TSRS kapsamı, 2023 Kurul Kararı ile belirlendi. 2026 güncellemesi aktif, satış ve çalışan eşiğini netleştirerek raporlama hazırlıklarını öne çıkardı.

Türkiye’de sürdürülebilirlik raporlamasına ilişkin çerçevenin netleşmesiyle birlikte, şirketlerin raporlama yükümlülüklerini belirleyen ölçütler de yeniden gündeme geldi. Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) tarafından yayımlanan Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS), işletmelerin çevresel, sosyal ve yönetişim alanındaki performanslarını ortak bir dil ve standartla raporlamasını amaçlıyor. Bu kapsamda 27 Aralık 2023 tarihli Kurul Kararı, TSRS uygulama kapsamını belirleyen temel yapı taşını oluştururken; 16 Ocak 2026 tarihli Kurul Kararı ise kapsam ölçütlerinde kullanılan eşik değerleri güncelleyerek uygulamayı yeni bir seviyeye taşıdı.

2026 TSRS (Türkiye Sürdürülebilir Raporlama Sistemi) Kapsamı İçin Eşik Değer Güncellemesi Ve Şirketlere Etkileri

TSRS Uygulama Kapsamı Ne Anlama Geliyor
TSRS uygulama kapsamı, hangi kurum, kuruluş ve işletmelerin sürdürülebilirlik raporu hazırlamakla yükümlü olduğunu belirleyen kriterleri ifade ediyor. Buradaki temel yaklaşım, raporlama yükümlülüğünü işletmenin büyüklüğü ve piyasadaki etkisiyle ilişkilendirmek. Bu sayede sürdürülebilirlik raporlamasının, ölçek olarak belirli eşiği geçen yapılarda sistematik biçimde uygulanması hedefleniyor. KGK tarafından yayımlanan düzenlemeler, işletmelerin her dönem kendi verileri üzerinden kapsam değerlendirmesi yapmasını esas alıyor.

Yirmi Üç Tarihli Kurul Kararı Ne Getirdi
27 Aralık 2023 tarihli Kurul Kararı, TSRS uygulama kapsamının belirlenmesine ilişkin temel prensipleri ortaya koydu. Bu kararla birlikte, kapsamın ölçütlere dayalı bir mekanizma üzerinden şekilleneceği ve şirketlerin raporlama dönemleri itibarıyla bu ölçütleri izleyerek yükümlülük durumlarını tespit edeceği sistematiğe bağlandı. Daha sonra yayımlanan “Usul ve Esaslar” dokümanı da, bu kararın dayanağını açık biçimde göstererek kapsam değerlendirmesinde nasıl hareket edileceğini detaylandırdı.

Kriter Eşik Değer (2026) Açıklama
Aktif Toplam 1.000.000.000 TL Bilanço büyüklüğü kriteri
Çalışan Sayısı 500 kişi Ortalama çalışan sayısı kriteri
Yıllık Net Satış Hasılatı 2.000.000.000 TL Gelir/ciro büyüklüğü kriteri

Not: Bu üç kriterden ikisini tutturan işletmeler TSRS raporlaması yapacaktır.

TSRS kapsamının belirlenmesinde öne çıkan unsur, tek bir göstergenin değil, birden fazla büyüklük kriterinin birlikte izlenmesi. Bu yaklaşım, tek bir kalemde oluşabilecek dönemsel dalgalanmaların raporlama yükümlülüğünü tek başına belirlemesini önlemeyi amaçlıyor. Böylece işletme büyüklüğü farklı açılardan test ediliyor ve sürdürülebilirlik raporlaması için daha dengeli bir eşik sistemi kuruluyor.

2026 TSRS (Türkiye Sürdürülebilir Raporlama Sistemi) Kapsamı İçin Eşik Değer Güncellemesi Ve Şirketlere Etkileri

Güncel Karar İle Eşik Değerler Nasıl Değişti
16 Ocak 2026 tarihli Kurul Kararı, TSRS uygulama kapsamının belirlenmesinde kullanılan ölçütlere ilişkin eşik değerleri yeniden belirledi. Bu güncellemede üç temel kriter öne çıkıyor: aktif toplamı, yıllık net satış hasılatı ve çalışan sayısı. Buna göre eşikler; aktif toplamında bir milyar Türk lirası, yıllık net satış hasılatında iki milyar Türk lirası ve çalışan sayısında beş yüz kişi seviyesinde tanımlandı. Karar, bu eşiklerin belirli hesap dönemleri için geçerli olacağını da ortaya koydu.

Uygulamada bu güncelleme, yalnızca yeni bir rakam seti anlamına gelmiyor. Aynı zamanda şirketlerin raporlama hazırlık takvimini, veri toplama altyapısını ve rapor üretim süreçlerini yeniden gözden geçirmesini zorunlu kılıyor. Çünkü eşik değerler yükseldikçe ya da daha net hale geldikçe, kapsama giren işletme kümesi değişebiliyor. Bu da hem raporlama yükümlülüğü hem de uyum maliyetleri açısından şirketlerin pozisyonunu doğrudan etkileyen bir gelişme olarak değerlendiriliyor.

Hangi İşletmeler TSRS Kapsamına Girebilir
TSRS kapsamına giren işletmelerin belirlenmesinde en kritik nokta, art arda raporlama dönemlerinde ölçütlerden en az ikisinin aşılması yaklaşımı. Bu yapı, tek bir yılın olağanüstü finansal dalgalanmasının kapsamı otomatik olarak değiştirmemesini hedefliyor. Özellikle bilanço büyüklüğü artan, satış hacmi belirli seviyeye ulaşan veya istihdamı yüksek olan şirketlerde TSRS kapsamında sürdürülebilirlik raporlaması hazırlığı daha belirgin bir gündem haline geliyor.

Kapsama giren işletmeler açısından TSRS, yalnızca bir raporlama dokümanı üretmekten ibaret görülmüyor. İşin içinde veri üretimi, doğrulama, iç kontrol, yönetişim mekanizması ve raporun denetim süreçleriyle uyumlu hale getirilmesi gibi pek çok aşama bulunuyor. Bu nedenle kapsam değerlendirmesi “rapor var mı yok mu” sorusunun ötesinde, kurum içi süreç dönüşümünü tetikleyen bir konu olarak öne çıkıyor.

Uygulama Takvimi Ve Dönemsel Değerlendirme Neden Önemli
Usul ve Esaslar metninde vurgulanan başlıklardan biri, şirketlerin her raporlama döneminde kapsam değerlendirmesini yeniden yapması gerektiği yaklaşımı. Bu model, şirketin büyüklük verilerinin zaman içinde değişebileceğini kabul ediyor. Dolayısıyla kapsamın statik değil dinamik biçimde izlenmesi amaçlanıyor. Şirketlerin finansal tablolarındaki büyüklükler ile insan kaynakları verilerinin aynı dönem bazında doğru ve tutarlı biçimde raporlanması, kapsam tespitinde kritik bir gereklilik olarak görülüyor.

Bu noktada şirketlerin muhasebe ve raporlama ekipleri açısından yeni bir iş yükü ortaya çıkıyor. Çünkü TSRS kapsamı, yalnızca sürdürülebilirlik ekiplerinin konusu olmaktan çıkıp finans, muhasebe ve denetim fonksiyonlarıyla doğrudan kesişiyor. Özellikle aktif toplamı ve net satış hasılatı gibi göstergeler doğrudan finansal raporlama verileri olduğundan, kapsam tespitinde mali tabloların doğruluğu daha kritik hale geliyor.

2026 TSRS Kapsamı İçin Eşik Değer Güncellemesi Ve Şirketlere Etkileri

Şirketler Hazırlık Sürecinde Nelere Odaklanmalı
Mevzuatın getirdiği yükümlülüklerin sağlıklı yönetilebilmesi için şirketlerin öncelikle kapsam değerlendirmesini güvenilir veriyle yapması bekleniyor. Ardından sürdürülebilirlik raporlaması için gerekli veri kaynaklarının belirlenmesi, iç kontrol adımlarının oluşturulması ve raporlamada kullanılacak metriklerin standarda uygun şekilde tasarlanması gerekiyor. Bu süreçte yönetişim yapısı da önem kazanıyor. Çünkü sürdürülebilirlik raporlaması, yalnızca teknik veri toplama faaliyeti değil; aynı zamanda yönetim sorumluluğu ve kurumsal politika çerçevesi gerektiren bir alan olarak kabul ediliyor.

Uygulamada dikkat çeken bir başka başlık ise geçiş yönetimi. Kapsama yeni giren şirketler için uyum süreci, kurum içinde eğitim ve süreç iyileştirmeleriyle birlikte planlanmak zorunda kalabiliyor. Kapsamda daha önce yer alan işletmeler açısından ise güncellenen eşik değerlerin, raporlama sürekliliği ve kapsam değerlendirme sonuçları üzerindeki etkisi yeniden analiz ediliyor.

Genel Resim Ne Söylüyor
27 Aralık 2023 tarihli Kurul Kararı, TSRS raporlamasını Türkiye’de kurumsal bir çerçeveye oturtan temel adım olarak öne çıkarken, 16 Ocak 2026 tarihli güncelleme kararı ise bu çerçevenin kapsam eşiklerini daha net ve uygulanabilir hale getiren bir düzenleme olarak değerlendiriliyor. İki karar birlikte ele alındığında, sürdürülebilirlik raporlamasının Türkiye’de şirketler açısından yeni bir uyum alanına dönüştüğü ve finansal raporlama disiplinleriyle entegre bir şekilde ilerlediği görülüyor.