Anayasa Mahkemesinden Muhasebe Kayıtları Kararı: Giderleri Gösterilmeyen Kesin Hesap Kabul Edilmedi

Anayasa Mahkemesi, siyasi partilerin mali denetiminde gelir ve giderlerin eksiksiz kaydedilmesinin önemini ortaya koyan bir karar verdi. 15 Ekim 2026 tarihli ve 33401 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan karara göre Türkiye Yüzüncü Yıl Partisinin 2024 yılı kesin hesabı, olağan yönetim giderlerinin kayıtlarda yer almaması nedeniyle kabul edilmedi. Mahkeme, kira, elektrik, su ve telefon gibi giderlerin yıl boyunca hiç bulunmamasını hayatın olağan akışına aykırı değerlendirdi. Hesap verilebilir kayıt ve belge düzeninin oluşturulmaması nedeniyle parti sorumluları hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına oybirliğiyle karar verildi.

Anayasa Mahkemesi 2024 Yılı Kesin Hesabını İnceledi

Anayasa Mahkemesinin 26 Mart 2026 tarihli, E.2025/2 ve K.2026/1 sayılı kararı, 15 Ekim 2026 tarihinde Resmî Gazete'de yayımlandı.

Kararın konusu, Türkiye Yüzüncü Yıl Partisinin 2024 yılı kesin hesabının mali denetimi.

Mahkeme, sunulan kesin hesap belgelerini ve ilgili mali kayıtları inceleyerek genel merkez faaliyetlerine ilişkin giderlerin gerçeği yansıtıp yansıtmadığını değerlendirdi.

İnceleme sonucunda olağan faaliyetlerin sürdürülmesi için ortaya çıkması beklenen çeşitli giderlerin hesaplara yansıtılmadığı belirlendi.

Hizmet Üretim Endeksi Ağustos 2026'da Yüzde 2,3 Arttı
Hizmet Üretim Endeksi Ağustos 2026'da Yüzde 2,3 Arttı
İçeriği Görüntüle

Mahkeme, bu eksikliklerin mali denetimin sağlıklı biçimde gerçekleştirilmesini engellediği sonucuna ulaştı.

Yıllık Hesaplarda Yalnızca 9.279,50 TL Gider Gösterildi

Kararda yer alan tespitlere göre parti genel merkezinin 2024 yılı kesin hesabında iki gider grubu bulunuyordu.

Bunlardan ilki 7.500 TL tutarındaki kongre gideri, ikincisi ise 1.779,50 TL tutarındaki kırtasiye ve büro gideriydi.

Bu iki kalemin toplamı 9.279,50 TL olarak hesaplandı.

Buna karşılık genel merkezin kira, elektrik, su ve telefon gibi giderlerinin hesaplarda bulunmadığı tespit edildi.

Mahkeme, yıl boyunca aktif biçimde faaliyet gösteren bir siyasi parti genel merkezinde bu tür giderlerin hiç ortaya çıkmamasını hayatın olağan akışına uygun bulmadı.

Kararda giderlerin yalnızca düşük tutarlı olması değil, olağan faaliyetlerle bağlantılı zorunlu giderlerin hesaplarda gösterilmemesi üzerinde duruldu.

Şahıslar Tarafından Karşılanan Giderler Nasıl Kaydedilmeli?

Kararın önemli yönlerinden biri, parti yöneticilerinin kişisel imkânlarıyla karşıladığı giderlerin muhasebeleştirilmesine ilişkin değerlendirme oldu.

Anayasa Mahkemesi, siyasi partilerin gelir ve giderlerinin parti tüzel kişiliği adına kaydedilmesi gerektiğini vurguladı.

Parti faaliyetlerinde kullanılan bir yerin parti yetkililerine ait olması veya bu kişiler tarafından kullanılıyor olması, mali kayıt düzeninin dışında tutulabileceği anlamına gelmiyor.

Mahkemeye göre bu tür durumlarda ilgili kira bedelinin belirlenmesi, sözleşmenin düzenlenmesi ve bağış niteliğindeki tutarın parti hesaplarına yansıtılması gerekiyor.

Aynı şekilde parti yetkililerinin şahsi kaynaklarıyla karşıladığı genel yönetim giderlerinin de kayıt dışında bırakılmaması gerektiği ifade edildi.

Bu değerlendirme, özellikle bir kuruluşun faaliyetleri için yapılan ödemelerin kim tarafından karşılandığı ile giderin hangi tüzel kişiliğe ait olduğunun ayrılması bakımından önem taşıyor.

Kayıt Dışı Gelir ve Gider Tespiti

Mahkeme, olağan yönetim giderlerinin kesin hesapta bulunmamasının kayıt dışı gelir ve gider oluşturulduğuna işaret ettiğini belirtti.

Kararda 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 69 ve 70'inci maddelerine atıf yapıldı.

Bu hükümler siyasi partilerin gelir ve giderlerinin parti tüzel kişiliği adına gerçekleştirilmesine ilişkin esaslar içeriyor.

Mahkemeye göre parti faaliyetleriyle ilgili giderlerin kişisel imkânlarla karşılanmasına rağmen parti hesaplarına yansıtılmaması, mali işlemlerin eksiksiz izlenmesini engelliyor.

Bu nedenle bir giderin başka bir kişi tarafından ödenmiş olması, ilgili kuruluşun mali kayıtlarında değerlendirilmesini gerektiren hukuki niteliğini ortadan kaldırmıyor.

Ancak bu kararın doğrudan bütün şirketler ve dernekler için aynı bağış muhasebesi yönteminin uygulanmasını zorunlu kıldığı düşünülmemeli.

Karar, siyasi partilere özgü mali denetim ve mevzuat hükümleri kapsamında verildi.

Kesin Hesabın Kabul Edilmemesine Karar Verildi

Anayasa Mahkemesi, sunulan kayıtların mali denetimin gerçekleştirilmesi bakımından yeterli olmadığı sonucuna vardı.

Bu nedenle Türkiye Yüzüncü Yıl Partisinin 2024 yılı kesin hesabının 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu uyarınca kabul edilmesinin mümkün olmadığına karar verdi.

Kararda yalnızca belgelerde biçimsel bir hata bulunduğu değerlendirmesi yapılmadı.

Mahkeme, olağan giderlerin hesap dışında bırakılmasını denetimin yapılmasını engelleyen bir sorun olarak ele aldı.

Bu yönüyle karar, bir kuruluşun kesin hesabını hazırlamasının tek başına yeterli olmadığını; kayıtların faaliyetlerin ekonomik gerçekliğiyle ve destekleyici belgelerle tutarlı olması gerektiğini gösteriyor.

Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına Suç Duyurusu

Mahkeme, hesap verilebilir bir kayıt ve belge düzeni oluşturulmaması ve hesap dışında gelir-gider işlemleri gerçekleştirilmesini inceleme ve araştırmayı engellemeye yönelik eylemler olarak değerlendirdi.

Bu kapsamda 2820 sayılı Siyasi Partiler Kanunu'nun 111'inci maddesinin birinci fıkrasının (c) bendine dayanılarak ilgili parti sorumluları hakkında yasal işlem yapılması için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına hükmedildi.

Karar oybirliğiyle alındı.

Ancak suç duyurusunda bulunulması, hakkında işlem yapılacak kişilerin ceza mahkemesi tarafından suçlu bulunduğu veya kesinleşmiş ceza aldığı anlamına gelmiyor.

Ceza sorumluluğuna ilişkin değerlendirme, ilgili adli süreç çerçevesinde ayrıca yürütülür.

Siyasi Partilerin Mali Denetimi Nasıl Yapılıyor?

Türkiye'de siyasi partilerin mali denetimi Anayasa Mahkemesinin görevleri arasında bulunuyor.

Denetimde siyasi partilerin gelirlerinin ve giderlerinin ilgili mevzuata uygunluğu ile kesin hesaplarının doğruluğu değerlendiriliyor.

Siyasi partiler, tüzel kişiliklerine ait işlemlerin kayıtlarını ilgili kanuni yükümlülükler çerçevesinde tutmak durumunda.

Mali denetim sürecinde gelirlerin kaynakları, giderlerin hangi amaçlarla gerçekleştirildiği ve işlemlere ilişkin destekleyici belgeler önem taşıyor.

Bir kesin hesabın denetlenebilmesi için yalnızca toplam gelir ve gider rakamlarının bulunması yeterli olmayabilir.

Bu rakamların ilgili faaliyetlerle ve kayıtlarla tutarlı biçimde açıklanabilmesi gerekiyor.

Muhasebe ve Belge Düzeni Açısından Kararın Önemi

Anayasa Mahkemesinin kararı, giderlerin kaydedilmemesinin de mali denetimde önemli bir sorun oluşturabileceğini ortaya koyuyor.

Muhasebe kontrollerinde çoğu zaman kaydedilen giderlerin doğruluğuna odaklanılıyor.

Ancak bir kuruluşun faaliyetleri dikkate alındığında gerçekleşmiş olması beklenen giderlerin kayıtlarda hiç bulunmaması da açıklama gerektirebilir.

Örneğin bir kuruluşun ofis faaliyetleri devam ederken kira ve temel kullanım giderlerinin hangi kaynaklarla karşılandığının belirlenememesi, mali kayıtların bütünlüğü açısından önem taşıyabilir.

Bununla birlikte her kuruluşun mutlaka kira ödemesi gerektiği veya her dönem aynı türde gider yapacağı söylenemez.

Önemli olan, fiilî faaliyet koşullarının kayıtlarla ve gerektiğinde sunulabilecek belgelerle açıklanabilmesi.

Mali Müşavirler İçin Nasıl Bir Sonuç Çıkarılabilir?

Karar doğrudan siyasi partilerin mali denetimine ilişkin olmakla birlikte, muhasebe ve denetim mesleği açısından belge bütünlüğünün önemine dikkat çekiyor.

Meslek mensupları, bir kuruluşun gelir ve giderlerini incelerken mevcut kayıtların doğruluğunun yanında işlemlerin tam olarak kaydedilip kaydedilmediğini de değerlendirebilir.

Özellikle üçüncü kişiler tarafından karşılanan giderlerin niteliği, kuruluşun hukuki statüsü ve uygulanabilir muhasebe kuralları çerçevesinde ele alınmalı.

Ancak siyasi partilere ilişkin özel bağış ve gelir kayıt hükümleri, ticari işletmelere doğrudan aynı şekilde uygulanamaz.

Şirketlerde ortakların yaptığı ödemeler, sermaye katkıları, ortaklardan alacaklar ve diğer işlemler farklı hukuki ve muhasebesel sonuçlar doğurabilir.

Bu nedenle kararın şirket muhasebesine etkisi değerlendirilirken kuruluş türleri arasındaki mevzuat farklılıkları dikkate alınmalıdır.

Anayasa Mahkemesinden Kayıt ve Belge Düzenine İlişkin Önemli Karar

15 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan kararla Anayasa Mahkemesi, Türkiye Yüzüncü Yıl Partisinin 2024 yılı kesin hesabını kabul etmedi.

Mahkeme, parti genel merkezinde yalnızca kongre ve kırtasiye giderlerinin gösterilmesini, kira ve temel yönetim giderlerinin ise bulunmamasını hayatın olağan akışına aykırı değerlendirdi.

Parti yetkililerinin kişisel imkânlarıyla karşıladığı giderlerin ilgili mali kayıtlarda gösterilmesinin önemine işaret edildi.

Hesap verilebilir kayıt ve belge düzeninin oluşturulmadığı sonucuna varılarak sorumlular hakkında Ankara Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verildi.

Karar, siyasi partilerin mali denetiminde gelir ve giderlerin eksiksiz kaydedilmesinin ve denetlenebilir bir belge düzeni oluşturulmasının önemini bir kez daha ortaya koydu.