Tahsil Edilemeyen Alacaklarda Yeni Dönem: Şüpheli mi, Değersiz mi?
Vergi mevzuatına göre işletmelerin tahsil edemedikleri alacaklar, durumun niteliğine göre “şüpheli alacak” veya “değersiz alacak” olarak sınıflandırılıyor. Her iki durumda da vergisel sonuçlar farklılık gösteriyor ve işletmelerin mali tablolarında önemli etkiler yaratıyor.
Değersiz Alacak Nedir?
Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 322’nci maddesine göre, bir alacağın mahkeme kararı ya da kanaat verici belgeyle tahsilinin imkânsız olduğu kanıtlanırsa, bu tutar değersiz alacak olarak kabul ediliyor.
Bu durumda alacak defter kayıtlarından silinip zarar olarak gösteriliyor. İşletme hesabı esasına göre defter tutan mükellefler ise bu tutarı doğrudan gider yazabiliyor.
Şüpheli Alacaklarda Vergisel Uygulama
VUK’un 323’üncü maddesi, tahsilinde belirsizlik bulunan ticari alacakları şüpheli alacak olarak tanımlıyor. 2025 yılı itibarıyla 20.000 TL’ye kadar olan alacaklar için de karşılık ayrılabiliyor.
Ancak alacak daha sonra tahsil edilirse, tahsil edilen tutarın gelir olarak kaydedilmesi gerekiyor.
Gelir ve KDV Etkisi
Gelir Vergisi Kanunu (GVK 40/1) ve Kurumlar Vergisi Kanunu (KVK 10) uyarınca, ticari kazancın elde edilmesi için yapılan giderler indirilebiliyor.
Ayrıca değersiz hale gelen alacaklara ait daha önce beyan edilmiş KDV, KDV Kanunu’nun 29/4. maddesi gereğince, ilgili dönemde indirilebilir hale geliyor.
Ancak şüpheli alacak karşılığı ayrılmışsa, KDV indirimi için söz konusu tutarın gelir olarak dikkate alınması şart.
Gelir İdaresi’nin Görüşü
Gelir İdaresi Başkanlığı, son özelgelerinde değersiz alacakların kabulü için iki temel kriter arıyor:
-
Mahkeme kararıyla tahsilin imkânsız olduğunun tespiti,
-
Veya ödeme imkânsızlığını gösteren belge (örneğin borçlunun mirasçı bırakmadan vefatı, iflas kararı, icra takibinin sonuçsuz kalması).
Uygulamada Öne Çıkan Örnekler
-
Mahkeme kararıyla tahsil imkânsız hale gelen 800.000 TL’lik alacak, değersiz alacak sayılarak gider kaydedilebilir.
-
Kamu alacaklarından feragat edilen kısımlar, değersiz alacak olarak değerlendirilebilir.
-
Yurt dışı borçlulara ilişkin mahkeme kararları, Türkiye’de tanınması halinde vergisel açıdan geçerli sayılır.
Uzmanlar Uyarıyor
Mali müşavirler, alacakların niteliğinin doğru tespit edilmemesi durumunda vergi cezası ve denetim riski doğabileceği konusunda uyarıyor. Bu nedenle belgelerin zamanında hazırlanması ve kayıtların VUK hükümlerine uygun şekilde tutulması gerekiyor.




