Ekonomi Haber

Ortakların Şirket Zararını Karşılamasında Kurumlar Vergisi ve KDV Ayrımı

Ortakların şirket zararını kapatmak için yaptığı ödemelerde TTK 376 kararı vergiyi belirliyor. Sermaye tamamlama fonu, kurumlar vergisi ve KDV uygulaması açıklandı.

Abone Ol

Ortakların Şirket Zararını Karşılamasında Vergi Sonucu Karara Bağlı

Şirket ortaklarının geçmiş yıl zararlarını kapatmak amacıyla yaptığı ödemelerin kurumlar vergisi karşısındaki durumu, işlemin Türk Ticaret Kanunu’nun 376’ncı maddesine uygun şekilde gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğine göre değişiyor.

İstanbul Defterdarlığının 7 Temmuz 2026 tarihli özelgesinde, ortaklar tarafından şirkete aktarılan tutarların hangi şartlarda kurum kazancına dahil edilmeyeceği ve işlemin KDV’ye tabi olup olmayacağı açıklandı.

Sermaye Tamamlama Kararı Alınmış Olmalı

Kurumlar Vergisi Kanunu’na göre, Türk Ticaret Kanunu’nun 376’ncı maddesi kapsamında sermayenin tamamlanmasına karar verilen şirketlerde ortakların zarar nedeniyle karşılıksız kalan kısmı kapatmak için aktardığı tutarlar kurum kazancının hesabında dikkate alınmıyor.

Bu nedenle ortakların banka hesabına para yatırması veya transfer açıklamasına “geçmiş yıl zararının karşılanması” yazması tek başına yeterli kabul edilmiyor.

Vergi avantajından yararlanılabilmesi için işlemin, TTK’nin 376’ncı maddesi kapsamında usulüne uygun şekilde alınmış bir sermaye tamamlama kararına dayanması gerekiyor.

Bu şart yerine getirilirse ortakların şirkete aktardığı tutar gelir olarak değerlendirilmeden öz kaynaklarda izlenebiliyor.

Karar Alınmazsa Ödeme Kurum Kazancına Girebilir

Özelgede yapılan ayrıma göre, TTK’nin 376’ncı maddesi kapsamında sermayenin tamamlanmasına yönelik bir karar bulunmaması halinde ortakların şirket zararlarını karşılamak için aktardığı tutarların kurum kazancının tespitinde dikkate alınması gerekiyor.

Buna göre vergisel sonuç iki farklı şekilde ortaya çıkıyor:

TTK 376 kapsamında karar alınmışsa: Ortakların aktardığı tutarlar kurum kazancına dahil edilmiyor.

TTK 376 kapsamında karar alınmamışsa: Aktarılan tutarlar kurum kazancının hesabında dikkate alınıyor.

Bu ayrım, şirketlerin ortaklardan gelen ödemeyi muhasebeleştirirken işlemin hukuki dayanağını doğru oluşturmasının önemini artırıyor.

Sermaye Tamamlama Ödemesi Borç Sayılmıyor

Sermayenin tamamlanması, şirket bilançosundaki açığın ortakların tamamı veya bir bölümü tarafından kapatılması anlamına geliyor.

Bu kapsamda yapılan ödemeler;

  • Şirkete verilen borç niteliği taşımıyor.
  • Sermaye artışı olarak değerlendirilmiyor.
  • İleride yapılacak sermaye artışına ilişkin avans sayılmıyor.
  • Ortaklara geri ödenemiyor.
  • Karşılıksız ödeme olarak kabul ediliyor.
  • Öz kaynaklarda sermaye tamamlama fonunda takip ediliyor.

Sermaye tamamlama fonunda toplanan tutarlar yalnızca bilanço zararlarının kapatılmasında kullanılabiliyor. Fonun ortaklara dağıtılması veya farklı amaçlarla kullanılması sermaye tamamlama işleminin niteliğiyle bağdaşmıyor.

Her Ortak Payı Oranında Katılabilir

TTK’nin 376’ncı maddesine ilişkin uygulama esaslarına göre her ortak, kural olarak şirketteki payı oranında sermayenin tamamlanmasına katılabiliyor.

Bununla birlikte bazı ortakların ödeme yapmaması, diğer ortakların kendi istekleriyle daha fazla ödeme yapmasına engel oluşturmuyor.

Ancak genel kurul kararı, ödeme yükümlülüğü, sermaye tamamlama tutarı ve muhasebe kayıtlarının birbiriyle uyumlu olması gerekiyor.

Bilanço Zararı ile Vergisel Zarar Aynı Değil

Özelgede, bilanço zararlarının sermaye tamamlama fonuyla kapatılması ile kurumlar vergisi beyannamesindeki geçmiş yıl zararlarının mahsup edilmesinin farklı işlemler olduğu da hatırlatıldı.

Vergisel zararların ilerleyen yıllardaki kurum kazancından indirilebilmesi için;

  • Her yılın zararının ayrı gösterilmesi,
  • Zararın ilgili dönem kurumlar vergisi beyannamesinde bulunması,
  • Mahsup edilecek tutarın beyannamede ayrıca belirtilmesi,
  • Beş yıllık süre sınırının aşılmaması

gerekiyor.

Ortakların şirkete para aktarması ve bilanço zararlarının muhasebe kayıtlarında kapatılması, beyannamede yer alan vergisel geçmiş yıl zararlarını kendiliğinden ortadan kaldırmıyor.

Dolayısıyla öz kaynaklardaki bilanço zararı ile vergi mevzuatına göre taşınan mali zarar ayrı ayrı takip edilmeli.

Sermaye Tamamlama Ödemesinde KDV Hesaplanmayacak

Ortakların bilanço zararını kapatmak amacıyla şirkete yaptığı sermaye tamamlama ödemeleri KDV’nin konusuna girmiyor.

Defterdarlık bu değerlendirmeyi, işlem karşılığında herhangi bir mal teslimi veya hizmet ifasının bulunmamasına dayandırdı.

Ortakların yaptığı ödeme;

  • Bir malın satış bedeli değil,
  • Bir hizmetin karşılığı değil,
  • Faiz doğuran finansman işlemi değil,
  • Şirket zararının ortaklar tarafından üstlenilmesi niteliğinde.

Bu nedenle işlem üzerinden KDV hesaplanması gerekmiyor.

Özelgedeki KDV değerlendirmesi, sermaye tamamlama işleminin gerçek niteliğinin zarar karşılanması olması ve ödeme karşılığında bir mal teslimi ya da hizmet sunulmaması şartına dayanıyor.

İşlemin Vergisel Görünümü

İşlemin niteliği Kurumlar vergisi KDV
TTK 376 kapsamında sermaye tamamlama kararı alınması Aktarılan tutar kurum kazancına dahil edilmez KDV hesaplanmaz
TTK 376 kapsamında karar alınmadan zararın karşılanması Aktarılan tutar kurum kazancının tespitinde dikkate alınır Teslim veya hizmet yoksa KDV hesaplanmaz
Sermaye tamamlama fonunun kullanılması Yalnızca bilanço zararlarına mahsup edilebilir KDV doğmaz

Şirketlerin Belgelendirmeye Dikkat Etmesi Gerekiyor

Ortakların zarar karşılama ödemelerinde yalnızca para transferinin yapılması yeterli değil. İşlemin hukuki, mali ve muhasebesel aşamalarının birlikte yürütülmesi gerekiyor.

Şirketlerin özellikle;

  • Son bilançodaki sermaye kaybını tespit etmesi,
  • Yönetim organı ve genel kurul süreçlerini tamamlaması,
  • TTK 376 kapsamında açık bir karar alması,
  • Ödemeleri ortak bazında belgelendirmesi,
  • Tutarları sermaye tamamlama fonunda izlemesi,
  • Fonu yalnızca bilanço zararlarına mahsup etmesi

önem taşıyor.

Aksi halde, zarar karşılama amacıyla yapılan ödeme kurum kazancına dahil edilerek kurumlar vergisine konu edilebilir.

Özelgeler, talepte bulunan mükellefin açıkladığı somut olay ve şartlar için verilen idari görüşlerdir. Bu nedenle benzer işlemlerde şirketin hukuki durumu, alınan kararların içeriği ve muhasebe kayıtları ayrıca değerlendirilmelidir.