Kent ekonomisinde kadın girişimciler, üretim, hizmet ve yönetim alanlarında aktif rol alarak şehirlerin ekonomik gelişimine katkı sağlamaktadır.

Kentler, insanların oluşturduğu yapılar, parklar, caddeler ve sokaklardan oluşan yerleşim alanlarıdır. Ancak kentler yalnızca fiziksel mekânlardan ibaret değildir; aynı zamanda tarihsel, sosyal, kültürel ve ekonomik dinamikleri bünyesinde barındıran canlı yapılardır. Bu nedenle kentler, toplumsal ilişkilerin şekillendiği ve ekonomik faaliyetlerin yoğunlaştığı önemli yaşam alanlarıdır.

Kentlerin ortaya çıkışı ise birçok faktörün bir araya gelmesiyle gerçekleşmiştir. Coğrafi özellikler, iklim koşulları, doğal kaynaklar ve ekonomik imkânlar her kentin farklı bir gelişim süreci yaşamasına neden olmuştur. Özellikle Sanayi Devrimi ile birlikte kentler büyük bir dönüşüm geçirmiş, teknolojik gelişmeler ve üretim biçimlerindeki değişim kent nüfusunun hızla artmasına yol açmıştır. Zamanla metropoller ve hatta megalopolisler ortaya çıkmıştır.

Bu dönüşüm yalnızca kentlerin büyümesini değil, iş gücü yapısını da değiştirmiştir. Tarım toplumunda üretime katılan kadınlar, sanayileşme ve kentleşme ile birlikte ev dışı alanlarda daha görünür hâle gelmiş, aile bütçesine katkı sağlamak amacıyla çalışma hayatına dâhil olmuştur. Böylece kadın emeği kent ekonomisinin önemli bir parçası hâline gelmiştir.

Kent ekonomisinin gelişiminde girişimcilik faaliyetleri de önemli bir rol oynamaktadır. Ancak hem dünyada hem de Türkiye’de erkek girişimcilerin oranı kadınlara kıyasla daha yüksektir. Toplumsal cinsiyet rolleri nedeniyle risk alma ve sermaye yönetimi gibi özelliklerin erkeklere atfedilmesi, kadınların girişimcilik alanında daha sınırlı temsil edilmesine yol açmıştır.

Kadın girişimci, ev dışında kendi adına bir iş kuran; bu işi tek başına ya da istihdam ettiği kişilerle birlikte yürüten, mal veya hizmet üretimi gerçekleştiren ve ürettiği ürün ya da hizmetin dağıtım, pazarlama ve satış süreçlerini yöneten kadındır. İşle ilgili kişi, kurum ve kuruluşlarla kendi adına iletişim kuran; işletmenin planlanması, yönetilmesi, geliştirilmesi ya da sonlandırılması konusunda karar verme yetkisine sahip olan ve elde ettiği kazancın kullanımında söz sahibi bulunan kadınlar girişimci olarak tanımlanmaktadır.

Dört tip kadın girişimci vardır. Bunlar;

Ø Geleneksel kadın girişimci tipi.

Ø Aileci kadın girişimci tipi.

Ø Yenilikçi kadın girişimci tipi.

Ø Köklü (feminist) kadın girişimci tipi.

Kadın girişimcisi Türk tarihinde ortaya çıkışı Osmanlı Devleti Dönemi’nde belirgin olarak görülmeye başlamıştır. Osmanlı Devleti’nin üretim ve ekonomi hayatında önemli bir düzenleyici olan Ahi örgütlerinden biri olan ve tamamen kadınlardan oluşan Bacıyan-i Rum Teşkilatı vardır. Bacıyan-i Rum Teşkilatının amacı kültür, sanat, sosyal ve ekonomik alanlarda faaliyet göstermişlerdir(www.yeniosmanlilar.org). Cumhuriyet Dönemi’nde ise 1914 yılından itibaren kadınlar işçi ve devlet memurluğunun yanı sıra tüccarlık ve esnaflığa da başlamışlardır.

Şekil 1: Cinsiyete Göre İstihdam Oranları (%)(Mevsim etkisinden arındırılmış istihdam oranı, Ekim 2023 - Ekim 2025)

Şekil 1’de Ekim 2023-Ekim 2025 kapsamaktadır. Buna göre, erkeklerde %66,5 iken kadınlarda %32,4 olarak gerçekleşmiştir.

Şekil 2: Girişimcilik Oranı(TÜİK, 2024 İşgücü İstatistikleri, 15+ yaş, Bin Kişi)

Kaynak: https://kadingirisimci.gov.tr/%C4%B1statistikler/

Şekil 2’de Kadın Girişimci Oranı 2002 yılda %13,1 iken, 2024 yılında %18,2 ye çıkmıştır.

Girişimciliğe yönelme konusunda; kadınlar bazı engel ve sorunlarla karşı karşıya kalmaktadır. Kadın girişimcileri inceleme konusu yapan araştırmaların sonuçlarına göre, birçok gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde olduğu gibi Türkiye’de de kadınlar, genel olarak girişimcilerin karşılaştıkları sorunların yanında kadın olmalarından dolayı erkeklerden farklı olarak birtakım problemler yaşamaktadırlar. Kadınların iş yaşamındaki fonksiyonlarının genel olarak artış göstermesine rağmen, tüm dünyada olduğu gibi Türkiye'de de kadınların iş sahibi olmalarını engelleyen sorunlar vardır. Bu sorunlar 8 başlık altında toplayabiliriz:

1. Eğitim ve Tecrübe eksikliği

2. Toplumsal Rol

3. Toplumsal ve Çevresel Tepkiler

4. Ayrımcılık

5. İletişim ve Koordinasyon

6. Finansal Zorluklar

7. Bürokratik Engeller

8. Örgütlenme

Kadınlar, kent ekonomisinde girişimci olarak daha görünür bir rol üstlenmeye başlamışlardır. Ancak sanayileşme süreci boyunca çoğunlukla ucuz iş gücü olarak istihdam edilmiş; girişimci konumuna geldiklerinde ise daha çok katma değeri görece düşük ürün ve hizmet alanlarında faaliyet göstermişlerdir. Bu durum, kadınların ekonomik hayattaki konumunun yapısal sınırlar içerisinde şekillendiğini göstermektedir.

Zamanla kadınların eğitim, finansman ve kurumsal destek mekanizmalarına erişiminin artırılması hedeflenmiş; böylece kadın çalışanların ve girişimcilerin daha yenilikçi üretim süreçlerine ve organizasyon yapılarına dâhil olması amaçlanmıştır. Kadın girişimciler özellikle küçük ve orta ölçekli işletmeler kurarak üretimin daha esnek ve maliyet açısından daha rekabetçi hâle gelmesine katkı sağlamışlardır.

Kentlerde kadın girişimciliğini desteklemeye yönelik birçok proje hayata geçirilmiştir. Mikro Kredi Programı, Cam Üretimi Sektöründe Kadınlara ve Gençlere İstihdam Yaratılması ve Aktif İşgücü Piyasası Projesi, Oyuncak Üretimi Projesi ve Kadın Emeği Mutfağı Projesi bu çalışmalara örnek olarak gösterilebilir. Bu tür projeler, kadın girişimcilerin kent ekonomisindeki etkinliğini artırmayı amaçlamaktadır.

Kadın girişimciliğini destekleyen kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve uluslararası yapılar da önemli rol oynamaktadır. Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü, KOSGEB, TOBB Kadın Girişimciler Kurulu ve KAGİDER gibi kurum ve kuruluşlar, kadınların ekonomik hayata daha güçlü katılımını teşvik eden başlıca aktörler arasında yer almaktadır.

Kadınların girişimciliğe yönelmesinde hem itici hem de çekici faktörler belirleyici olmaktadır. İşsizlik, cinsiyet temelli ayrımcılık ve sınırlı istihdam olanakları kadınları girişimciliğe yönelten itici unsurlar arasında yer alırken; ekonomik bağımsızlık isteği, kendini gerçekleştirme arzusu ve sağlanan kurumsal destekler ise çekici faktörler olarak öne çıkmaktadır. Mikro Kredi Programı, Kadın Emeği Mutfağı ve benzeri projeler, kadın girişimciliğinin kent ekonomisindeki görünürlüğünü artıran önemli araçlar olmuştur.

Sonuç olarak, kadın girişimcilerin önemli bir bölümünün aile sorumluluklarını da üstlendiği göz önünde bulundurulduğunda, kentlerde uygulanacak politikaların aile–iş yaşamı dengesini gözeten, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir anlayışla tasarlanması büyük önem taşımaktadır. Kadın girişimciliğinin güçlendirilmesi yalnızca bireysel ekonomik bağımsızlığı desteklemekle kalmayacak; aynı zamanda kent ekonomilerinin rekabet gücünü artırarak toplumsal refahın sürdürülebilir biçimde yükselmesine katkı sağlayacaktır.

Kaynaklar

Celepli M.(2011). Kent Ekonomisinde Kadın Girişimciliğin Yeri ve Rolü Üzerine Bir

Araştırma(Basılmamış Yüksek Lisans Tezi), Pamukkale Üniversitesi, Denizli.

Çiftçi M. (2010). Türkiye‟de İşsizliğe Çözüm Önerisi Olarak Kadın Girişimciliğinin

Geliştirilmesi:MikroKrediUygulamaları,http://www.ceis.org.tr/dergiDocs/makale315.

pdf, s.48.

Yetim N. (2002) Soyal Sermaye Olarak Kadın Girişimciler: Mersin Örneği, Ege Akademik

Bakış, 2(2), s. 12, 79, 80, 81, 82, 83, 89.

http://www.kadindestek.org/dosya/HaberBultenAgus_2.pdf, Kadın Girişimciliğini Destekleme Haber Bülteni, (2008) Ağustos sayı 2, Esnaf Ve Sanatkar Kadın Girişimciler Ağı’nı Kurdu, s. 1.

http://www.turkhukuksitesi.com/showthread.php?t=2740, Türk Hukuk Sitesi, Adım Adım Kadın-Erkek Eşitliği