AYM'den E-Ticarette Fiyat Artışı Cezası Kararı: 104 Bin TL'lik Yaptırımda Hak İhlali

Anayasa Mahkemesi (AYM), internet üzerinden kolonya satışı yapan bir işletme sahibine haksız ticari uygulama gerekçesiyle verilen 104 bin 781 TL idari para cezasını konu alan bireysel başvuruda mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar verdi. 16 Ekim 2026 tarihli ve 33402 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan kararda, e-ticaret satışlarında oluşan komisyon, kargo, paketleme ve diğer maliyetlere ilişkin savunmaların yargılama sürecinde yeterince değerlendirilmemesi belirleyici oldu.

AYM, tüketicilerin korunması amacıyla idari yaptırım uygulanabileceğini kabul etmekle birlikte, bu yaptırımlara karşı açılan davalarda işletmelerin esaslı iddia ve delillerinin etkili biçimde incelenmesi gerektiğini vurguladı.

Yüksek Mahkeme, başvurucunun mülkiyet hakkının ihlal edildiğine hükmederek yeniden yargılama yapılmasına karar verdi.

Karar; e-ticaret işletmeleri, pazaryeri satıcıları, perakendeciler ve haksız ticari uygulama gerekçesiyle idari yaptırımla karşılaşan işletmeler açısından önemli değerlendirmeler içeriyor.

Anayasa Mahkemesinin Kararı Resmî Gazete'de Yayımlandı

Anayasa Mahkemesinin 6 Mayıs 2026 tarihinde verdiği Muhammet Babur başvurusuna ilişkin karar, 16 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı.

2021/24689 başvuru numaralı dosyada, bir satış işleminin haksız ticari uygulama olarak değerlendirilmesi sonucunda uygulanan idari para cezasının mülkiyet hakkını ihlal edip etmediği incelendi.

Başvuruya konu olay 2020 yılında, COVID-19 salgınının ilk döneminde gerçekleşti.

İnternet üzerinden de satış yapan bir işletme, kolonya fiyatında haksız artış yaptığı gerekçesiyle idari yaptırıma tabi tutuldu.

İşletme sahibi ise internet satışlarının fiziki mağaza satışlarından farklı maliyetler içerdiğini ileri sürerek yaptırıma itiraz etti.

Kolonya Satışı Nedeniyle 104 Bin 781 TL Ceza Verildi

Olayın başlangıcında Konya Valiliği Ticaret İl Müdürlüğü tarafından 25 Mart 2020 tarihinde işletmede denetim gerçekleştirildi.

Denetimde 200 mililitrelik bir kolonya ürününün alış ve satış fiyatları incelendi.

Denetim tutanağına göre ürünün birim alış bedeli 7,04 TL, birim satış bedeli ise 24,55 TL olarak kaydedildi.

İşletme sahibi, aynı ürünün farklı satış kanallarında farklı maliyetlerle satıldığını savundu.

Başvurucunun açıklamalarına göre internet satışlarında pazaryeri komisyonu, kargo, paketleme, reklam ve işletme giderleri bulunuyordu.

Reklam Kurulu ise salgın dönemindeki koşulları dikkate alarak satış uygulamasını haksız ticari uygulama olarak değerlendirdi.

14 Nisan 2020 tarihinde işletme sahibine 104 bin 781 TL idari para cezası uygulanmasına ve ilgili ticari uygulamanın durdurulmasına karar verildi.

İnternet Satışlarında Komisyon ve Kargo Maliyetleri Tartışma Konusu Oldu

İşletme sahibinin temel savunması, internet üzerinden gerçekleştirilen satışın toplam maliyetinin yalnızca ürünün alış fiyatından oluşmadığı yönündeydi.

Başvurucu, dava sürecinde ürünün alış maliyetine ek olarak paketleme, kargo, pazaryeri komisyonu ve işletme giderlerinin de dikkate alınması gerektiğini belirtti.

Sunulan açıklamalarda internet satışı için şu maliyet kalemleri yer aldı:

Maliyet kalemi Başvurucunun dava sürecinde bildirdiği tutar
Ürün alış bedeli 7,65 TL
Paketleme 1,85 TL
Kargo 10,44 TL
İnternet sitesi komisyonu 4,43 TL
Kira, personel ve diğer giderler 0,96 TL
Bildirilen toplam maliyet 24,60 TL

Başvurucu, ürünün internet üzerinden 24,55 TL'ye satılması halinde 0,05 TL zarar oluştuğunu ileri sürdü.

Bu tutarlar AYM tarafından doğrulanmış nihai maliyetler değil, işletme sahibinin yargılama sırasında sunduğu savunmanın unsurlarıdır.

Uyuşmazlığın önemli noktalarından biri de bu maliyet açıklamalarının yeterince incelenip incelenmediği oldu.

İdare Mahkemesi İşletmenin Davasını Reddetmişti

Reklam Kurulunun yaptırımına karşı Ankara 10. İdare Mahkemesinde iptal davası açıldı.

Başvurucu, internet satışlarında oluşan ek giderlerin dikkate alınmadığını ve ürünün gerçek maliyetinin yanlış değerlendirildiğini savundu.

Gerekli görülmesi halinde bilirkişi incelemesi yapılmasını da talep etti.

İdare Mahkemesi ise 12 Kasım 2020 tarihli kararıyla davayı reddetti.

Mahkeme, ürünün alış ve satış fiyatları arasındaki farkın başvurucunun savunmalarıyla yeterince açıklanamadığı sonucuna ulaştı.

Bu kararın ardından istinaf başvurusu yapıldı.

Ankara Bölge İdare Mahkemesi 9. İdari Dava Dairesi de 7 Nisan 2021 tarihinde istinaf talebini reddetti.

Bunun üzerine uyuşmazlık bireysel başvuru yoluyla Anayasa Mahkemesine taşındı.

AYM: Esaslı İddialar Yeterince Değerlendirilmedi

Anayasa Mahkemesi, başvuruyu Anayasa'nın 35'inci maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkı kapsamında inceledi.

Yüksek Mahkeme, tüketicilerin korunması ve piyasa düzeninin sağlanması amacıyla haksız ticari uygulamalara idari yaptırım uygulanmasının meşru bir amaç taşıdığını belirtti.

Ancak yaptırımın hukuka uygunluğu değerlendirilirken mülkiyet hakkının usule ilişkin güvencelerinin de sağlanması gerektiğini vurguladı.

AYM'ye göre işletme sahibi, internet satışları ile fiziki satışlar arasındaki maliyet farklılıklarını ayrıntılı biçimde açıklamıştı.

Buna rağmen derece mahkemeleri, uyuşmazlığın sonucunu değiştirebilecek nitelikteki bu iddiaları yeterince tartışmadı.

Ayrıca başvurucunun maliyet açıklamalarının neden yetersiz görüldüğü de ilgili ve yeterli gerekçeyle ortaya konulmadı.

Bilirkişi İncelemesi Yapılmaması da Değerlendirildi

Başvurucu, gerçek satış maliyetinin belirlenmesi için gerektiğinde bilirkişi raporu alınmasını talep etmişti.

AYM kararında, mahkemelerin her uyuşmazlıkta bilirkişi incelemesi yaptırmak zorunda olmadığı hatırlatıldı.

Bununla birlikte davanın sonucunu etkileyebilecek temel iddiaların ve delillerin gereği gibi incelenmesinin zorunlu olduğu belirtildi.

Somut olayda başvurucunun maliyet savunmasının neden kabul edilmediği ve bilirkişi incelemesine neden ihtiyaç duyulmadığı yeterince açıklanmamıştı.

Bu nedenle Anayasa Mahkemesi, yargılama sürecindeki gerekçelendirmeyi mülkiyet hakkının korunması açısından yetersiz buldu.

Ticari Faaliyeti Durdurma Yaptırımı da Gerekçelendirilmedi

Uyuşmazlık yalnızca idari para cezasıyla sınırlı değildi.

Reklam Kurulu, para cezasının yanında ilgili ticari uygulamanın durdurulmasına da karar vermişti.

AYM, mevzuatta bu yaptırımın gerekli görüldüğünde uygulanabileceğinin belirtildiğine dikkat çekti.

Ancak somut olayda durdurma yaptırımının neden gerekli görüldüğüne ilişkin yeterli bir değerlendirme yapılmadığını tespit etti.

Bu durum, para cezası ve durdurma yaptırımının birlikte uygulanmasının ölçülülüğü açısından önem taşıdı.

Yüksek Mahkeme, işlemin sonuçlarının ve işletme sahibinin savunmalarının yeterince incelenmemesini hak ihlaline yol açan unsurlar arasında değerlendirdi.

Mülkiyet Hakkının İhlal Edildiğine Karar Verildi

AYM, yaptırımın kamu yararı amacıyla uygulanabileceğini kabul etmekle birlikte, somut olayda başvurucuya yeterli usuli güvencelerin sağlanmadığı sonucuna ulaştı.

Yüksek Mahkemeye göre esaslı itirazların gereği gibi değerlendirilmemesi, başvurucunun mülkiyet hakkı ile kamu yararı arasında kurulması gereken adil dengeyi bozdu.

Bu gerekçelerle Anayasa'nın 35'inci maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verildi.

Kararda ayrıca başvurucunun tazminat talebi reddedildi.

Buna karşılık 487,60 TL harç ve 40 bin TL vekâlet ücretinden oluşan toplam 40 bin 487,60 TL yargılama giderinin başvurucuya ödenmesine hükmedildi.

Dosya Yeniden Yargılama İçin Ankara 10. İdare Mahkemesine Gönderildi

Anayasa Mahkemesi, tespit edilen hak ihlalinin sonuçlarının giderilmesi için yeniden yargılama yapılmasına karar verdi.

Kararın bir örneğinin Ankara 10. İdare Mahkemesine gönderilmesine hükmedildi.

Ancak bu kararın önemli bir hukuki ayrıntısı bulunuyor.

AYM'nin ihlal kararı, ilk idari para cezasının esastan hukuka aykırı olduğunun kesin biçimde belirlendiği veya davanın mutlaka işletme lehine sonuçlanması gerektiği anlamına gelmiyor.

Yeniden yargılamada derece mahkemesinin başvurucunun esaslı savunmalarını değerlendirerek yeni bir karar vermesi gerekiyor.

Dolayısıyla karar, bütün e-ticaret fiyat artışı cezalarının kendiliğinden iptal edildiği şeklinde yorumlanmamalı.

E-Ticaret Satıcıları Açısından Kararın Önemi

Karar, internet üzerinden satış gerçekleştiren işletmelerin maliyet yapısının değerlendirilmesi açısından dikkat çekiyor.

E-ticarette ürünün alış bedeli ile tüketiciye sunulan satış fiyatı arasındaki farkın tamamı işletmenin kârı olmayabiliyor.

Özellikle çevrim içi pazaryerlerinde faaliyet gösteren satıcılar için komisyon, kargo ve paketleme giderleri önemli maliyet unsurları oluşturabiliyor.

Ancak bu giderlerin bulunması, bir işletmenin yaptığı her fiyat artışının otomatik olarak hukuka uygun kabul edileceği anlamına gelmiyor.

AYM kararının öne çıkan yönü, maliyet unsurlarının varlığından ziyade bu unsurlara ilişkin savunmaların yargısal denetimde etkili biçimde incelenmesi gerekliliği.

Reklam Kurulu Cezaları Artık Uygulanamayacak mı?

Hayır. Anayasa Mahkemesi, Reklam Kurulunun haksız ticari uygulamalara yaptırım uygulama yetkisini ortadan kaldırmadı.

Kararda, tüketicilerin korunması ve piyasa düzeninin sağlanması amacıyla idari yaptırımlar öngörülmesinin kamu yararına dayandığı kabul edildi.

Bununla birlikte yaptırımların yargısal denetiminde işletmelerin sundukları esaslı iddia ve delillerin dikkate alınması gerektiği vurgulandı.

Bu nedenle kararın bütün idari para cezalarını geçersiz hale getirdiği veya satıcılara sınırsız fiyat belirleme serbestisi tanıdığı yönündeki yorumlar doğru değil.

Yüksek Mahkemenin değerlendirmesi, somut başvurudaki yargılama süreci ve mülkiyet hakkının güvenceleriyle ilgili.

4 İlde 1,56 Milyar TL'lik Özelleştirme Kararı
4 İlde 1,56 Milyar TL'lik Özelleştirme Kararı
İçeriği Görüntüle

E-Ticaret İşletmeleri Maliyetlerini Nasıl Belgelendirmeli?

Karar, işletmeler açısından satış fiyatlarının dayanağını oluşturan maliyet kayıtlarının önemini gösteriyor.

Özellikle internet üzerinden faaliyet gösteren satıcıların ürün alış faturalarını, satış işlemlerini ve hizmet sağlayıcılara ödedikleri bedelleri kayıt altında tutmaları önem taşıyor.

Pazaryeri komisyonları, kargo faturaları, paketleme giderleri ve diğer ticari masrafların belgelenmesi, maliyetlerin değerlendirilmesini kolaylaştırabilir.

Ancak bu belgelerin bulunması, her fiyat artışının mutlaka haklı kabul edileceği anlamına gelmiyor.

Haksız ticari uygulama değerlendirmesi, ilgili mevzuat ve somut olayın özellikleri çerçevesinde yapılıyor.

Özellikle idari yaptırım uyuşmazlıklarında satış fiyatının yanında maliyet unsurlarının da somut biçimde ortaya konulması önem taşıyabilir.

104 Bin TL'lik E-Ticaret Cezası Kararının Özeti

Konu Açıklama
Mahkeme Anayasa Mahkemesi
Başvuru Muhammet Babur
Başvuru numarası 2021/24689
Karar tarihi 6 Mayıs 2026
Resmî Gazete'de yayımlanma 16 Ekim 2026
İdari para cezası 104.781 TL
Uyuşmazlık Kolonya satışının haksız ticari uygulama sayılması
Tespit edilen hak ihlali Mülkiyet hakkı
Yeniden yargılama Ankara 10. İdare Mahkemesi
Tazminat talebi Reddedildi
Hükmedilen yargılama gideri 40.487,60 TL

AYM Kararıyla E-Ticaret Cezalarında Gerekçeli İncelemenin Önemi Vurgulandı

16 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan Anayasa Mahkemesi kararı, bir internet satıcısına uygulanan 104 bin 781 TL idari para cezasının yargısal denetiminde mülkiyet hakkının ihlal edildiğini ortaya koydu.

AYM, işletme sahibinin kargo, komisyon, paketleme ve diğer maliyetlere ilişkin savunmalarının derece mahkemelerince yeterince değerlendirilmediğini belirledi.

Ayrıca ticari uygulamanın durdurulmasına ilişkin yaptırımın neden gerekli görüldüğünün açıklanmaması da değerlendirmede etkili oldu.

Yüksek Mahkeme, hak ihlalinin sonuçlarının giderilmesi amacıyla yeniden yargılama yapılmasına karar verdi.

Karar, tüketicilerin korunmasına yönelik idari yaptırımların uygulanabileceğini kabul ederken bu yaptırımlara karşı açılan davalarda işletmelerin esaslı savunmalarının etkili biçimde incelenmesi gerektiğini vurgulaması bakımından önem taşıyor.