Aidat Borcunda Dönüm Noktası: Tahliyenin Yolu Açıldı
Uzun yıllardır konut piyasasında ev sahipleri ile kiracılar arasında tartışma konusu olan aidat borçları, Temmuz 2025’te verilen kritik bir Yargıtay kararı ile yeni bir boyut kazandı. Kararla birlikte, aidat ödemeyen kiracılar açısından tahliye yolu ilk kez net biçimde açılmış oldu.
Aidat Borcu Yıllarca Tahliye Sebebi Sayılmadı
Uygulamada bugüne kadar, kira sözleşmesinde açıkça “aidat kiracıya aittir” hükmü bulunsa dahi, kiracının aidatı ödememesi tahliye gerekçesi olarak kabul edilmiyordu. Site yönetimleri, aidat borcunu doğrudan ev sahibinden talep ediyor; ev sahipleri ise borcu faiziyle ödedikten sonra kiracıya rücu etmek zorunda kalıyordu.
Mahkemeler, bu süreçte genellikle şu yorumu benimsiyordu:
“Kira bedeli ödenmişse, aidat ayrı bir borçtur ve tahliye nedeni oluşturmaz.”
Bu yaklaşım, özellikle site ve apartmanlarda yaşayan ev sahipleri açısından ciddi mağduriyetlere yol açıyordu.
Yargıtay Temmuz 2025’te Net Bir Çizgi Çekti
Yargıtay Genel Kurulu, Temmuz 2025’te verdiği emsal nitelikteki kararla bu yerleşik uygulamayı değiştirdi. Karara göre;
-
Kira sözleşmesinde aidat, site giderleri veya benzeri yan ödemelerin kiracıya ait olduğu açıkça belirtilmişse,
-
Bu ödemeler artık kira borcunun bir parçası olarak kabul edilecek.
Bu çerçevede, aidatın ödenmemesi, hukuken kiranın ödenmemesiyle eşdeğer sayılacak ve tahliye sebebi oluşturacak.
Ev Sahipleri ve Kiracılar İçin Kritik Uyarı
Uzmanlar, kararın özellikle site içindeki konutlar için büyük önem taşıdığına dikkat çekiyor. Ancak uygulamanın temel şartı değişmiyor:
Her şey kira sözleşmesindeki hükümlere bağlı.
Sözleşmede aidatın kiracıya ait olduğunun açık ve net şekilde yazılmamış olması halinde, tahliye süreci yine tartışmalı hale gelebilir.
Bu nedenle hem ev sahiplerinin hem de kiracıların, kira sözleşmelerini güncel yargı kararlarına uygun şekilde düzenlemesi, kulaktan dolma bilgilere değil emsal kararlara dayanması gerektiği vurgulanıyor.





