Şüpheli ve Değersiz Alacaklarda 2026 Kuralları: 25 Bin TL'ye Kadar Dava Açmadan Karşılık Ayrılabilecek

İşletmelerin müşterilerinden tahsil edemedikleri alacakların vergi matrahında nasıl değerlendirileceği, 2026 yılında da önemli muhasebe konuları arasında yer alıyor. 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun (VUK) 322 ve 323'üncü maddeleri, tahsil imkânı kalmayan alacaklarla tahsili şüpheli hale gelen alacaklar için farklı uygulamalar öngörüyor. 2026 yılında 25.000 TL'yi aşmayan belirli ticari ve zirai alacaklar için dava veya icra takibi başlatılmadan şüpheli alacak karşılığı ayrılabiliyor. Ancak bunun için alacağın borçludan birden fazla kez yazılı olarak istenmesi, ilgili taleplerin muhataba ulaştığının ispatlanması ve diğer kanuni koşulların sağlanması gerekiyor.

Şüpheli Alacak ve Değersiz Alacak Arasındaki Fark Nedir?

Ticari hayatta işletmelerin mal veya hizmet satışlarından kaynaklanan alacaklarını zamanında tahsil edememesi, muhasebe ve vergi uygulamalarında farklı sonuçlar doğurabiliyor.

Ancak tahsil edilemeyen her alacağın aynı şekilde kayıtlardan çıkarılması mümkün değil.

Vergi Usul Kanunu'na göre alacaklar, tahsil ihtimalinin bulunup bulunmadığı ve bu durumun hangi belgelerle kanıtlandığına bağlı olarak farklı değerlendiriliyor.

VUK'un 323'üncü maddesi, tahsili şüpheli hale gelen alacakları düzenliyor.

322'nci madde ise tahsil imkânının artık kalmadığı alacakları kapsıyor.

Bu iki düzenleme arasındaki temel fark, alacağın tahsil edilme ihtimalidir.

Şüpheli alacaklarda tahsilat ihtimali tamamen ortadan kalkmış değil.

Değersiz alacaklarda ise tahsil imkânının kalmadığının hukuken veya kanaat verici belgelerle ortaya konması gerekiyor.

Bu nedenle şirketlerin yalnızca borcun vadesinin geçmiş olmasına bakarak alacağı değersiz kabul etmesi doğru değil.

VUK 323 Kapsamında Şüpheli Alacak Nedir?

Vergi Usul Kanunu'nun 323'üncü maddesi, ticari ve zirai kazancın elde edilmesi veya sürdürülmesiyle ilgili belirli alacakların şüpheli alacak sayılabileceğini düzenliyor.

Buna göre dava veya icra safhasında bulunan alacaklar, ilgili kanuni koşullar kapsamında şüpheli alacak olarak değerlendirilebiliyor.

Ayrıca belirlenen parasal sınırı aşmayan ve yapılan protestoya veya birden fazla yazılı isteme rağmen ödenmeyen alacaklar da bu kapsama girebiliyor.

Şüpheli alacaklar için değerleme günündeki tasarruf değeri dikkate alınarak karşılık ayrılabiliyor.

Ancak karşılık ayrılabilmesi için alacağın ticari veya zirai faaliyetle bağlantılı olması gerekiyor.

Örneğin işletmenin ticari mal satışı nedeniyle doğan ve tahsil edilemeyen alacağı, gerekli koşulların bulunması halinde şüpheli alacak olarak değerlendirilebilir.

Buna karşılık işletmenin ticari faaliyetinden bağımsız, kişisel nitelikte bir borç verme işleminden doğan alacağın aynı hüküm kapsamında gider yazılabileceği varsayılmamalı.

2026 Yılında Şüpheli Alacak Sınırı 25.000 TL

2026 yılı için şüpheli alacak uygulamasında önemli bir parasal sınır bulunuyor.

588 sıra numaralı Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği ile VUK 323'ün ikinci bendindeki tutar 25.000 TL olarak belirlendi.

Buna göre 2026 yılında 25.000 TL'yi aşmayan alacaklarda, kanunda belirtilen şartların yerine getirilmesi halinde dava veya icra takibi başlatılmadan şüpheli alacak karşılığı ayrılabilecek.

Ancak bu sınırın bütün şüpheli alacaklar için geçerli olduğu düşünülmemeli.

Dava veya icra safhasına taşınan alacaklar açısından VUK 323'ün birinci bendinde aynı 25.000 TL'lik parasal üst sınır bulunmuyor.

Dolayısıyla 25.000 TL, dava veya icra olmadan karşılık ayrılabilmesine ilişkin özel uygulamanın sınırını oluşturuyor.

Dava veya İcra Açmadan Nasıl Karşılık Ayrılacak?

2026 yılında 25.000 TL'yi aşmayan bir alacak için dava veya icra yoluna başvurulmadan karşılık ayrılabilmesi belirli şartlara bağlı.

Öncelikle alacağın ticari veya zirai kazançla bağlantılı olması gerekiyor.

Alacağın borçlu tarafından ödenmemiş olması da gerekli.

Bunun yanında alacaklının borçluya protesto göndermesi veya alacağı yazılı olarak birden fazla kez istemesi gerekiyor.

Yazılı talep yönteminin kullanılması halinde taleplerin farklı tarihlerde muhataba ulaşmış olması önem taşıyor.

Bu durumun üçüncü kişiler karşısında ispatlanabilir belgelerle ortaya konması gerekiyor.

Örneğin yalnızca işletmenin kendi bilgisayarında iki hatırlatma yazısı hazırlaması, bu yazıların borçluya ulaştığını kanıtlamıyorsa yeterli olmayabilir.

Bu nedenle tebliğ ve teslim kayıtlarının muhafaza edilmesi önem taşıyor.

Yazılı Ödeme Taleplerinde İspat Şartı

Gelir İdaresi Başkanlığının konuya ilişkin özelgelerinde, dava veya icra takibi başlatılmadan şüpheli alacak karşılığı ayrılmasına yönelik yazılı istemlerin nasıl belgelendirilmesi gerektiği açıklanıyor.

Bu değerlendirmelere göre borcun farklı günlerde birden fazla kez yazılı olarak istenmesi gerekiyor.

Ayrıca yazıların borçluya veya hukuken teslim alabilecek kişiye ulaştığının belgelenmesi önem taşıyor.

Yazının kime ve hangi tarihte teslim edildiğini gösteren kayıtların muhafaza edilmesi gerekiyor.

Bu nedenle şirketlerin yalnızca gönderilmiş e-posta veya ödeme hatırlatması kayıtlarıyla işlem yapmadan önce bunların hukuken yeterli ispat gücüne sahip olup olmadığını değerlendirmesi önem taşıyor.

Özellikle noter ihtarnamesi, uygun posta ve teslim kayıtları gibi belgeler, somut olayın koşullarına göre değerlendirmede kullanılabiliyor.

Örnek: 20.000 TL Alacak İçin Dava Açmadan Karşılık

Bir şirketin müşterisine gerçekleştirdiği ticari satış nedeniyle 20.000 TL alacağının bulunduğunu varsayalım.

Müşteri ödeme vadesi gelmesine rağmen borcunu ödememiş olsun.

Şirket, borcun ödenmesi için müşteriye farklı tarihlerde iki yazılı talep göndererek her iki talebin de muhataba ulaştığını belgeleyebilsin.

Ayrıca alacağın ticari kazancın elde edilmesiyle bağlantılı olduğu ve diğer kanuni koşulların karşılandığı kabul edilsin.

Bu durumda 20.000 TL tutarındaki alacak, 2026 yılı için belirlenen 25.000 TL sınırının altında bulunduğundan VUK 323'ün ikinci bendi kapsamında değerlendirilebilir.

Şirket, şartlar sağlanmışsa ilgili hesap döneminde şüpheli alacak karşılığı ayırabilir.

Ancak 20.000 TL'nin doğrudan aktiften silinmesi doğru olmaz.

Çünkü söz konusu alacak henüz değersiz alacak niteliği kazanmamış; yalnızca tahsili şüpheli hale gelmiştir.

25.000 TL'yi Aşan Alacaklar İçin Ne Yapılacak?

Dava veya icra takibi olmadan karşılık ayrılmasına ilişkin özel parasal sınır 2026 yılında 25.000 TL.

Bu nedenle söz konusu sınırı aşan alacaklarda yalnızca birden fazla yazılı ödeme talebi gönderilmiş olması, VUK 323'ün ikinci bendi kapsamında karşılık ayrılması için yeterli değil.

Örneğin 80.000 TL tutarındaki ticari alacağın tahsil edilememesi halinde, sırf ödeme hatırlatmaları gönderildiği gerekçesiyle bu özel uygulamadan yararlanılamaz.

Ancak alacağın dava veya icra safhasında bulunması halinde VUK 323'ün birinci bendindeki koşullar ayrıca değerlendirilebilir.

Dolayısıyla 25.000 TL'yi aşan bir alacak için hiçbir şekilde şüpheli alacak karşılığı ayrılamayacağı sonucuna varılmamalı.

Parasal sınır, dava veya icra olmaksızın karşılık ayrılmasına yönelik düzenleme bakımından önem taşıyor.

VUK 322 Kapsamında Değersiz Alacak Nedir?

Vergi Usul Kanunu'nun 322'nci maddesi, tahsil edilmesi artık mümkün olmayan alacakları düzenliyor.

Kanuna göre bir alacağın değersiz kabul edilebilmesi için tahsil imkânının kalmadığının kazai bir hükme veya kanaat verici bir belgeye dayanması gerekiyor.

Kazai hüküm, yargısal nitelikteki bir kararı ifade ediyor.

Kanaat verici belge ise alacağın artık tahsil edilemeyeceğini objektif biçimde ortaya koyan belgelerle bağlantılı.

Ancak yalnızca borçlunun ekonomik durumunun kötü olması veya uzun süredir ödeme yapmaması, alacağın kendiliğinden değersiz hale geldiği anlamına gelmiyor.

Tahsil imkânsızlığının hukuken yeterli belgelerle kanıtlanması gerekiyor.

Değersiz hale gelen alacaklar, bu niteliği kazandıkları hesap döneminde mukayyet değerleri üzerinden zarar yazılarak kayıtlardan çıkarılıyor.

Değersiz Alacak İçin Dava veya İcra Şart Mı?

Değersiz alacak uygulamasında her durumda mutlaka dava veya icra takibi başlatılmış olması gerekmiyor.

Ancak alacağın tahsilinin artık mümkün olmadığının kazai bir hüküm veya kanaat verici belgeyle ortaya konması zorunlu.

Örneğin borçlu hakkında yürütülen iflas işlemleri sonucunda tahsil edilemeyen alacakların durumu, ilgili tasfiye belgeleri ve diğer hukuki koşullar çerçevesinde değerlendirilebilir.

Benzer şekilde borçlunun mal varlığı bulunmadan vefat etmesi ve mirasçıların mirası reddetmesi gibi durumlarda belirli yargı kararları ve belgeler önem taşıyabilir.

Ancak borçlunun ödeme güçlüğü yaşaması, telefonlara cevap vermemesi veya alacağın uzun süredir tahsil edilememesi tek başına değersiz alacak uygulamasına imkân sağlamaz.

Bu nedenle değersiz alacak kaydı yapılmadan önce mevcut hukuki belgelerin ayrıntılı biçimde incelenmesi gerekiyor.

Şüpheli Alacak ve Değersiz Alacak Nasıl Muhasebeleştirilir?

Şüpheli alacak ve değersiz alacak uygulamalarında muhasebe işlemleri farklılaşıyor.

Şüpheli alacaklarda alacağın varlığı devam ederken gerekli şartların bulunması halinde karşılık ayrılıyor.

Tekdüzen Hesap Planı uygulamasında ticari alacağın şüpheli hale gelmesi üzerine ilgili tutar 128 Şüpheli Ticari Alacaklar hesabına aktarılabiliyor.

Ayrılan karşılık ise 129 Şüpheli Ticari Alacaklar Karşılığı hesabında izleniyor.

Karşılık gideri, ilgili muhasebe esasları çerçevesinde kaydediliyor.

Değersiz alacakta ise artık tahsil olanağı kalmadığı kabul edilen tutar, kanuni koşullar sağlandığında kayıtlardan çıkarılıyor.

Ancak daha önce aynı alacak için ayrılmış karşılık varsa, mükerrer gider yazılmaması gerekiyor.

Bu nedenle muhasebe kayıtlarının mevcut hesap bakiyeleri, geçmişte ayrılan karşılıklar ve alacağın hukuki durumuyla birlikte değerlendirilmesi önem taşıyor.

Teminatlı Alacaklarda Karşılık Tutarı Nasıl Hesaplanır?

VUK 323 kapsamında teminatlı alacaklara ilişkin özel bir sınırlama bulunuyor.

Kanuna göre teminatlı alacaklarda şüpheli alacak karşılığı, teminattan arta kalan tutarla sınırlı.

Örneğin 100.000 TL tutarında bir ticari alacağın dava veya icra safhasında bulunduğunu varsayalım.

Bu alacağın 60.000 TL'lik bölümünün tahsil kabiliyeti bulunan uygun bir teminatla güvence altına alındığı kabul edilsin.

Bu durumda teminatsız kalan 40.000 TL'lik bölüm, diğer şartlar da sağlanıyorsa şüpheli alacak karşılığı açısından değerlendirilebilir.

Ancak teminatın gerçek tahsil kabiliyeti ve hukuki niteliği önem taşıyor.

Bu nedenle teminatlı alacaklarda doğrudan toplam alacak üzerinden karşılık hesaplanması doğru olmayabilir.

Şüpheli Alacak Sonradan Tahsil Edilirse Ne Olur?

Şüpheli alacaklar için karşılık ayrılmış olması, ilgili alacağın ilerleyen dönemlerde tahsil edilemeyeceği anlamına gelmiyor.

Borçlunun daha sonra ödeme yapması mümkün.

VUK 323'e göre şüpheli alacakların sonradan tahsil edilen tutarları, tahsil edildikleri dönemde kâr veya zarar hesabına aktarılıyor.

Bu nedenle önceki dönemde ayrılan karşılığın vergi matrahını etkilediği durumlarda, sonraki tahsilatın da ilgili dönemde doğru muhasebeleştirilmesi gerekiyor.

Benzer şekilde değersiz alacak olarak kayıtlardan çıkarılan bir tutarın ilerleyen dönemde tahsil edilmesi halinde de ilgili tutarın gelir yönünden değerlendirilmesi gerekiyor.

Bu uygulama, aynı tutarın hem daha önce gider olarak dikkate alınması hem de sonradan tahsil edildiği halde kayıtlara yansıtılmaması gibi hataların önlenmesi açısından önem taşıyor.

Karşılık Hangi Hesap Döneminde Ayrılmalı?

Şüpheli alacaklarda karşılık ayrılacak hesap dönemi önemli bir konu.

Gelir İdaresi Başkanlığının özelge uygulamalarında, şüpheli alacak karşılığının ilgili alacağın şüpheli hale geldiği hesap döneminde ayrılması gerektiği yönünde değerlendirmeler bulunuyor.

Bu nedenle bir alacağın geçmiş yıllarda şüpheli hale gelmiş olmasına rağmen ilgili dönemde karşılık ayrılmamış olması, sonraki yıllarda vergisel açıdan sorun oluşturabilir.

Değersiz alacaklarda da benzer şekilde, alacağın değersiz hale geldiği yılın doğru belirlenmesi gerekiyor.

Ancak iki uygulamanın hukuki şartları farklı olduğundan, dönem değerlendirmesi de ilgili madde kapsamında ayrı ayrı yapılmalı.

Özellikle dönem sonu işlemlerinde alacakların hukuki durumunun kontrol edilmesi önem taşıyor.

KDV Açısından Şüpheli ve Değersiz Alacak Uygulaması

Şüpheli ve değersiz alacaklarda katma değer vergisi bakımından da farklı sonuçlar ortaya çıkabiliyor.

Şüpheli alacak karşılığı ayrılacak tutarın KDV'yi de içermesi durumunda, Gelir İdaresi Başkanlığının ilgili açıklamaları kapsamında KDV'nin daha önce beyan edilmiş olması ve VUK 323'teki şartların sağlanması önem taşıyor.

Değersiz alacaklarda ise 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu'nun 29/4 maddesi kapsamında, belirli şartlarla daha önce hesaplanıp beyan edilen KDV'nin indirim konusu yapılabilmesine yönelik özel düzenleme bulunuyor.

Ancak alacağın tamamının şüpheli hale gelmesi ile değersiz hale gelmesi, KDV açısından aynı işlem değil.

Özellikle daha önce karşılık ayrılan KDV tutarları ve değersiz alacak nedeniyle yapılacak sonraki işlemler birlikte değerlendirilmeli.

Bu nedenle KDV hesaplamalarında mükerrer indirim veya gider yazılmamasına dikkat edilmesi gerekiyor.

2026 Yılı İçin Şirketler Nelere Dikkat Etmeli?

2026 yılında şüpheli ve değersiz alacak uygulamalarında işletmelerin öncelikle alacaklarının hukuki durumunu belirlemesi gerekiyor.

Alacak ticari veya zirai faaliyetle bağlantılı mı?

Dava veya icra takibine başlanmış mı?

Dava veya icra olmadan karşılık ayrılması düşünülüyorsa alacak 25.000 TL sınırını aşıyor mu?

Borçludan birden fazla kez yazılı ödeme talebinde bulunulmuş mu ve taleplerin teslimi belgelenebiliyor mu?

Alacak teminatlı mı?

Tahsil imkânının tamamen ortadan kalktığı ileri sürülüyorsa bunu kanıtlayan hukuki belgeler mevcut mu?

Bu hususlar, alacağın hangi kanuni düzenleme kapsamında değerlendirilebileceğini belirlemek açısından önemli.

Özellikle mali müşavirlerin ve şirketlerin dönem sonu işlemlerinde tahsil edilemeyen alacakları otomatik olarak giderleştirmek yerine, her bir alacağı ayrı ayrı incelemesi gerekiyor.

2026'da 25 Bin TL Sınırı Önem Taşıyor

2026 yılında Vergi Usul Kanunu'nun 323'üncü maddesinin ikinci bendi kapsamında uygulanacak parasal sınır 25.000 TL olarak belirlendi.

Buna göre gerekli diğer şartları sağlayan küçük tutarlı ticari ve zirai alacaklar için dava veya icra takibi başlatılmadan şüpheli alacak karşılığı ayrılabiliyor.

Ancak bu düzenleme, 25.000 TL'nin altındaki bütün alacakların doğrudan kayıtlardan silinebileceği anlamına gelmiyor.

Şüpheli alacaklarda tahsil ihtimali devam ettiği için karşılık ayrılması söz konusu olurken değersiz alacaklarda tahsil imkânının kalmadığının hukuken kanıtlanması gerekiyor.

15 Ekim 2026 Vergi Takvimi: 7 İşlem İçin Son Gün
15 Ekim 2026 Vergi Takvimi: 7 İşlem İçin Son Gün
İçeriği Görüntüle

Şirketlerin 2026 yılı muhasebe ve vergi işlemlerinde bu ayrımı doğru yapması, hatalı gider kayıtlarının ve olası vergisel risklerin önlenmesi açısından önem taşıyor.