyor.

Kurumsal sektör hesapları, ülke ekonomisinin yalnızca toplam üretim büyüklüğünü değil, bu üretimin hangi ekonomik birimler tarafından gerçekleştirildiğini de değerlendirmeye imkân sağlıyor.

Bunun yanında gelirlerin dağılımı, tasarrufların oluşumu ve sektörlerin finansman ihtiyaçları da bu hesaplarda izlenebiliyor.

2025 yılına ilişkin sonuçlarda mali olmayan şirketlerin oluşturduğu katma değer ve toplam ekonominin net borç alma pozisyonundaki değişim dikkat çekti.

Gayrisafi Milli Hasıla 62,3 Trilyon TL'ye Ulaştı

TÜİK verilerine göre Gayrisafi Milli Hasıla, 2025 yılında bir önceki yıla kıyasla yüzde 41,4 artarak 62 trilyon 288 milyar 195 milyon 804 bin TL olarak gerçekleşti.

Gayrisafi Milli Hasıla, Türkiye'de yerleşik ekonomik birimlerin yurt içinde ve yurt dışında elde ettikleri birincil gelirlerle bağlantılı olarak hesaplanan makroekonomik bir göstergedir.

Bu yönüyle Gayrisafi Yurt İçi Hasıla (GSYH) ile aynı kavram değildir.

GSYH, belirli bir dönemde ülkenin ekonomik sınırları içerisinde oluşturulan nihai mal ve hizmetlerin katma değerini esas alırken GSMH, yurt dışıyla olan birincil gelir akımlarını da dikkate alıyor.

2025 yılında GSMH'nin cari fiyatlarla yüzde 41,4 artması, ekonomik büyüklüğün Türk lirası cinsinden yükseldiğini gösteriyor.

Ancak bu oran, Türkiye ekonomisinin reel olarak yüzde 41,4 büyüdüğü anlamına gelmiyor.

Cari fiyatlarla hesaplanan büyüklüklerde fiyat değişimlerinin de etkisi bulunduğundan reel ekonomik büyümenin ayrıca değerlendirilmesi gerekiyor.

Mali Olmayan Şirketlerin Katma Değer Payı Yüzde 55,5 Oldu

2025 yılı kurumsal sektör hesaplarında mali olmayan şirketler, ekonomide oluşturulan toplam katma değere en yüksek katkıyı sağlayan sektör oldu.

TÜİK verilerine göre mali olmayan şirketlerin toplam katma değer içerisindeki payı yüzde 55,5 olarak gerçekleşti.

Mali olmayan şirketler; esas olarak mal üretimi ve finansal nitelikte olmayan hizmetlerin sunumuyla faaliyet gösteren kurumsal birimleri kapsıyor.

Sanayi, ticaret, inşaat ve çeşitli hizmet alanlarında faaliyet gösteren şirketler bu sektörün önemli bileşenlerini oluşturuyor.

Mali olmayan şirketlerin ardından hanehalkı ve hanehalkına hizmet eden kâr amacı olmayan kuruluşlar ile genel devlet sektörü geldi.

Bu sonuç, Türkiye'de ekonomik katma değerin önemli bölümünün mali olmayan şirketler tarafından oluşturulduğunu gösteriyor.

Ancak söz konusu yüzde 55,5'lik payın şirketlerin toplam ciro veya net kâr payı olarak değerlendirilmemesi gerekiyor.

Katma değer, bir üretim sürecinde oluşturulan ekonomik değeri ifade ediyor ve satış gelirlerinden farklı bir kavram olarak hesaplanıyor.

Katma Değer ile Ciro Arasındaki Fark Nedir?

Kurumsal sektör hesaplarının doğru yorumlanabilmesi için katma değer ile ciro arasındaki farkın bilinmesi önem taşıyor.

Ciro, işletmenin belirli dönemde gerçekleştirdiği satışların parasal büyüklüğünü ifade ediyor.

Katma değer ise üretim sürecinde oluşturulan yeni ekonomik değerin ölçülmesine yönelik bir göstergedir.

Basitleştirilmiş bir örnek üzerinden bir işletmenin yıllık üretim değerinin 20 milyon TL, üretimde kullandığı ara mal ve hizmetlerin değerinin ise 12 milyon TL olduğu varsayılsın.

Bu durumda işletmenin oluşturduğu brüt katma değer yaklaşık 8 milyon TL olarak hesaplanır.

Hesaplama kalemi Varsayımsal tutar
Üretim değeri 20.000.000 TL
Ara tüketim 12.000.000 TL
Brüt katma değer 8.000.000 TL

Bu örnekte 8 milyon TL tutarındaki katma değer, şirketin net kârıyla aynı anlama gelmiyor.

Çalışanlara yapılan ödemeler, sermaye tüketimi, ilgili vergiler ve işletme artığı gibi ekonomik unsurlar katma değerin gelir yönünden değerlendirilmesinde rol oynuyor.

Bu nedenle katma değer istatistikleri ile işletmelerin finansal tablolarındaki dönem kârları farklı amaçlarla hazırlanan göstergeler olarak ele alınmalıdır.

Türkiye'nin Toplam Tasarruf Oranı Yüzde 29,9 Oldu

TÜİK tarafından açıklanan verilere göre 2025 yılında toplam gayrisafi tasarrufun Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'ya oranı yüzde 29,9 olarak gerçekleşti.

Gayrisafi tasarruf, ekonomik birimlerin elde ettikleri kullanılabilir gelirlerin nihai tüketimde kullanılmayan bölümünü ifade ediyor.

Sektörlerin tasarruflarının GSYH'ye oranları şöyle açıklandı:

Kurumsal sektör GSYH'ye oranı
Mali olmayan şirketler %15,0
Hanehalkı %9,1
Mali şirketler %1,7
Genel devlet %4,1
Toplam ekonomi %29,9

Verilere göre milli gelir büyüklüğüyle karşılaştırıldığında tasarrufa en yüksek katkı mali olmayan şirketlerden geldi.

Hanehalkı sektörü yüzde 9,1 ile ikinci sırada yer aldı.

Genel devletin tasarruflarının GSYH'ye oranı yüzde 4,1, mali şirketlerin oranı ise yüzde 1,7 olarak gerçekleşti.

Bu veriler, ekonomideki tasarrufların hangi kurumsal sektörlerde oluştuğunu göstermesi bakımından önem taşıyor.

Ancak söz konusu oranlar sektörlerin banka hesaplarında bulunan nakit tutarlarını ifade etmiyor.

Ulusal hesaplar kapsamındaki tasarruf kavramı, gelirlerin kullanımıyla ilişkili ve makroekonomik çerçevede hesaplanan bir göstergedir.

Hanehalkı Tasarruf Oranı Yüzde 14,3'e Yükseldi

2025 yılında hanehalkı tasarruf oranı bir önceki yıla göre artış gösterdi.

TÜİK verilerine göre hanehalkı tasarruflarının harcanabilir gelire oranı 2024 yılında yüzde 13,9 seviyesindeyken 2025 yılında yüzde 14,3'e yükseldi.

Böylece hanehalkı tasarruf oranında 0,4 yüzde puanlık artış gerçekleşti.

Dönem Hanehalkı tasarruf oranı
2024 %13,9
2025 %14,3
Değişim +0,4 yüzde puan

Hanehalkı tasarruf oranı, elde edilen harcanabilir gelirin ne kadarının nihai tüketimde kullanılmadığını gösteriyor.

Örneğin bir hanehalkının yıllık harcanabilir gelirinin 1 milyon TL olduğunu ve tasarruf oranının yüzde 14,3 seviyesinde gerçekleştiğini varsayalım.

Bu durumda 143 bin TL tutarındaki bölüm tasarrufa karşılık gelir.

Ancak bu örnek, Türkiye'deki her hanenin gelirinin veya tasarrufunun aynı olduğu anlamına gelmiyor.

TÜİK tarafından açıklanan oran ekonominin genelindeki hanehalkı sektörünü kapsayan toplulaştırılmış bir göstergedir.

Hanehalkı Tasarruflarının Artması Ne Anlama Geliyor?

Hanehalkı tasarruf oranının yükselmesi, harcanabilir gelirin tüketim dışında kalan bölümünün oransal olarak arttığını gösteriyor.

Tasarruflar; mevduat, finansal yatırımlar, borçların azaltılması veya başka varlık edinimleri gibi farklı ekonomik işlemlerle ilişkili olabiliyor.

Ancak tasarruf oranının artması, bütün hanelerin finansal durumunun iyileştiği ya da satın alma gücünün yükseldiği anlamına gelmiyor.

Hanehalklarının gelir düzeyleri, tüketim harcamaları, borç yükleri ve tasarruf davranışları birbirinden farklılık gösterebiliyor.

Tasarruf oranlarındaki değişimler; gelir ve tüketim hareketlerinin yanı sıra ekonomik beklentiler ve finansal koşullarla birlikte değerlendirilmelidir.

Bu nedenle açıklanan yüzde 14,3'lük oran, tek başına hanehalklarının refah düzeyini ölçen bir gösterge olarak kullanılmamalı.

Türkiye Ekonomisinde Net Borç Alma Oranı Yüzde 1,8 Oldu

Kurumsal sektör hesaplarında dikkat çeken göstergelerden biri, toplam ekonominin net borç verme veya net borç alma pozisyonu oldu.

TÜİK verilerine göre Türkiye ekonomisi 2024 yılında GSYH'nin yüzde 0,9'u oranında net borç alan konumdaydı.

2025 yılında ise net borç alma oranı GSYH'nin yüzde 1,8'ine yükseldi.

Bu gelişme, toplam ekonominin net finansman ihtiyacının GSYH'ye oranının önceki yıla göre arttığını gösteriyor.

Net borç verme veya net borç alma, kurumsal sektör hesaplarında tasarrufların ve sermaye oluşumunun birlikte değerlendirilmesiyle ortaya çıkan bir göstergedir.

Ekonomide belirli bir dönemde yatırımların ve ilgili sermaye işlemlerinin finansmanı için mevcut kaynaklar yeterli olmadığında net borç alma pozisyonu oluşabiliyor.

Ancak bu göstergenin doğrudan merkezi yönetim bütçe açığı veya kamu borç stoku olarak yorumlanmaması gerekiyor.

Merkezi yönetim bütçesi ve kamu borçluluğu farklı istatistiksel kapsamlarla hesaplanıyor.

Net Borç Alma ile Bütçe Açığı Arasındaki Fark Nedir?

Net borç alma göstergesi ile kamu bütçe açığı zaman zaman birbirine karıştırılabiliyor.

Oysa bu iki gösterge farklı ekonomik büyüklükleri ifade ediyor.

Merkezi yönetim bütçe açığı, bütçe kapsamındaki kamu gelirleri ve giderleri arasındaki farkla ilişkili bulunuyor.

Kurumsal sektör hesaplarındaki net borç alma ise daha geniş bir ulusal hesaplar çerçevesinde tasarruf, yatırım ve sermaye transferleriyle bağlantılı olarak hesaplanıyor.

Ayrıca kurumsal sektör hesapları yalnızca genel devlet faaliyetlerini değil, şirketler ve hanehalkı dahil ekonominin farklı birimlerini kapsıyor.

Bu nedenle Türkiye ekonomisinin 2025 yılında GSYH'nin yüzde 1,8'i oranında net borç alan konumda bulunması, merkezi yönetim bütçe açığının da yüzde 1,8 olduğu anlamına gelmiyor.

Ekonomik değerlendirmelerde göstergelerin kapsamlarının birbirinden ayrılması gerekiyor.

Teknoloji Transfer Ofislerine Üretim Tesisi Kurma Yetkisi
Teknoloji Transfer Ofislerine Üretim Tesisi Kurma Yetkisi
İçeriği Görüntüle

Şirketlerin Tasarrufları Yatırım Finansmanı Açısından Önemli

Mali olmayan şirketlerin toplam tasarruf içindeki konumu, yatırımların finansmanı bakımından önemli bir gösterge oluşturuyor.

İşletmeler faaliyetleri sonucunda elde ettikleri kaynakların bir bölümünü yatırımlarda, borç ödemelerinde veya finansal varlık ediniminde kullanabiliyor.

Ancak ulusal hesaplar kapsamında hesaplanan şirket tasarrufları ile şirketlerin banka hesaplarındaki nakit varlıkları aynı kavram değildir.

Şirketlerin yatırım yapabilme kapasitesi, finansal kaynaklarının yanı sıra kârlılık, borçluluk, finansmana erişim ve beklenen ekonomik koşullara bağlı bulunuyor.

Özellikle yüksek tutarlı sabit sermaye yatırımlarında işletmelerin kendi kaynaklarının yanında banka kredileri ve diğer finansman araçları da kullanılabiliyor.

Bu nedenle şirket tasarruflarının ekonomideki yatırım faaliyetleriyle birlikte değerlendirilmesi önem taşıyor.

Muhasebeciler ve Mali Müşavirler Açısından Önemi

Kurumsal sektör hesapları, muhasebeciler, mali müşavirler ve finans yöneticileri açısından ekonominin genel finansal yapısının anlaşılmasına yardımcı olan göstergeler arasında yer alıyor.

Özellikle mali olmayan şirketlerin ekonomide oluşturduğu katma değer ve tasarrufların GSYH'ye oranı, şirketlerin makroekonomik rolünün değerlendirilmesinde kullanılabiliyor.

Bununla birlikte TÜİK'in ulusal hesaplar kapsamında açıkladığı tasarruf veya katma değer tutarları, tek tek işletmelerin muhasebe kayıtlarından doğrudan alınan net kâr veya özkaynak tutarlarıyla aynı değildir.

Şirketlerin mali tablolarında gelir, gider, varlık ve yükümlülükler; tabi oldukları muhasebe standartları ve yasal düzenlemeler kapsamında kaydediliyor.

Kurumsal sektör hesapları ise ekonominin tamamını kapsayan istatistiksel sınıflandırma ve hesaplama yöntemlerine dayanıyor.

Dolayısıyla bu veriler, şirketlerin muhasebe kayıtlarında doğrudan bir düzeltme yapılmasını gerektirmiyor.

Bunun yerine bütçe planlaması, sektörel karşılaştırmalar ve ekonomik analizlerde tamamlayıcı bilgi olarak kullanılabiliyor.

Finansal Analizlerde Hangi Göstergeler Birlikte İncelenmeli?

İşletmelerin finansal durumlarının değerlendirilmesinde ulusal ekonomik göstergeler kadar şirketlerin kendi mali tablolarının da incelenmesi gerekiyor.

Özellikle satış gelirleri, faaliyet kârlılığı, işletme sermayesi, nakit akışı, özkaynak yapısı ve finansman giderleri şirketlerin mali performansının değerlendirilmesinde önem taşıyor.

Makroekonomik veriler, işletmelerin faaliyet gösterdiği genel ekonomik ortamı anlamaya yardımcı olabilir.

Ancak ülke genelinde mali olmayan şirketlerin katma değer payının yüzde 55,5 olması, belirli bir işletmenin aynı oranda büyüdüğü veya kârlılık sağladığı anlamına gelmiyor.

Bu nedenle finansal analiz yapılırken şirket özelindeki veriler ile ekonominin genelini gösteren istatistiklerin birbirinden ayrılması önem taşıyor.

Ekonomide Tasarruf ve Finansman Dengesi Yakından İzlenecek

TÜİK'in 2025 yılı Kurumsal Sektör Hesapları sonuçları, Türkiye ekonomisinin gelir, tasarruf ve finansman yapısına ilişkin önemli bilgiler ortaya koydu.

Gayrisafi Milli Hasıla cari fiyatlarla yüzde 41,4 artarak 62,3 trilyon TL seviyesine ulaşırken mali olmayan şirketler toplam katma değerin yüzde 55,5'ini oluşturdu.

Toplam gayrisafi tasarrufların GSYH'ye oranı yüzde 29,9 olarak gerçekleşti. Hanehalkı tasarruf oranı ise yüzde 13,9'dan yüzde 14,3'e yükseldi.

Diğer taraftan ekonominin net borç alma oranının GSYH'nin yüzde 0,9'undan yüzde 1,8'ine çıkması, finansman dengesinde önceki yıla göre değişim yaşandığını gösterdi.

Şirketler, mali müşavirler, finans yöneticileri ve ekonomi araştırmacıları açısından bu veriler, Türkiye'de ekonomik kaynakların oluşumunun ve kullanımının değerlendirilmesinde önemli bir referans niteliği taşıyor.

TÜİK'in yayımlama takvimine göre Kurumsal Sektör Hesapları'nın bir sonraki yıllık bülteninin 17 Eylül 2027 tarihinde yayımlanması planlanıyor.