Şirketlerde Yapay Zekâ Kullanımı İki Katına Çıktı: Veri Güvenliği Endişesi Öne Çıkıyor
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2026 yılı Yapay Zekâ İstatistikleri sonuçlarını açıkladı. İşletmelerde yapay zekâ teknolojilerinin kullanım oranı 2025 yılındaki yüzde 7,5 seviyesinden 2026 yılında yüzde 14'e yükseldi. Büyük ölçekli işletmelerde bu oran yüzde 37,1'e ulaşırken yapay zekâ kullanan şirketlerin yüzde 16,6'sının kişisel verileri işlediği belirlendi. Araştırma, işletmelerin dijital dönüşümünde önemli bir ilerleme yaşandığını ancak veri güvenliği, hukuki sorumluluk ve uzman personel eksikliğinin önemli sorunlar olmaya devam ettiğini gösterdi.
TÜİK tarafından 2 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan Yapay Zekâ İstatistikleri bülteni, Türkiye'de şirketlerin ve bireylerin yapay zekâ teknolojilerini kullanımına ilişkin güncel verileri ortaya koydu.
Araştırmaya göre yapay zekâ kullanımı hem bireylerde hem de işletmelerde bir önceki yıla kıyasla yaklaşık iki katına çıktı.
Şirketlerin yapay zekâdan en fazla pazarlama ve satış faaliyetlerinde yararlandığı görülürken araştırma-geliştirme, üretim ve hizmet süreçlerinde de kullanımın yaygınlaştığı belirlendi.
Buna karşılık yeterli uzmanlığa sahip personel bulunmaması, hukuki belirsizlikler ve kişisel verilerin korunmasına ilişkin endişeler, teknolojiyi henüz kullanmayan işletmeler açısından önemli engeller olarak öne çıktı.
İşletmelerde Yapay Zekâ Kullanım Oranı Yüzde 14 Oldu
TÜİK verilerine göre yapay zekâ teknolojilerinden herhangi birini kullandığını belirten girişimlerin oranı 2025 yılında yüzde 7,5 iken 2026 yılında yüzde 14'e yükseldi.
Böylece kullanım oranında bir yılda 6,5 puanlık artış gerçekleşti.
2021 yılında yalnızca yüzde 2,7 olan bu oran, beş yıllık dönemde önemli ölçüde yükseldi.
Veriler, yapay zekâ teknolojilerinin işletmelerin günlük faaliyetlerinde giderek daha fazla yer bulduğunu gösteriyor.
Ancak kullanım oranlarının sektör ve işletme büyüklüğüne göre önemli farklılıklar gösterdiği görülüyor.
Araştırmanın işletmelere ilişkin bölümü, 10 ve daha fazla çalışanı bulunan ve araştırma kapsamındaki sektörlerde faaliyet gösteren girişimleri kapsıyor.
Büyük İşletmelerde Kullanım Yüzde 37,1'e Ulaştı
Yapay zekâ kullanımında işletme büyüklüğü önemli bir farklılaşma oluşturuyor.
TÜİK'in 2026 yılı sonuçlarına göre 250 ve daha fazla çalışanı bulunan büyük işletmelerin yüzde 37,1'i yapay zekâ teknolojilerinden yararlanıyor.
Orta ölçekli işletmelerde kullanım oranı yüzde 17, küçük ölçekli işletmelerde ise yüzde 12,8 olarak gerçekleşti.
| Çalışan Sayısı | Yapay Zekâ Kullanım Oranı |
|---|---|
| 10–49 çalışan | %12,8 |
| 50–249 çalışan | %17,0 |
| 250 ve üzeri çalışan | %37,1 |
Bu sonuçlar, büyük işletmelerin yapay zekâ teknolojilerini kullanma konusunda daha yüksek bir orana sahip olduğunu gösteriyor.
Teknoloji yatırımları, uzman personel kapasitesi ve dijital altyapı olanakları, işletmelerin yapay zekâ uygulamalarını hayata geçirme süreçlerini etkileyebiliyor.
En Yüksek Kullanım Bilişim Sektöründe
Ekonomik faaliyet grupları incelendiğinde yapay zekâ kullanımının en yaygın olduğu alan telekomünikasyon, programlama ve bilişim faaliyetleri oldu.
Bu sektörde faaliyet gösteren girişimlerin yüzde 63,7'sinin yapay zekâ kullandığı belirlendi.
Yayımcılık, radyo-televizyon ve içerik faaliyetlerinde kullanım oranı yüzde 57,1 olarak gerçekleşti.
Bilgisayarların ve iletişim araçlarının onarımı alanında ise yüzde 32,4 seviyesine ulaşıldı.
Bu sonuçlar, dijital teknolojilerle doğrudan bağlantılı sektörlerde yapay zekâ kullanımının daha yüksek olduğunu ortaya koyuyor.
Ancak yapay zekâ uygulamaları yalnızca teknoloji şirketleriyle sınırlı değil. Üretim, ticaret, finans ve hizmet sektörlerindeki işletmeler de farklı amaçlarla bu teknolojilerden yararlanabiliyor.
Şirketler Yapay Zekâyı En Fazla Pazarlama ve Satışta Kullanıyor
TÜİK araştırmasına göre yapay zekâ kullanan işletmelerde en yaygın kullanım amacı pazarlama ve satış faaliyetleri oldu.
Yapay zekâ kullanan girişimlerin yüzde 51'i bu teknolojileri pazarlama veya satış süreçlerinde kullanıyor.
Araştırma-geliştirme ve yenilik faaliyetlerinde kullanım oranı yüzde 46,3 olarak gerçekleşti.
Üretim veya hizmet süreçleri amacıyla yapay zekâ kullanımının oranı ise yüzde 43,4 oldu.
Bu veriler, yapay zekâ uygulamalarının yalnızca içerik oluşturma amacıyla değil, işletmelerin operasyonel faaliyetlerinde de kullanılmaya başladığını gösteriyor.
Şirketler açısından müşteri analizleri, süreçlerin otomasyonu, veri değerlendirme ve operasyonel planlama gibi alanlarda kullanımın gelişmesi bekleniyor.
Hazır Yapay Zekâ Yazılımları Daha Fazla Tercih Ediliyor
Yapay zekâ kullanan şirketlerin teknolojiyi edinme yöntemlerinde hazır yazılımlar öne çıkıyor.
Araştırmaya göre işletmelerin yüzde 67,8'i açık kaynaklı yazılımlardan yararlanıyor.
Kapalı kaynaklı yazılımları kullanan işletmelerin oranı ise yüzde 49,1 olarak gerçekleşti.
Yapay zekâ yazılım ve sistemlerini dış hizmet sağlayıcılar aracılığıyla geliştiren işletmelerin oranı yüzde 46,5 oldu.
Bu teknolojileri kendi çalışanlarıyla geliştiren işletmelerin oranı ise yüzde 32,1 olarak kaydedildi.
Bir işletme birden fazla yöntemi kullanabildiği için oranların toplamı yüzde 100'ü aşabiliyor.
Yapay Zekâ Kullanan Şirketlerin Yüzde 16,6'sı Kişisel Veri İşliyor
Araştırmanın şirketler açısından dikkat çeken sonuçlarından biri, yapay zekâ teknolojileri aracılığıyla kişisel veri işlenmesine ilişkin oldu.
TÜİK'e göre yapay zekâ kullanan girişimlerin yüzde 16,6'sı bu teknolojilerle bireylere ilişkin kişisel verileri işlediğini beyan etti.
Bu veriler arasında yaş, meslek, eğitim durumu, adres, satın alma kayıtları ve yüz görüntüleri gibi bilgiler bulunabiliyor.
Oran küçük işletmelerde yüzde 16,9, orta ölçekli işletmelerde yüzde 15,3 ve büyük işletmelerde yüzde 17 olarak gerçekleşti.
Bu sonuç, yapay zekâ uygulamalarının kişisel verilerin korunması açısından da değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.
Özellikle müşteri bilgileri, çalışan kayıtları ve finansal bilgiler üzerinde işlem yapan şirketlerin veri güvenliği süreçlerini gözden geçirmesi önem taşıyor.
KVKK Açısından Yapay Zekâ Kullanımında Nelere Dikkat Edilmeli?
Şirketlerin yapay zekâ sistemlerinden yararlanması, kişisel verilerin korunmasına ilişkin yükümlülüklerini ortadan kaldırmıyor.
6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu kapsamında kişisel verilerin işlenmesinde hukuka uygunluk, belirli ve meşru amaç, veri minimizasyonu ve gerekli güvenlik tedbirleri önem taşıyor.
Özellikle şirketlerin müşteri veya çalışanlarına ait bilgileri üçüncü taraf yapay zekâ sistemlerine aktarmadan önce işlemin hukuki niteliğini değerlendirmesi gerekiyor.
Verilerin yurt dışındaki hizmet sağlayıcılara aktarılması durumunda, kişisel verilerin yurt dışına aktarılmasına ilişkin mevzuat hükümleri de gündeme gelebiliyor.
Bu nedenle şirketlerin yalnızca yapay zekâ sisteminin sağladığı kolaylıklara değil, veri işleme koşullarına ve sözleşmesel sorumluluklara da dikkat etmesi önem taşıyor.
Yapay Zekâ Kullanmayan İşletmelerde Uzmanlık Eksikliği Öne Çıktı
TÜİK araştırmasına göre yapay zekâ kullanmayan ancak kullanmayı düşündüğünü belirten işletmelerin yüzde 72,3'ü, yeterli uzmanlık bulunmamasını önemli bir engel olarak gösterdi.
Hukuki sonuçların yeterince açık olmamasını gerekçe gösterenlerin oranı yüzde 66,4 oldu.
Veri koruma ve gizliliğin ihlal edilebileceğine ilişkin endişeleri belirten işletmelerin oranı ise yüzde 65,4 olarak gerçekleşti.
Bu sonuçlar, yapay zekâ yatırımlarında yalnızca teknolojik altyapının değil, personel yetkinliği ve hukuki risk yönetiminin de önem taşıdığını gösteriyor.
İşletmelerin yapay zekâ kullanım politikalarını belirlerken ilgili birimlerin sorumluluklarını açık şekilde tanımlaması yararlı olabilir.
Yapay Zekâ Kullanmayı Planlayan İşletmelerin Oranı Yüzde 8,3
Araştırma kapsamında yapay zekâ teknolojilerini henüz kullanmayan işletmelerin geleceğe yönelik planları da değerlendirildi.
Yapay zekâ kullanmadığını ancak kullanmayı düşündüğünü belirten girişimlerin oranı yüzde 8,3 oldu.
Bu oran 10–49 çalışanı olan işletmelerde yüzde 7,4, 50–249 çalışanı bulunan işletmelerde yüzde 12,2 olarak gerçekleşti.
250 ve daha fazla çalışanı bulunan büyük işletmelerde ise yüzde 14,9'a ulaştı.
Bu veriler, büyük işletmelerin yalnızca mevcut kullanımda değil, yeni teknoloji yatırımı planlarında da daha yüksek orana sahip olduğunu gösteriyor.
Muhasebe ve Finans Birimlerinde Yapay Zekâ Kullanımı
Yapay zekâ uygulamaları, muhasebe ve finans birimlerinde veri analizi, belge sınıflandırma, raporlama ve mutabakat gibi süreçlerde kullanılabiliyor.
Özellikle yüksek işlem hacmine sahip işletmelerde muhasebe kayıtlarının kontrol edilmesi, olağan dışı işlemlerin belirlenmesi ve raporlamaya yönelik analizlerin hazırlanması bakımından çeşitli kullanım alanları bulunuyor.
Ancak yapay zekâ sistemlerinden elde edilen sonuçların doğruluğunun kontrol edilmesi gerekiyor.
Bir muhasebe işleminin yapay zekâ aracılığıyla değerlendirilmesi, ilgili vergi mevzuatına veya muhasebe standartlarına uygunluğunun kendiliğinden sağlandığı anlamına gelmiyor.
Bu nedenle otomasyon süreçlerinde insan kontrolünün sürdürülmesi ve sorumlulukların açık biçimde belirlenmesi önem taşıyor.
Mali Müşavirlik ve Bağımsız Denetimde Yeni Uygulama Alanları
Yapay zekâ teknolojileri SMMM ve YMM meslek mensupları ile bağımsız denetim kuruluşlarının çalışma yöntemlerini de etkileyebiliyor.
Özellikle büyük veri kümelerinin analizi, hesap hareketlerinin incelenmesi ve riskli işlemlerin belirlenmesi gibi alanlarda yapay zekâ destekli araçlardan yararlanılabiliyor.
Bununla birlikte mesleki yargı ve değerlendirme gerektiren işlemlerde yapay zekâ çıktılarının tek başına yeterli kabul edilmemesi gerekiyor.
Bağımsız denetim çalışmalarında kullanılan teknolojilerin güvenilirliği, elde edilen kanıtların uygunluğu ve veri güvenliği ayrıca değerlendirilmeli.
Müşteri bilgilerinin gizliliği ve mesleki sır saklama yükümlülükleri de yapay zekâ kullanımında önemini koruyor.
Yapay Zekâ Yatırımlarının Muhasebeleştirilmesi
Şirketlerin yapay zekâ sistemlerine yaptığı harcamalar farklı muhasebe işlemlerine konu olabiliyor.
Örneğin yazılım abonelikleri, lisans bedelleri, dış hizmet sağlayıcılardan alınan geliştirme hizmetleri ve işletme içinde geliştirilen yazılımlar farklı muhasebe sonuçları doğurabilir.
TFRS uygulayan işletmelerde bu tür harcamaların değerlendirilmesinde TMS 38 Maddi Olmayan Duran Varlıklar standardı ve ilgili diğer hükümler önem taşıyabilir.
Ancak yapay zekâ için gerçekleştirilen bütün harcamaların doğrudan maddi olmayan duran varlık olarak aktifleştirilmesi mümkün değil.
Harcamaların ekonomik niteliği, sözleşme koşulları ve ilgili muhasebeleştirme kriterleri dikkate alınmalı.
Vergi Usul Kanunu kapsamında ise maliyetleştirme ve amortisman uygulamaları ayrıca değerlendirilmelidir.
Yapay Zekâ Kullanımı Yeni Bir Vergi İstisnası Getirmiyor
TÜİK'in açıkladığı veriler, yapay zekâ kullanımındaki gelişmeleri gösteren istatistiksel sonuçlardan oluşuyor.
Bu açıklama şirketlere yeni bir vergi istisnası, indirim veya teşvik hakkı getiren bir mevzuat düzenlemesi niteliğinde değil.
Bununla birlikte yapay zekâ alanında gerçekleştirilen bazı Ar-Ge ve yenilik faaliyetleri, ilgili teşvik mevzuatındaki şartların sağlanması halinde mevcut destek programları kapsamında değerlendirilebilir.
Ancak yapay zekâ yazılımı satın alınması veya abonelik kullanılması tek başına Ar-Ge teşvikinden yararlanılmasını sağlamıyor.
Şirketlerin ilgili harcamaların vergisel niteliğini ve varsa destek programlarına uygunluğunu ayrıca değerlendirmesi gerekiyor.
İç Kontrol ve Bilgi Güvenliği Süreçleri Gözden Geçirilmeli
Yapay zekâ kullanımının yaygınlaşması, şirketlerin iç kontrol sistemlerinde yeni risk alanları oluşturabiliyor.
Özellikle çalışanların kurumsal belgeleri, müşteri bilgilerini veya finansal verileri dış hizmet sağlayıcıların sistemlerine yüklemesi önemli güvenlik sorunlarına neden olabilir.
Bu nedenle şirketlerin hangi yapay zekâ uygulamalarının kullanılabileceğini ve hangi verilerin bu sistemlerle paylaşılabileceğini belirlemesi önem taşıyor.
Kullanıcı yetkileri, veri saklama koşulları ve üçüncü taraf hizmet sağlayıcıların güvenlik uygulamaları kontrol edilmeli.
Ayrıca yapay zekâ tarafından oluşturulan analiz ve raporların doğrulanmasına yönelik iş süreçleri hazırlanmalı.
Bu önlemler hem veri güvenliğinin sağlanmasına hem de hatalı otomatik işlemlerden kaynaklanabilecek risklerin azaltılmasına yardımcı olabilir.
Şirketler Ne Yapmalı?
TÜİK'in açıkladığı sonuçlar, yapay zekâ teknolojilerinin şirketlerin operasyonel süreçlerinde daha fazla kullanılmaya başladığını gösteriyor.
Bu nedenle işletmelerin mevcut dijital altyapılarını ve yapay zekâ kullanım ihtiyaçlarını değerlendirmesi yararlı olabilir.
Öncelikle yapay zekâdan hangi iş süreçlerinde yararlanılabileceği belirlenmeli.
Veri güvenliği, kişisel verilerin korunması ve bilgi paylaşımına ilişkin kurallar oluşturulmalı.
Muhasebe, finans ve insan kaynakları gibi hassas veri işleyen birimlerde kullanılacak araçların güvenilirliği ayrıca kontrol edilmeli.
Yapay zekâ yatırımlarının toplam maliyeti, beklenen faydaları ve muhasebeleştirilme yöntemleri değerlendirilmelidir.
Çalışanlara yönelik eğitimler düzenlenmesi ve yapay zekâ çıktılarının insan kontrolünden geçirilmesi, teknolojinin daha güvenli kullanılmasına katkıda bulunabilir.
Yapay Zekâ Kullanımı Artarken Kurumsal Sorumluluklar Devam Ediyor
TÜİK'in 2026 yılı Yapay Zekâ İstatistikleri, işletmelerde yapay zekâ kullanım oranının bir yılda yüzde 7,5'ten yüzde 14'e yükseldiğini ortaya koydu.
Büyük işletmelerde kullanım oranının yüzde 37,1'e ulaşması ve yapay zekâ kullanan şirketlerin yüzde 16,6'sının kişisel veri işlemesi, dijital dönüşümün fırsatlarla birlikte yeni sorumluluklar da oluşturduğunu gösteriyor.
Özellikle uzman personel eksikliği, hukuki belirsizlikler ve veri güvenliği endişeleri, teknolojiyi kullanmayı planlayan işletmeler açısından önemini koruyor.
Şirketlerin yapay zekâ uygulamalarını yalnızca verimlilik aracı olarak değil, muhasebe, iç kontrol, bilgi güvenliği ve kurumsal risk yönetiminin bir parçası olarak değerlendirmesi önem taşıyor.




