Şirketlerin Toplam Borcu 67,2 Trilyon TL'ye Ulaştı: 2025 Sektör Bilançoları Açıklandı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) iş birliğiyle hazırlanan 2025 yılı Sektör Bilançoları sonuçları, şirketlerin finansal yapısını ortaya koydu. Araştırma kapsamındaki 1 milyon 150 bin 191 firmanın toplam aktif büyüklüğü 123,9 trilyon TL'ye ulaşırken kısa ve uzun vadeli yabancı kaynaklarının toplamı 67,2 trilyon TL olarak gerçekleşti. Şirketlerin toplam öz kaynakları ise 56,7 trilyon TL oldu. Açıklanan veriler, işletmelerin borçluluk yapısı, kârlılığı ve finansal sürdürülebilirliği açısından önemli göstergeler içeriyor.

TÜİK tarafından 16 Eylül 2026 tarihinde yayımlanan 2025 yılı Sektör Bilançoları istatistikleri, Türkiye'deki kurumlar vergisi mükellefi işletmelerin mali tablolarına ilişkin kapsamlı sonuçlar ortaya koydu.

Çalışma, Gelir İdaresi Başkanlığına sunulan bilanço ve gelir tablosu kayıtları başta olmak üzere çeşitli idari veriler kullanılarak TÜİK ve TCMB iş birliğiyle hazırlandı.

Araştırmada şirketlerin aktif büyüklükleri, öz kaynakları, yabancı kaynakları, satış gelirleri ve dönem kârlılıkları sektörler itibarıyla incelendi.

Sonuçlar, şirketlerin finansal büyüklükleri ile borçluluk ve kârlılık göstergeleri arasındaki farkları ortaya koyuyor.

Şirketlerin Toplam Aktif Büyüklüğü 123,9 Trilyon TL

TÜİK verilerine göre araştırma kapsamındaki şirketlerin 2025 yılı toplam aktif büyüklüğü 123 trilyon 970 milyar 539 milyon TL olarak gerçekleşti.

Aktif büyüklüğü, işletmelerin bilançolarında yer alan dönen ve duran varlıkların toplamını ifade ediyor.

Pirinç İthalatında Yeni Gözetim Düzenlemesi Yürürlükte
Pirinç İthalatında Yeni Gözetim Düzenlemesi Yürürlükte
İçeriği Görüntüle

Bu kapsamda nakit ve nakit benzerleri, ticari alacaklar, stoklar, maddi duran varlıklar ve diğer varlık kalemleri bulunuyor.

Ancak aktif büyüklüğünün yüksek olması, şirketlerin aynı tutarda nakit kaynağına sahip olduğu anlamına gelmiyor.

Aktiflerin önemli bir bölümü stoklar, alacaklar, üretim tesisleri ve diğer uzun vadeli yatırımlardan oluşabiliyor.

Bu nedenle şirketlerin finansal durumları değerlendirilirken aktiflerin büyüklüğünün yanı sıra nakde dönüşebilme özelliklerinin de dikkate alınması gerekiyor.

Şirketlerin Toplam Yabancı Kaynakları 67,2 Trilyon TL

Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri, şirketlerin yabancı kaynak büyüklüğü oldu.

2025 yılında araştırma kapsamındaki firmaların kısa ve uzun vadeli yabancı kaynakları toplamı 67 trilyon 229 milyar 429 milyon TL olarak açıklandı.

Bu tutar yalnızca banka kredilerini ifade etmiyor.

Yabancı kaynaklar içerisinde mali borçların yanı sıra ticari borçlar, diğer borçlar, alınan avanslar ve bilançoda yer alan çeşitli yükümlülükler de bulunuyor.

Dolayısıyla açıklanan 67,2 trilyon TL'lik tutarın tamamını banka kredi borcu olarak değerlendirmek doğru değil.

Şirketlerin borçluluk analizlerinde yabancı kaynakların içeriği ve vadeleri ayrı ayrı incelenmelidir.

Öz Kaynakların Toplamı 56,7 Trilyon TL Oldu

TÜİK verilerine göre şirketlerin 2025 yılı toplam öz kaynak büyüklüğü 56 trilyon 741 milyar 110 milyon TL olarak gerçekleşti.

Öz kaynaklar, işletmelerin sermaye, yedekler, geçmiş yıl kâr ve zararları ile ilgili diğer öz kaynak kalemlerinden oluşuyor.

Öz kaynak büyüklüğü, şirketlerin finansal dayanıklılığının değerlendirilmesinde önemli göstergelerden biri.

Ancak öz kaynakların tamamının nakit olarak işletmenin kullanımına hazır olduğu düşünülmemeli.

Öz kaynaklar, varlıkların finansmanında ortaklara ait olan payı gösteriyor.

Şirketlerin finansal yapılarını değerlendirirken öz kaynakların niteliği, geçmiş yıl zararları ve kârlılık durumları da dikkate alınmalı.

Şirketlerin Bilanço Büyüklükleri

Finansal gösterge 2025 yılı tutarı
Toplam aktifler 123,97 trilyon TL
Toplam yabancı kaynaklar 67,23 trilyon TL
Toplam öz kaynaklar 56,74 trilyon TL
Toplam net satışlar 107,72 trilyon TL
Toplam faaliyet kârı 5,57 trilyon TL
Toplam dönem net kârı 2,24 trilyon TL

Tutarlar TÜİK'in 2025 yılı Sektör Bilançoları sonuçlarından alınmış ve okunabilirlik amacıyla yuvarlanmıştır.

Yabancı Kaynakların Aktiflere Oranı Yüzde 54,2

Açıklanan toplam yabancı kaynak ve aktif büyüklükleri esas alındığında, araştırma kapsamındaki şirketlerin toplulaştırılmış bilançolarında yabancı kaynakların toplam aktiflere oranı yaklaşık yüzde 54,2 olarak hesaplanıyor.

Öz kaynakların aktiflere oranı ise yaklaşık yüzde 45,8 düzeyinde bulunuyor.

Bu oranlar, şirketlerin varlıklarının hangi kaynaklarla finanse edildiğine ilişkin genel bir görünüm sunuyor.

Ancak söz konusu değerler her şirketin borçluluk oranını göstermiyor.

Bazı işletmeler daha yüksek öz kaynakla faaliyet gösterirken bazıları daha yoğun yabancı kaynak kullanabiliyor.

Ayrıca bu oranlardan hareketle bütün şirketlerin finansal açıdan riskli veya güvenli olduğu sonucuna varılamaz.

En Yüksek Aktif Büyüklük İmalat Sektöründe

2025 yılında aktif büyüklüğü açısından ilk sırada imalat sektörü yer aldı.

İmalat sektörünün toplam aktif büyüklüğü 33 trilyon 54 milyar 231 milyon TL olarak gerçekleşti.

Toptan ve perakende ticaret sektörü ise 25 trilyon 89 milyar 616 milyon TL ile ikinci sırada bulundu.

İmalat sektöründe üretim tesisleri, makine ve ekipmanlar, stoklar ve diğer varlıklar bilanço büyüklüğünde önemli rol oynayabiliyor.

Ticaret sektöründe ise stoklar, ticari alacaklar ve diğer işletme varlıkları finansal yapının önemli bileşenleri arasında bulunuyor.

Bu nedenle sektörler arasındaki aktif büyüklüğü karşılaştırmalarının faaliyet yapıları dikkate alınarak yapılması gerekiyor.

En Fazla Şirket Toptan ve Perakende Ticaret Sektöründe

TÜİK araştırmasına göre 2025 yılında toplam 1 milyon 150 bin 191 firma çalışmanın kapsamında yer aldı.

Bu firmaların 356 bin 973'ü toptan ve perakende ticaret sektöründe faaliyet gösterdi.

İmalat sektöründe bulunan firma sayısı ise 185 bin 933 olarak açıklandı.

Ticaret sektöründeki firma sayısının yüksek olması, sektörde çok sayıda farklı büyüklükte işletmenin faaliyet gösterdiğini ortaya koyuyor.

Ancak firma sayısının fazla olması, ilgili sektörün en yüksek kârlılığa veya varlık büyüklüğüne sahip olduğu anlamına gelmiyor.

Bu nedenle sektörlerin ekonomik performansının değerlendirilmesinde firma sayısı, satış hacmi, aktif büyüklüğü ve kârlılık göstergeleri birlikte ele alınmalı.

Şirketlerin Toplam Net Satışları 107,7 Trilyon TL

2025 yılında araştırma kapsamındaki şirketlerin toplam net satışları 107 trilyon 724 milyar 696 milyon TL olarak gerçekleşti.

Net satışlar, brüt satışlardan satış iadeleri, iskontolar ve ilgili satış indirimlerinin düşülmesiyle hesaplanıyor.

Bu tutar, şirketlerin faaliyetlerinden elde ettiği satış gelirlerinin toplam büyüklüğünü gösteriyor.

Ancak net satışların artması, şirketlerin aynı tutarda kâr elde ettiği anlamına gelmiyor.

Satışların maliyeti, faaliyet giderleri, finansman giderleri ve diğer gelir-gider kalemleri, şirketlerin dönem sonu kârlılığını etkiliyor.

Bu nedenle yalnızca ciro veya net satış tutarına bakılarak işletmenin finansal başarısı hakkında kesin değerlendirme yapılmamalı.

Faaliyet Kârı 5,57 Trilyon TL Olarak Açıklandı

TÜİK verilerine göre şirketlerin 2025 yılı toplam faaliyet kârı 5 trilyon 571 milyar 364 milyon TL oldu.

Faaliyet kârı, şirketlerin esas faaliyetleri sonucunda elde ettikleri finansal performansın değerlendirilmesinde kullanılan göstergeler arasında bulunuyor.

Açıklanan toplam faaliyet kârının net satışlara oranı yaklaşık yüzde 5,2 olarak hesaplanıyor.

Ancak bu oran, şirketlerin her 100 TL satıştan aynı tutarda faaliyet kârı elde ettiği anlamına gelmiyor.

Sektörlerin maliyet yapıları, satış fiyatları, faaliyet giderleri ve iş modelleri arasında önemli farklılıklar bulunabiliyor.

Özellikle üretim ve ticaret şirketlerinde maliyet yapısının düzenli analiz edilmesi, kârlılığın sürdürülebilirliği bakımından önem taşıyor.

Toplam Dönem Net Kârı 2,24 Trilyon TL

Araştırma kapsamındaki şirketlerin 2025 yılı toplulaştırılmış dönem net kârı 2 trilyon 237 milyar 612 milyon TL olarak gerçekleşti.

Bu tutar, kâr eden şirketlerin toplam kârı değil, ilgili sektörlerdeki kâr ve zararların toplulaştırılması sonucunda ortaya çıkan net değeri ifade ediyor.

Dolayısıyla bazı şirketlerin yüksek kâr elde etmesi ve bazı şirketlerin zarar açıklaması, toplam sonuca birlikte yansıyor.

Toplam dönem net kârının net satışlara oranı yaklaşık yüzde 2,1 olarak hesaplanıyor.

Bu oran, şirketlerin toplam satış gelirleri ile nihai kârlılıkları arasındaki farkın değerlendirilmesi açısından önemli.

Ancak farklı büyüklükteki şirketlerin toplulaştırılmış verilerinden hesaplandığı için her işletmenin bireysel net kâr marjını göstermiyor.

İmalat Sektörü Kârlılıkta İlk Sırada

2025 yılında en yüksek toplam net kârı elde eden sektör imalat oldu.

İmalat sektörünün toplam dönem net kârı 873 milyar 989 milyon TL olarak açıklandı.

Toptan ve perakende ticaret sektörü 676 milyar 724 milyon TL ile ikinci sırada yer aldı.

İnşaat sektörünün toplam net kârı ise 229 milyar 69 milyon TL olarak gerçekleşti.

Bu sonuçlar, imalat ve ticaret sektörlerinin Türkiye'deki şirket kârlılığı üzerinde önemli ağırlığa sahip olduğunu gösteriyor.

Ancak söz konusu sektörlerde faaliyet gösteren bütün işletmelerin kâr ettiği sonucu çıkarılmamalı.

Açıklanan değerler sektörlerin toplulaştırılmış finansal sonuçlarını ifade ediyor.

Ulaştırma ve Depolama Sektörü Zarar Açıkladı

Araştırmanın dikkat çeken sonuçlarından biri, ulaştırma ve depolama sektöründeki toplulaştırılmış net zarar oldu.

TÜİK verilerine göre sektör 2025 yılını 107 milyar 223 milyon TL net zararla tamamladı.

Gayrimenkul faaliyetleri sektöründe ise 43 milyar 693 milyon TL net zarar gerçekleşti.

Bu veriler, bazı sektörlerde toplam finansal sonuçların negatif olduğunu ortaya koyuyor.

Ancak bir sektörün toplulaştırılmış zarar açıklaması, o sektörde bulunan bütün şirketlerin zarar ettiği anlamına gelmiyor.

Şirketlerin finansman giderleri, maliyet yapıları ve diğer finansal sonuçları sektörün toplam kârlılığı üzerinde etkili olabiliyor.

Öz Kaynaklar Açısından İmalat Sektörü Önde

İmalat sektörü, aktif büyüklüğünün yanı sıra öz kaynak toplamında da ilk sırada yer aldı.

2025 yılında imalat sektörünün toplam öz kaynakları 15 trilyon 425 milyar 939 milyon TL olarak gerçekleşti.

Toptan ve perakende ticaret sektörünün öz kaynakları 8 trilyon 793 milyar 885 milyon TL oldu.

Mesleki, bilimsel ve teknik faaliyetler sektöründe ise toplam öz kaynak büyüklüğü yaklaşık 8 trilyon TL düzeyinde gerçekleşti.

Bu sonuçlar, sektörlerin faaliyetlerini finanse etmek için kullandıkları öz kaynak büyüklükleri arasında önemli farklılıklar olduğunu gösteriyor.

Ancak toplam öz kaynak büyüklüğünün yüksek olması, ilgili sektördeki her işletmenin güçlü bir öz kaynak yapısına sahip olduğu anlamına gelmiyor.

Borçluluk Oranları Şirketler İçin Neden Önemli?

Şirketlerin finansal yapılarının değerlendirilmesinde yabancı kaynakların toplam aktiflere ve öz kaynaklara oranı önemli göstergeler arasında bulunuyor.

Özellikle yüksek finansman ihtiyacı bulunan işletmelerde borçlanma kapasitesinin doğru yönetilmesi gerekiyor.

Kısa vadeli borçların yüksek olması, şirketin nakit akışı üzerindeki ödeme baskısını artırabilir.

Buna karşılık uzun vadeli ve sürdürülebilir finansman kaynakları, bazı yatırım projelerinin daha sağlıklı yürütülmesine yardımcı olabilir.

Ancak borçluluk oranının tek başına yüksek veya düşük olması, işletmenin finansal başarısını belirlemek için yeterli değil.

Şirketlerin faaliyet gelirleri, tahsilat süreleri, stok yönetimi ve borç ödeme kapasiteleri birlikte değerlendirilmelidir.

Mali Müşavirler Açısından Sektör Bilançolarının Önemi

Sektör bilançoları, serbest muhasebeci mali müşavirler ve yeminli mali müşavirler açısından işletmelerin finansal performanslarını değerlendirmede kullanılabilecek önemli karşılaştırma verileri sunuyor.

Özellikle şirketlerin aktif yapısı, borçluluk oranları ve kârlılık göstergeleri sektör ortalamalarıyla karşılaştırılabilir.

Ancak sektör ortalamalarının doğrudan bağlayıcı muhasebe veya vergi kriterleri olarak kullanılması doğru değil.

Her işletmenin faaliyet hacmi, muhasebe politikaları, finansman yapısı ve ekonomik koşulları farklı olabilir.

Bu nedenle mali analizlerin şirketin kendi mali tabloları üzerinden yapılması ve sektör verilerinin destekleyici gösterge olarak kullanılması gerekiyor.

Vergi Beyannameleri ile Finansal Tabloların Uyumu

Sektör Bilançoları çalışmasında kurumlar vergisi mükelleflerinin Gelir İdaresi Başkanlığına sunduğu bilanço ve gelir tablosu verilerinden yararlanılıyor.

Bu nedenle şirketlerin muhasebe kayıtlarının ve mali tablolarının doğru hazırlanması önem taşıyor.

Özellikle bilanço hesapları ile gelir tablosundaki kâr veya zarar rakamları arasında gerekli mutabakatların yapılması gerekiyor.

Ancak ticari kâr ile kurumlar vergisi matrahının her durumda aynı olması beklenmemeli.

Kanunen kabul edilmeyen giderler, istisnalar, indirimler ve diğer vergisel düzenlemeler nedeniyle ticari kâr ile mali kâr arasında farklılıklar oluşabilir.

Bu nedenle şirketlerin finansal tabloları ve vergi beyannameleri arasındaki farklılıkları işlem bazında açıklayabilmesi önem taşıyor.

Sermaye Kaybı ve Borca Batıklık Açısından Değerlendirme

Şirketlerin öz kaynak yapısı, Türk Ticaret Kanunu'nun 376'ncı maddesi kapsamında sermaye kaybı ve borca batıklık değerlendirmelerinde önem taşıyor.

Öz kaynakların zayıflaması veya geçmiş yıl zararlarının artması, şirket yönetimlerinin gerekli finansal ve hukuki değerlendirmeleri yapmasını gerektirebilir.

Ancak TÜİK tarafından açıklanan toplulaştırılmış sektör bilançoları, herhangi bir şirketin sermaye kaybı veya borca batıklık durumunu doğrudan belirlemiyor.

Bu değerlendirmeler, her şirketin kendi bilançosu ve yürürlükteki mevzuat hükümleri esas alınarak gerçekleştirilmeli.

Özellikle sermaye kaybı hesaplamalarında uygulanabilecek geçici düzenlemelerin de dikkate alınması gerekiyor.

Bağımsız Denetim ve Finansal Analiz Açısından Etkileri

Sektör Bilançoları sonuçları, bağımsız denetim ve finansal analiz çalışmalarında karşılaştırma amacıyla kullanılabilecek ekonomik göstergeler içeriyor.

Denetçiler, işletmelerin finansal performansını değerlendirirken sektörel gelişmelerden yararlanabiliyor.

Özellikle satış gelirleri, kâr marjları, borçluluk ve öz kaynak yapısındaki olağan dışı değişimler risk değerlendirmelerinde önem taşıyabilir.

Ancak sektör istatistikleri, şirkete özgü denetim kanıtlarının yerine geçmiyor.

Bağımsız denetim çalışmalarının ilgili denetim standartlarına göre yürütülmesi ve şirketin kendi kayıtlarının incelenmesi gerekiyor.

Şirketler Hangi Finansal Göstergeleri Kontrol Etmeli?

Açıklanan sonuçlar, şirketlerin kendi finansal yapılarını gözden geçirmesi açısından önemli bir karşılaştırma imkânı sunuyor.

Şirketlerin öncelikle aktif ve öz kaynak büyüklüklerini, toplam yabancı kaynaklarını ve kısa vadeli borçlarının durumunu incelemesi yararlı olacaktır.

Net satışlar ile faaliyet kârı arasındaki ilişki değerlendirilerek kârlılık analizi yapılmalı.

Ticari alacaklar, stoklar ve borç ödeme süreleri birlikte incelenmeli.

Özellikle yüksek finansman giderleri bulunan işletmelerde borçlanma maliyetlerinin faaliyet kârlılığı üzerindeki etkisi hesaplanmalı.

Ayrıca şirketlerin 2026 yılı gerçekleşen sonuçlarını 2025 yılı mali tablolarıyla karşılaştırarak bütçe ve nakit akışı tahminlerini güncellemesi önem taşıyor.

Şirketlerin Finansal Yapısında Borç ve Kârlılık Dengesi Öne Çıkıyor

TÜİK ve TCMB tarafından hazırlanan 2025 yılı Sektör Bilançoları, Türkiye'deki şirketlerin toplulaştırılmış finansal büyüklüğüne ilişkin kapsamlı sonuçlar ortaya koydu.

Araştırma kapsamındaki 1 milyon 150 bin 191 firmanın aktif büyüklüğü 123,9 trilyon TL'ye, yabancı kaynakları 67,2 trilyon TL'ye ve öz kaynakları 56,7 trilyon TL'ye ulaştı.

Şirketlerin toplam net satışları 107,7 trilyon TL olurken dönem net kârı 2,24 trilyon TL olarak gerçekleşti.

İmalat sektörü hem aktif büyüklüğünde hem de net kârlılıkta ilk sırada yer aldı. Ulaştırma ve depolama ile gayrimenkul faaliyetleri sektörlerinde ise toplulaştırılmış net zarar kaydedildi.

Açıklanan veriler yeni bir vergi veya muhasebe yükümlülüğü getirmiyor. Bununla birlikte şirketlerin borçluluk oranları, kârlılıkları, öz kaynak yapıları ve finansal sürdürülebilirliklerini değerlendirmeleri açısından önemli göstergeler sunuyor.