Kamu Açığının Millî Gelire Oranı Yüzde 0,9'a Geriledi: 2025 Devlet Hesapları Açıklandı

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), 2025 yılı Devlet Hesapları İstatistikleri'ni 1 Ekim 2026 tarihinde kamuoyuyla paylaştı. Açıklanan verilere göre genel devlet açığı 600 milyar 427 milyon TL olarak tahmin edilirken açığın Gayrisafi Yurt İçi Hasıla'ya (GSYH) oranı yüzde 0,9'a geriledi. Söz konusu oran 2024 yılında yüzde 3,4 seviyesindeydi. Genel devlet toplam gelirleri 21 trilyon 429 milyar 677 milyon TL, toplam harcamaları ise 22 trilyon 30 milyar 104 milyon TL oldu. Veriler, merkezi yönetim, mahalli idareler ve sosyal güvenlik kurumlarının kamu maliyesi içerisindeki farklı konumlarını da ortaya koydu.

TÜİK 2025 Devlet Hesaplarını Yayımladı

TÜİK, 58117 sayılı haber bülteniyle 2025 yılına ilişkin genel devlet gelirlerini, harcamalarını, finansman açığını ve borç göstergelerini açıkladı.

Veriler, yalnızca merkezi yönetim bütçesini değil, genel devlet olarak tanımlanan daha geniş bir kurumsal kapsamı içeriyor.

Açıklamaya göre genel devletin gelirleri ve harcamaları 2025 yılında artış gösterirken harcamaların millî gelire oranında düşüş yaşandı.

Genel devlet açığının millî gelire oranı ise bir önceki yıla göre 2,5 yüzde puan azaldı.

Bununla birlikte konsolide brüt borç stokunun millî gelire oranının yükselmesi, bütçe dengesiyle borç göstergelerinin ayrı değerlendirilmesi gerektiğini gösterdi.

Genel Devlet Açığı 600,4 Milyar TL Oldu

TÜİK'in açıkladığı verilere göre 2025 yılında genel devlet gelirleri 21 trilyon 429 milyar 677 milyon TL olarak gerçekleşti.

Toplam harcamalar ise 22 trilyon 30 milyar 104 milyon TL seviyesine ulaştı.

Gelirlerle harcamalar arasındaki fark sonucunda genel devlet açığı 600 milyar 427 milyon TL olarak tahmin edildi.

Bu tutarın GSYH'ye oranı yüzde 0,9 oldu.

2024 yılında aynı oran yüzde 3,4 seviyesindeydi.

Böylece genel devlet açığının ekonomik büyüklüğe oranında belirgin bir iyileşme kaydedildi.

Ancak açığın millî gelire oranının düşmesi, kamu kesiminin hiç açık vermediği veya bütün kamu kurumlarının fazla verdiği anlamına gelmiyor.

Genel devlet dengesi, kapsama dahil kurumların toplulaştırılmış gelir ve harcamaları üzerinden hesaplanıyor.

2025 Devlet Hesaplarında Öne Çıkan Rakamlar

Gösterge 2025 sonucu
Genel devlet gelirleri 21,43 trilyon TL
Genel devlet harcamaları 22,03 trilyon TL
Genel devlet açığı 600,43 milyar TL
Açığın GSYH'ye oranı %0,9
Gelirlerin GSYH'ye oranı %33,9
Harcamaların GSYH'ye oranı %34,8
Konsolide brüt borç stokunun GSYH'ye oranı %23,7

Açıklanan sonuçlar, kamu maliyesinin yalnızca toplam gelir ve harcama tutarlarıyla değil, millî gelire oranlarıyla da değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koyuyor.

Özellikle farklı yıllar karşılaştırılırken ekonomik büyüklüklerdeki fiyat etkilerinin ve istatistiksel kapsamın dikkate alınması önem taşıyor.

Kamu Açığının Millî Gelire Oranı Neden Önemli?

Kamu açığının millî gelire oranı, genel devletin belirli bir yıldaki finansman dengesini ekonominin toplam büyüklüğüyle karşılaştırmaya yardımcı olan göstergelerden biridir.

Örneğin iki farklı yılda kamu açığının parasal tutarı aynı olsa bile ekonominin büyüklüğü değiştiğinde açığın GSYH'ye oranı farklılaşabilir.

Bu nedenle maliye politikalarının değerlendirilmesinde yalnızca açık tutarına bakılması yeterli olmayabilir.

2025 yılında genel devlet açığının millî gelire oranının yüzde 0,9'a gerilemesi, söz konusu gösterge bakımından önceki yıla göre iyileşmeye işaret ediyor.

Ancak bu gelişme tek başına enflasyon, faiz oranları veya ekonomik büyüme hakkında kesin bir sonuç vermiyor.

Kamu maliyesinin ekonomik etkilerinin değerlendirilmesi, diğer makroekonomik göstergelerle birlikte yapılmalıdır.

Merkezi Devlet Açık Verdi, Diğer Alt Sektörler Fazla Verdi

TÜİK'in açıklamasında genel devletin alt sektörleri arasında farklı mali dengeler bulunduğu belirtildi.

2025 yılında merkezi devlet alt sektörü açık verdi.

Buna karşılık mahalli idareler ile sosyal güvenlik kurumları alt sektörlerinde fazla kaydedildi.

Bu ayrım, genel devletin farklı kurumsal birimlerden oluştuğunu gösteriyor.

Merkezi devlet, mahalli idareler ve sosyal güvenlik kurumları aynı gelir kaynaklarına veya harcama yapılarına sahip değil.

Dolayısıyla bir alt sektörde açık verilmesi, diğer alt sektörlerin de aynı mali sonucu elde ettiği anlamına gelmiyor.

Genel devlet dengesi, farklı alt sektörlerin mali sonuçlarının ilgili ulusal hesaplar yöntemi çerçevesinde bir araya getirilmesiyle hesaplanıyor.

Genel Devlet Gelirleri 21,43 Trilyon TL'ye Ulaştı

2025 yılında genel devletin toplam gelirleri 21 trilyon 429 milyar 677 milyon TL oldu.

Bu tutarın GSYH içindeki payı yüzde 33,9 olarak açıklandı.

Genel devlet gelirleri; vergiler, sosyal katkılar ve ilgili diğer gelir kalemlerini kapsayan geniş bir ekonomik çerçevede değerlendiriliyor.

Ancak genel devlet toplam gelirlerinin tamamı doğrudan vergi tahsilatından oluşmuyor.

Özellikle sosyal güvenlik sistemine ilişkin gelirler ile diğer kamu gelirlerinin niteliği birbirinden farklı.

Bu nedenle 21,43 trilyon TL'lik toplamın Türkiye'de 2025 yılında tahsil edilen vergi tutarıyla birebir aynı olduğu düşünülmemeli.

Vergi gelirlerinin ayrıntılı değerlendirmesinde ilgili alt kırılımların ve Hazine ve Maliye Bakanlığı verilerinin de incelenmesi gerekiyor.

Harcamaların Millî Gelire Oranı Yüzde 34,8'e Düştü

TÜİK verilerine göre genel devletin toplam harcamaları 2025 yılında 22 trilyon 30 milyar 104 milyon TL'ye ulaştı.

Harcamaların GSYH içindeki payı yüzde 34,8 olarak gerçekleşti.

TÜİK, bu oranın önceki yıla göre gerilediğini belirtti.

Bu sonuç, toplam kamu harcamalarının ekonomik büyüklük içerisindeki ağırlığının azaldığını gösteriyor.

Ancak harcamaların millî gelire oranının düşmesi, kamu harcamalarının nominal tutarının mutlaka azaldığı anlamına gelmiyor.

Kamu harcamalarının tutarı yükselirken ekonominin toplam parasal büyüklüğünün daha hızlı artması durumunda harcamaların GSYH içindeki payı gerileyebilir.

Bu nedenle kamu harcamalarını değerlendirirken nominal tutar, reel değişim ve millî gelire oranı birbirinden ayrılmalıdır.

Kamu Borç Stokunun GSYH'ye Oranı Yüzde 23,7 Oldu

Devlet Hesapları İstatistikleri'nde dikkat çeken bir diğer gösterge kamu borç stokuna ilişkin oldu.

TÜİK'in açıklamasına göre genel devlet konsolide brüt borç stokunun GSYH'ye oranı 2025 yılında yüzde 23,7'ye yükseldi.

Bu veri, kamu borçluluğunun ekonominin toplam büyüklüğüne oranını gösteriyor.

Ancak kamu açığı ile kamu borç stoku aynı ekonomik kavram değil.

Kamu açığı, belirli bir dönemdeki gelir ve harcama dengesini ifade ederken borç stoku belirli bir tarihteki borç yükümlülüklerinin büyüklüğünü gösteriyor.

Borç stokundaki gelişmeler, dönemsel açıkların yanında borçlanma ve diğer stok hareketlerinden etkilenebilir.

Bu nedenle kamu açığının GSYH'ye oranının gerilediği bir yılda borç stokunun GSYH'ye oranının yükselmesi mümkündür.

Genel Devlet ile Merkezi Yönetim Bütçesi Arasındaki Fark

Kamu maliyesine ilişkin haberlerde en sık karıştırılan kavramlardan biri genel devlet dengesi ile merkezi yönetim bütçe dengesi.

Merkezi yönetim bütçesi, ilgili mevzuatta belirlenen merkezi yönetim kapsamındaki kamu idarelerinin bütçe işlemlerini içeriyor.

Genel devlet hesapları ise daha geniş bir kurumsal çerçevede hazırlanıyor.

Bu nedenle merkezi yönetim bütçe açığı ile genel devlet açığı farklı tutarlarda gerçekleşebilir.

Ayrıca verilerin hazırlanmasında kullanılan muhasebe ve istatistiksel yöntemler de farklılık gösterebilir.

TÜİK'in yayımladığı yüzde 0,9'luk oran, 2025 yılı genel devlet açığının GSYH'ye oranıdır.

Bu rakamın doğrudan merkezi yönetim bütçesinin açık oranı olarak aktarılması doğru olmaz.

Sosyal Güvenlik Kurumlarının Fazla Vermesi Ne Anlama Geliyor?

TÜİK'in açıklamasına göre 2025 yılında sosyal güvenlik kurumları alt sektörü fazla verdi.

Bu ifade, ilgili alt sektörün ulusal hesaplar kapsamında hesaplanan gelirlerinin harcamalarını aştığını gösteriyor.

Ancak bu sonuç, sosyal güvenlik sistemindeki bütün kuruluşların her bir finansal kaleminin ayrı ayrı fazla verdiği anlamına gelmiyor.

Benzer şekilde emeklilik sisteminin gelecekte hiçbir finansman ihtiyacı yaşamayacağını da göstermiyor.

Genel devlet hesaplarında yer alan alt sektör dengeleri belirli hesaplama yöntemleri çerçevesinde oluşturuluyor.

Bu nedenle sosyal güvenlik sistemine ilişkin değerlendirmelerde kurumların ayrıntılı mali raporlarının ve uzun vadeli yükümlülüklerinin de dikkate alınması gerekiyor.

Şirketler Açısından Kamu Maliyesi Verilerinin Önemi

Kamu gelirleri, kamu harcamaları ve borç göstergeleri, ekonomik faaliyet ortamının değerlendirilmesinde kullanılan temel veriler arasında bulunuyor.

Şirketler yatırım, finansman ve nakit akışı planlaması yaparken makroekonomik gelişmeleri takip edebiliyor.

Özellikle kamu harcamalarının seyri, belirli sektörlerdeki ekonomik faaliyetlerle bağlantılı olabiliyor.

Ancak genel devlet açığının azalması, bütün şirketlerin satışlarının artacağı veya finansman maliyetlerinin aynı oranda düşeceği anlamına gelmiyor.

İşletmelerin finansal performansı, kendi faaliyetleri ve içinde bulundukları piyasa koşullarına göre farklılaşabilir.

Bu nedenle genel devlet istatistikleri şirketlerin ekonomik çevresini anlamada tamamlayıcı bilgi olarak kullanılmalı.

Mali Müşavirler ve Finans Yöneticileri İçin Önemi

Kamu maliyesine ilişkin istatistikler, muhasebe ve finans alanında çalışan meslek mensupları açısından ekonomik değerlendirmelerde kullanılabilecek veriler sunuyor.

Özellikle vergi gelirleri, kamu harcamaları ve borçluluk göstergeleri, ekonomik politikaların finansal etkilerinin anlaşılmasına yardımcı olabilir.

Ancak TÜİK'in Devlet Hesapları İstatistikleri'ni yayımlaması, şirketlerin muhasebe kayıtlarında yeni bir hesap kullanılmasını gerektiren düzenleme niteliğinde değil.

Benzer şekilde bu istatistikler, gelir vergisi veya kurumlar vergisi oranlarında değişiklik yapmıyor.

Şirketlerin beyan ve ödeme yükümlülükleri, yürürlükteki vergi mevzuatına göre uygulanmaya devam ediyor.

Dolayısıyla istatistiksel açıklamayla hukuki düzenlemelerin birbirinden ayrılması gerekiyor.

15 Ekim 2026 Vergi Takvimi: 7 İşlem İçin Son Gün
15 Ekim 2026 Vergi Takvimi: 7 İşlem İçin Son Gün
İçeriği Görüntüle

2024 ve 2025 Karşılaştırılırken Nelere Dikkat Edilmeli?

TÜİK'in açıkladığı sonuçlara göre genel devlet açığının millî gelire oranı 2024'te yüzde 3,4, 2025'te ise yüzde 0,9 oldu.

İki yıl arasında 2,5 yüzde puanlık düşüş gerçekleşti.

Ancak bu karşılaştırma, kamu maliyesinin bütün göstergelerinde aynı ölçüde iyileşme yaşandığı anlamına gelmiyor.

Örneğin 2025 yılında genel devlet konsolide brüt borç stokunun GSYH'ye oranında artış kaydedildi.

Ayrıca gelir ve harcamaların ekonomik faaliyetler üzerindeki etkileri farklı kalemlere göre değişebilir.

Bu nedenle kamu maliyesini değerlendirirken yalnızca bir göstergenin olumlu veya olumsuz hareketine odaklanmak yeterli değil.

Gelirler, harcamalar, açık ve borç stoku birlikte değerlendirilmelidir.

Genel Devlet Açığı Geriledi, Borç Oranı Yükseldi

TÜİK'in 1 Ekim 2026 tarihinde açıkladığı 2025 Devlet Hesapları İstatistikleri, Türkiye'nin kamu maliyesine ilişkin iki farklı gelişmeyi ortaya koydu.

Genel devlet açığının GSYH'ye oranı yüzde 3,4'ten yüzde 0,9'a gerilerken konsolide brüt borç stokunun GSYH'ye oranı yüzde 23,7'ye yükseldi.

Genel devlet gelirleri 21,43 trilyon TL, harcamaları ise 22,03 trilyon TL olarak gerçekleşti.

Merkezi devlet alt sektörü açık verirken mahalli idareler ve sosyal güvenlik kurumları alt sektörlerinde fazla kaydedildi.

Veriler, kamu maliyesinin değerlendirilmesinde yalnızca bütçe açığının değil, gelir ve harcama yapısı ile kamu borç göstergelerinin de birlikte incelenmesi gerektiğini ortaya koyuyor.