Yabancı Yatırımlarda Yeni Teşvik Dönemi: Nitelikli Hizmet Merkezleri İçin Yeni Düzenleme
Türkiye’de doğrudan yabancı yatırımların artırılması ve çok uluslu şirketlerin bölgesel hizmet faaliyetlerinin Türkiye’ye çekilmesi amacıyla önemli bir mevzuat değişikliği gerçekleştirildi. 4 Haziran 2026 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 7582 sayılı Kanun ile 4875 sayılı Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu’na “nitelikli hizmet merkezi” kavramı eklendi. Düzenlemeyle belirli şartları sağlayan uluslararası şirket yapılanmalarına yeni bir hukuki statü kazandırılırken bu merkezlerde çalışan nitelikli personel açısından da vergi avantajları getirildi.
Nitelikli Hizmet Merkezi Kavramı Mevzuata Girdi
7582 sayılı Kanun'un 6'ncı maddesiyle 4875 sayılı Kanun'a eklenen Ek Madde 1, nitelikli hizmet merkezini ilk kez yasal olarak tanımladı.
Buna göre nitelikli hizmet merkezi olabilmek için şirketin sermaye şirketi niteliğinde olması, ilişkili şirket veya şirketler topluluğunun en az üç farklı ülkede aktif olarak faaliyet göstermesi ve merkezin yıllık hasılatının en az yüzde 80'ini yurt dışındaki ilişkili şirketlerden veya şirketler topluluğundan elde etmesi gerekiyor.
Düzenleme özellikle çok uluslu şirketlerin finans, muhasebe, teknoloji, insan kaynakları ve benzeri ortak hizmet fonksiyonlarını Türkiye'de merkezileştirmelerine yönelik yeni bir yapı oluşturuyor.
Hangi Hizmetler Kapsama Giriyor?
Kanunda nitelikli hizmet merkezlerinin gerçekleştirebileceği faaliyetler oldukça geniş tutuldu.
Finansal danışmanlık, stratejik yönetim danışmanlığı, risk yönetimi, nakit ve likidite yönetimi, fonlama ve borçlanma işlemleri, yatırım ve sermaye yapısı planlaması, bütçeleme, finansal raporlama ve analiz, uluslararası muhasebe ve uyum ile denetim faaliyetleri kapsama alındı.
Bunların yanında dijital dönüşüm ve teknoloji danışmanlığı, yatırım ve veri analizi, marka yönetimi, insan kaynakları ve eğitim hizmetleri de düzenlemede yer aldı.
Satış ve satış sonrası destek, teknik destek, Ar-Ge, dış tedarik, yeni ürünlerin test edilmesi ve laboratuvar hizmetleri gibi faaliyetlere ilişkin koordinasyon ve yönetim hizmetleri de nitelikli hizmet merkezi bünyesinde gerçekleştirilebilecek.
Çalışanlara Gelir Vergisi Avantajı Getirildi
Düzenlemenin dikkat çeken yönlerinden biri nitelikli hizmet merkezlerinde çalışan personele yönelik ücret istisnası oldu.
7582 sayılı Kanun ile Gelir Vergisi Kanunu'nun 23'üncü maddesine eklenen hüküm kapsamında, nitelikli hizmet merkezlerinde istihdam edilen nitelikli hizmet personelinin ücretlerinin brüt asgari ücretin üç katını aşmayan kısmı gelir vergisinden istisna edildi.
Belirlenen endüstri bölgelerinde ve katılımcı belgesiyle İstanbul Finans Merkezi'nde faaliyet gösteren nitelikli hizmet merkezlerinde ise sınır brüt asgari ücretin beş katı olarak uygulanabilecek.
Cumhurbaşkanına söz konusu üç ve beş katlık sınırları birlikte veya ayrı ayrı bir kata kadar indirme ve iki katına kadar artırma yetkisi de verildi.
Bu düzenleme özellikle yüksek nitelikli finans, muhasebe, teknoloji ve yönetim personelinin Türkiye'de istihdam edilmesini teşvik edecek önemli bir mali avantaj oluşturuyor.
Her Çalışan İstisna Kapsamında Değil
Şirketlerin dikkat etmesi gereken önemli konulardan biri, nitelikli hizmet merkezinde çalışan herkesin otomatik olarak “nitelikli hizmet personeli” kabul edilmemesi.
Kanuna göre nitelikli hizmet personeli, düzenlemede belirtilen hizmetleri doğrudan yerine getiren ve destek personeli dışında kalan çalışanlardan oluşuyor.
Dolayısıyla şirketlerin personelin görev tanımlarını ve fiilen gerçekleştirdiği faaliyetleri doğru şekilde belirlemesi önem taşıyor.
Ücret istisnasının uygulanmasında yalnızca şirketin nitelikli hizmet merkezi olması yeterli görülmemeli; çalışan bazında da kanunda belirtilen şartların sağlanıp sağlanmadığı değerlendirilmelidir.
Yüzde 80 Hasılat Şartı Yakından Takip Edilmeli
Yeni sistemde şirketler açısından en kritik şartlardan biri yıllık hasılatın en az yüzde 80'inin yurt dışındaki ilişkili şirketlerden veya şirketler topluluğundan elde edilmesi.
Bu nedenle nitelikli hizmet merkezi olarak faaliyet gösterecek şirketlerin yurt içi ve yurt dışı hizmet gelirlerini muhasebe sistemlerinde ayrıştırabilecek bir altyapı oluşturması önem taşıyor.
Özellikle yıl içerisinde gelir kompozisyonunun değişmesi halinde yüzde 80 şartının kaybedilip kaybedilmediğinin düzenli olarak takip edilmesi gerekecek.
Transfer Fiyatlandırması da Önem Kazanıyor
Nitelikli hizmet merkezlerinin temel faaliyetinin ilişkili şirketlere hizmet sunmak olması, transfer fiyatlandırması açısından da ayrıca değerlendirilmesi gereken bir yapı ortaya çıkarıyor.
Grup şirketlerine verilen finans, muhasebe, teknoloji, yönetim veya diğer hizmetlerin bedellerinin emsallere uygunluk ilkesine göre belirlenmesi; hizmetin gerçekten verildiğinin, hizmetten yararlanıldığının ve fiyatlandırma yönteminin belgelendirilebilmesi önem taşıyor.
Dolayısıyla yeni düzenlemeden yararlanacak şirketlerin 4875 sayılı Kanundaki şartların yanında kurumlar vergisi ve transfer fiyatlandırması yükümlülüklerini de birlikte değerlendirmesi gerekiyor.
Türkiye Bölgesel Hizmet Merkezi Olmayı Hedefliyor
Düzenleme, Türkiye'nin yalnızca üretim yatırımlarını değil, yüksek katma değerli kurumsal hizmet faaliyetlerini de çekmeye yönelik yeni bir yatırım politikası olarak değerlendirilebilir.
Çok uluslu şirketlerin bölgesel finans, muhasebe, insan kaynakları, teknoloji, veri analizi ve yönetim merkezlerini Türkiye'de konumlandırması; nitelikli istihdamın artırılması ve hizmet ihracatının geliştirilmesi açısından önemli bir potansiyel taşıyor.
7582 sayılı Kanunun genel gerekçesinde de uluslararası rekabet gücünün artırılması, büyümenin desteklenmesi ve dış ticaret dengesinin iyileştirilmesi hedefleri öne çıkıyor.
Uygulama Esasları Belirleyici Olacak
4875 sayılı Kanuna eklenen hüküm, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığına; Hazine ve Maliye Bakanlığı ile Ticaret Bakanlığının görüşünü alarak uygulamaya ilişkin usul ve esasları belirleme yetkisi veriyor.
Bu nedenle şirketlerin özellikle nitelikli hizmet merkezi statüsünün nasıl belgelendirileceği, yüzde 80 hasılat şartının hangi yöntemle hesaplanacağı, personel kapsamının nasıl belirleneceği ve uygulamada talep edilecek bilgi ve belgeler konusunda ikincil düzenlemeleri yakından takip etmesi önem taşıyor.
Yeni sistem doğru uygulandığında Türkiye'nin çok uluslu şirketler açısından bölgesel yönetim ve hizmet merkezi olma potansiyelini güçlendirebilir. Bununla birlikte vergi avantajlarından yararlanmayı planlayan şirketler açısından hasılat şartı, ilişkili şirket yapısı, personel niteliği, transfer fiyatlandırması ve faaliyetlerin belgelendirilmesi başlıca dikkat edilmesi gereken alanları oluşturuyor.




