Yapılandırma ve Adalet Dengesi
Vergi yapılandırmaları, borç yükü altındaki mükelleflere kolaylık sağlamayı amaçlıyor. Ancak bu uygulama, bazı durumlarda adalet duygusunu zedeleyen sonuçlar doğurabiliyor. Özellikle “haklı olsam da davayı kaybedebilirim” endişesiyle yapılandırmaya yönelen vatandaşlar için sistemin güvenilirliği tartışmalı hale geliyor.
Birçok engelli vatandaş gibi, vergi hatası nedeniyle haksız yere cezalandırıldığını düşünen bireyler, mahkemede haklı çıkabilecekleri halde, “ya davayı kaybedersem” korkusuyla yapılandırmadan yararlanmak zorunda kalıyor. Bu durum, aslında kamu vicdanında adalet yerine çaresizlik hissini güçlendiriyor.
Neden Garanti Verilemiyor?
Hiçbir hukukçu, hiçbir dava için “yüzde yüz kazanırız” diyemez. Çünkü hukukun doğasında yargısal takdir vardır.
Bir savunma ne kadar güçlü olursa olsun, kararın nasıl şekilleneceği her zaman belirsizlik taşır. Bu da haklı vatandaşın bile kendisini güvende hissetmemesine neden olur.
Oysa devletin görevi, vatandaşı bu belirsizlikten kurtaracak bir adil yargılama ve güvenli vergi sistemi kurmaktır.
Yapılandırma düzenlemeleri ise, kimi zaman “hukuk yolundan vazgeçme karşılığında indirim” mantığıyla çalışarak, hak arama özgürlüğünü dolaylı biçimde sınırlayabiliyor.
Hukuk Yolundan Vazgeçme Tehlikesi
“Yapılandırmadan yararlanırsan dava açamazsın” hükmü, modern hukuk devletinin ruhuyla çelişiyor.
Vergi idaresi, hatalı tarhiyat yaptığında bu hatayı giderecek mekanizmaları açık tutmak zorunda.
Vatandaş, yapılandırmayı tercih ettiği anda hak arama yolundan vazgeçmek zorunda bırakılmamalı.
Bu yaklaşım, hem Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan hak arama özgürlüğüne, hem de adil yargılanma hakkına aykırı.
Çözüm: Beş Yıl İçinde Dava Hakkı Tanınmalı
Vergi hatalarına konu borçlar, yapılandırma kapsamına girmiş olsa bile, beş yıllık zamanaşımı süresi içinde yargı denetimine açık olmalıdır.
Yani mükellef, hata olduğunu düşündüğü bir yapılandırılmış borç için de dava açabilmelidir.
Bu düzenleme:
-
Hem mükellef güvenini artırır,
-
Hem de idarenin keyfi uygulamalarını önler.
Kısacası, vergi sisteminde adaletin tesisi, sadece yapılandırma kolaylıklarıyla değil, hataların yargı yoluyla düzeltilmesine açık bir düzen ile mümkündür.