Sanayi Şirketlerinde Karbon Dönemi Başladı: 27 Ekim'e Kadar İlk Hazırlıklar Tamamlanacak

Türkiye'de sanayi kuruluşlarının sera gazı emisyonlarını izleme, raporlama ve doğrulama süreçlerini ilgilendiren Emisyon Ticaret Sistemi'nde (TR ETS) yeni bir aşamaya geçildi. İklim Değişikliği Başkanlığı tarafından Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Pilot Uygulama Dönemine İlişkin Usul ve Esaslar, 30 Eylül 2026 tarihli ve 18626 sayılı Olur ile onaylandı. Düzenleme, 2026 ve 2027 emisyon yıllarını kapsayan pilot uygulamanın kapsamını, faaliyet seviyesi raporlarını, ücretsiz tahsisat hesaplamalarını ve tesislerin yerine getireceği yükümlülükleri belirliyor. Kapsamdaki işletmeler açısından 27 Ekim 2026 tarihi, ilk izleme metodolojisi planının hazırlanması bakımından önem taşıyor.

Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi'nde Yeni Aşama

Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği, 27 Ağustos 2026 tarihli ve 33353 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe girdi.

Bu yönetmeliğin ardından pilot dönemin uygulanmasına ilişkin ayrıntılı usul ve esaslar hazırlandı.

İklim Değişikliği Başkanlığının yayımladığı açıklamaya göre yeni usul ve esaslar, 30 Eylül 2026 tarihinde onaylandı.

Böylece pilot uygulamada hangi tesislerin kapsama alınacağı, raporlama süreçlerinin nasıl yürütüleceği ve emisyon tahsisatlarının hangi esaslara göre belirleneceği konusunda uygulama çerçevesi oluşturuldu.

Sistem, yalnızca çevresel bir raporlama uygulaması değil; işletmelerin üretim, maliyet yönetimi ve uzun vadeli yatırım kararlarıyla bağlantılı bir düzenleme niteliği taşıyor.

Ancak pilot dönemdeki yükümlülüklerin tüm şirketler için aynı tarihte ve aynı kapsamda uygulanacağı düşünülmemeli.

Tesisin faaliyet alanı ve emisyon kategorisi, uygulanacak hükümler açısından belirleyici olacak.

Pilot Dönem 2026 ve 2027 Yıllarını Kapsıyor

Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi'nin pilot uygulaması, 2026 ve 2027 emisyon yıllarını kapsayacak.

Bu iki yılın yükümlülükleri birbirinden farklı.

2026 emisyon yılı için temel uygulama raporlama süreçlerinden oluşuyor.

İlk zorunlu tahsisat teslim yükümlülüğü ise 2027 emisyon yılına ilişkin olarak uygulanacak.

Bu ayrım, şirketlerin karbon maliyetlerini değerlendirirken dikkate alması gereken önemli noktalardan biri.

2026 yılı içerisinde raporlama yükümlülüğü bulunması, aynı yıl bütün kapsamdaki tesislerin emisyonları için zorunlu tahsisat teslim edeceği anlamına gelmiyor.

Bununla birlikte 2026 yılına ait emisyon ve faaliyet verilerinin doğru şekilde hazırlanması, sonraki dönemlerde uygulanacak tahsisat hesaplamaları bakımından önem taşıyor.

Hangi Sektörler Kapsama Giriyor?

Pilot uygulama kapsamında belirli emisyon eşiklerini karşılayan sanayi tesisleri yer alıyor.

Açıklanan çerçeveye göre uygulamanın odaklandığı sektörler şunlar:

Ancak bu sektörlerde faaliyet gösteren her işletmenin otomatik olarak aynı yükümlülüklere tabi olduğu söylenemez.

Uygulama kapsamı belirlenirken tesisin faaliyet türü ve emisyon kategorisi dikkate alınıyor.

Pilot dönemde özellikle Kategori B ve Kategori C kapsamındaki tesisler önem taşıyor.

Bu nedenle işletmelerin faaliyet gösterdikleri sektörün yanında kurulu kapasitelerini ve sera gazı emisyonlarına ilişkin teknik verilerini de incelemesi gerekiyor.

Emisyon Kategorileri Nasıl Belirleniyor?

Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi Yönetmeliği'nde tesisler, emisyon büyüklüklerine göre farklı kategorilerde değerlendiriliyor.

Bu sınıflandırmada biyokütleden kaynaklanan karbondioksit emisyonlarının dışarıda bırakılması ve transfer edilen karbondioksitin hesaba katılması gibi özel hesaplama kuralları bulunuyor.

Genel kategoriler şöyle:

Tesis kategorisi Yıllık emisyon eşiği
Kategori A 50.000 ton CO₂ eşdeğeri veya daha az
Kategori B 50.000 tonun üzerinde, 500.000 ton CO₂ eşdeğerine kadar
Kategori C 500.000 ton CO₂ eşdeğerinin üzerinde

Ancak bu eşikler tek başına kapsam tespiti için yeterli değil.

İlgili tesisin yönetmelikte belirtilen faaliyetleri yürütmesi ve teknik hesaplama koşullarını karşılaması da gerekiyor.

İşletmelerin yalnızca yıllık enerji faturaları veya üretim miktarları üzerinden doğrudan kategori belirlemesi doğru olmayabilir.

Tesisin emisyonlarının ilgili mevzuata uygun yöntemlerle hesaplanması gerekiyor.

İlk Önemli Tarih: 27 Ekim 2026

Pilot uygulama kapsamında yer alan işletmeler açısından izleme metodolojisi planının hazırlanması önemli yükümlülüklerden biri.

İlgili geçiş hükümleri çerçevesinde ilk planın sunulması bakımından 27 Ekim 2026 tarihi öne çıkıyor.

Bu plan, tesisin faaliyet seviyesine ilişkin bilgilerin hangi veri kaynakları ve hesaplama yöntemleri kullanılarak belirleneceğini ortaya koyuyor.

Dolayısıyla yalnızca genel bir çevre politikası belgesi hazırlanması yeterli olmayabilir.

İlgili tesislerin faaliyetlerini, ölçüm sistemlerini ve veri kaynaklarını mevzuat koşullarına uygun biçimde değerlendirmesi gerekiyor.

İşletmelerin son başvuru tarihi ve varsa sonradan yayımlanabilecek değişiklikler için İklim Değişikliği Başkanlığının güncel duyurularını takip etmesi önem taşıyor.

2026 Yılında Hangi Yükümlülükler Bulunuyor?

Pilot dönemin ilk emisyon yılı olan 2026'da tesislerin veri toplama ve raporlama süreçleri ön plana çıkıyor.

Sera gazı emisyonları ve tesis faaliyetlerine ilişkin bilgilerin doğru şekilde izlenmesi, sonraki raporlama süreçlerinin temelini oluşturuyor.

Kapsamdaki tesisler için 2026 yılına ilişkin doğrulanmış faaliyet seviyesi raporunun 30 Nisan 2027 tarihine kadar sunulması öngörülüyor.

Ancak faaliyet seviyesi raporu ile sera gazı emisyon raporu aynı belge değil.

Her iki veri grubunun ilgili düzenlemelerde belirtilen yöntemlerle hazırlanması gerekiyor.

Ayrıca elektrik üretimine ilişkin belirli alt tesislerde geçmiş yılların faaliyet verilerine yönelik özel hükümler bulunuyor.

Bu nedenle işletmelerin raporlama takvimlerini kendi faaliyet kapsamlarına göre oluşturması gerekiyor.

2027 Yılında Tahsisat Teslim Yükümlülüğü Başlayacak

Pilot uygulamanın ikinci yılı olan 2027 için raporlama yükümlülüklerinin yanında tahsisat teslim süreçleri de gündeme geliyor.

Yeni usul ve esaslara göre zorunlu tahsisat teslim yükümlülüğü ilk kez 2027 emisyon yılı için uygulanacak.

2027 yılı faaliyetlerine ilişkin doğrulanmış faaliyet seviyesi raporunun 30 Nisan 2028 tarihine kadar sunulması öngörülüyor.

2027 emisyon yılına ilişkin tahsisat tesliminin ise Kasım 2028'in son iş gününe kadar gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Bu tarihler, işletmelerin üretim ve mali işler ekiplerinin birlikte izlemesi gereken önemli yükümlülükler arasında bulunuyor.

Ancak bir işletmenin ne kadar tahsisat teslim edeceği, yalnızca yıllık üretim miktarına bakılarak belirlenmiyor.

İlgili emisyon verileri, tahsisat hesaplama yöntemleri ve ücretsiz tahsisat hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.

Ücretsiz Tahsisat Nedir?

Emisyon Ticaret Sistemi'nde tahsisat, belirli bir sera gazı emisyon miktarını karşılayan sistem birimini ifade ediyor.

Uygulama kapsamında bazı tahsisatların belirlenen yöntemlere göre ücretsiz dağıtılması mümkün.

Ücretsiz tahsisat hesaplamalarında faaliyet seviyeleri, sektörlere ilişkin kıyas değerleri ve ilgili uygulama katsayıları önem taşıyor.

Ancak ücretsiz tahsisat verilmesi, bir tesisin bütün emisyonlarının maliyetsiz şekilde karşılanacağı anlamına gelmiyor.

Tahsis edilen miktar ile yükümlülüğe esas emisyon miktarı arasında fark oluşması durumunda işletmenin durumunun ayrıca değerlendirilmesi gerekebilir.

Benzer şekilde bütün şirketlerin aynı miktarda ücretsiz tahsisat alacağı da varsayılmamalı.

Tahsisatın hesaplanması, ilgili tesisin faaliyet özelliklerine ve yürürlükteki uygulama hükümlerine bağlı.

Üretim Maliyetleri Nasıl Etkilenebilir?

Emisyon Ticaret Sistemi, sanayi işletmeleri açısından maliyet yönetimiyle bağlantılı sonuçlar doğurabilir.

Özellikle enerji yoğun üretim yapan şirketlerde doğrudan sera gazı emisyonları önemli bir faaliyet göstergesi oluşturuyor.

Tesisin emisyon seviyesi ve tahsisat yükümlülükleri, ilerleyen dönemlerde finansal planlamanın bir parçası haline gelebilir.

Ancak sisteme dahil olmak, bütün şirketlerin aynı miktarda karbon maliyetine katlanacağı anlamına gelmiyor.

Emisyon yoğunluğu, üretim teknolojisi, ücretsiz tahsisat miktarı ve uygulanacak piyasa koşulları şirketler arasında farklılık gösterebilir.

Bu nedenle işletmelerin karbon maliyetlerine ilişkin hesaplamalarında varsayımsal rakamlar yerine kendi tesislerine ait verileri kullanması önem taşıyor.

Muhasebe ve Finans Birimleri Açısından Önemi

Emisyon Ticaret Sistemi'nin uygulanması, işletmelerin mali işler ve muhasebe birimleri açısından da yeni değerlendirme alanları oluşturuyor.

Özellikle emisyon tahsisatlarının edinilmesi, kullanılması ve teslim edilmesi süreçleri finansal raporlama bakımından önem taşıyabilir.

Ancak bütün işletmeler için aynı muhasebe kaydının kullanılacağı söylenemez.

Tahsisatların niteliği, işletmenin tabi olduğu finansal raporlama çerçevesi ve ilgili işlemin koşulları dikkate alınmalıdır.

Bu nedenle TFRS, BOBİ FRS veya diğer raporlama çerçevelerini uygulayan işletmelerin kendi koşulları çerçevesinde muhasebe politikalarını değerlendirmeleri gerekiyor.

Ayrıca emisyon verilerinin kaynağı ile finansal kayıtlar arasında bağlantı kurulması, iç kontrol ve raporlama süreçlerinde yararlı olabilir.

Ancak pilot dönemin başlaması, bütün şirketlere aynı tarihte yeni bir vergi beyannamesi verme zorunluluğu getirildiği anlamına gelmiyor.

Şirketlerde İç Kontrol ve Veri Güvenilirliği

Emisyon Ticaret Sistemi kapsamında hazırlanan raporların güvenilirliği, kullanılan verilerin doğruluğuna bağlı bulunuyor.

Özellikle üretim miktarları, yakıt tüketimi ve ilgili diğer faaliyet verilerinin düzenli olarak kayıt altına alınması önem taşıyor.

İşletmelerin çevre yönetimi, üretim, enerji ve mali işler birimlerinin aynı veri setleri üzerinden çalışması, raporlama süreçlerinde tutarlılığın sağlanmasına yardımcı olabilir.

Ayrıca doğrulama süreçlerinde kullanılacak belgelerin sistemli biçimde saklanması faydalı olabilir.

Bununla birlikte her şirketin aynı organizasyon yapısına veya bilgi sistemine sahip olması gerekmiyor.

Önemli olan, ilgili tesisin tabi olduğu yükümlülükleri ve raporlama esaslarını yerine getirebilmesi.

Bağımsız Denetim ile Emisyon Doğrulaması Aynı Şey Mi?

Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi kapsamında emisyon ve faaliyet verilerine ilişkin doğrulama süreçleri bulunuyor.

Ancak bu süreçler, şirketlerin finansal tablolarına yönelik bağımsız denetim çalışmalarıyla aynı kapsamda değil.

Finansal tabloların bağımsız denetimi, ilgili bağımsız denetim standartları çerçevesinde gerçekleştiriliyor.

Sera gazı emisyonları ve faaliyet verilerinin doğrulanması ise bu alana özgü düzenlemeler ve yetkilendirme koşulları kapsamında yürütülüyor.

Bu nedenle bir şirketin finansal tablolarının bağımsız denetimden geçmiş olması, emisyon verilerine ilişkin bütün doğrulama yükümlülüklerini kendiliğinden yerine getirdiği anlamına gelmiyor.

İşletmelerin bu iki süreci birbirinden ayırması gerekiyor.

İhracatçı Sanayi Şirketleri Açısından Önemi

Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi, özellikle uluslararası pazarlarda faaliyet gösteren enerji yoğun sanayi şirketleri bakımından önem taşıyor.

Demir-çelik, alüminyum, çimento ve gübre gibi sektörlerde faaliyet gösteren işletmeler, sera gazı emisyonlarına ilişkin verileri üretim ve ticaret süreçlerinde kullanabiliyor.

Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması da belirli ürün gruplarında emisyon bilgilerinin önemini artırıyor.

Ancak Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi ile Avrupa Birliği'nin Sınırda Karbon Düzenleme Mekanizması aynı düzenleme değil.

Her iki sistemin kapsamı ve yükümlülükleri kendi mevzuatına göre belirleniyor.

Dolayısıyla Türkiye'deki bir tesisin ulusal emisyon sistemine ilişkin yükümlülüklerini yerine getirmesi, Avrupa Birliği'ndeki bütün ithalat süreçlerinin otomatik olarak tamamlandığı anlamına gelmiyor.

İşletmelerin Hangi Hazırlıkları Yapması Gerekiyor?

Pilot uygulama kapsamında bulunabilecek işletmelerin ilk olarak tesislerinin ilgili sektör ve emisyon eşiklerine göre kapsama girip girmediğini kontrol etmeleri gerekiyor.

Kapsama giren işletmeler açısından izleme metodolojisi planı, faaliyet seviyesi verileri ve doğrulama süreçleri önem taşıyor.

Ayrıca raporlama sorumlularının belirlenmesi ve veri kayıtlarının düzenli şekilde tutulması, sonraki yükümlülüklerin yerine getirilmesine katkı sağlayabilir.

Özellikle 27 Ekim 2026 tarihi yaklaşırken ilgili tesislerin yürürlükteki uygulama hükümlerini ve güncel resmî duyuruları incelemesi önem taşıyor.

Bununla birlikte kapsama girip girmediği netleşmemiş şirketlerin yalnızca sektör adlarına dayanarak kesin bir yükümlülük kararı vermemesi gerekiyor.

Karbon Piyasasına Geçişte İlk Uygulama Dönemi

Türkiye Emisyon Ticaret Sistemi'nin pilot dönem esaslarının yayımlanması, sanayi işletmeleri açısından önemli bir uygulama aşamasını oluşturuyor.

2026 ve 2027 emisyon yıllarını kapsayan sistemde ilk yıl raporlama süreçleri ön plana çıkarken zorunlu tahsisat teslim yükümlülüğü 2027 emisyon yılı için başlayacak.

Elektrik üretimi, çimento, demir-çelik, alüminyum ve gübre sektörlerinde belirlenen koşulları sağlayan tesisler, yeni uygulamanın odağında bulunuyor.

Kapsamdaki işletmelerin 27 Ekim 2026 tarihli ilk hazırlık aşamasını ve sonraki raporlama takvimini dikkate alması gerekiyor.

Yeni düzenleme, sera gazı emisyonlarının yalnızca çevresel değil, işletmelerin üretim planlaması, maliyet yönetimi ve finansal raporlama süreçleri açısından da değerlendirilmesini gerekli hale getiriyor.