Vergi Borcu Tecilinde Yetki Limitleri Yeniden Belirlendi
Vergi borçlarının 6183 sayılı Kanun kapsamında tecil ve taksitlendirilmesine ilişkin başvurularda vergi dairesi müdürleri ile defterdarlara tanınan parasal yetki sınırları yeniden belirlendi.
Gelir İdaresi Başkanlığının 4 Ağustos 2026 tarihli Tahsilat İç Genelgesi Seri No: 2026/2 ile borç tutarına ve ilin statüsüne göre hangi makamın tecil ve taksitlendirme talebini değerlendirebileceğine ilişkin yeni limitler oluşturuldu.
Düzenleme yeni bir vergi affı veya yapılandırma getirmiyor. Değişiklik, mevcut tecil sisteminde başvuruların idare içerisinde hangi makam tarafından sonuçlandırılabileceğini belirliyor.
İstanbul, Ankara ve İzmir’de 20 Milyon TL’ye Kadar Yetki
Yeni düzenlemede Ankara, İstanbul ve İzmir için diğer illerden farklı parasal sınırlar bulunuyor.
Bu üç ilde vergi dairesi müdürleri 6 milyon TL’ye kadar olan tecil ve taksitlendirme taleplerini değerlendirebilecek.
Borç tutarının 6.000.001 TL ile 20 milyon TL arasında olması halinde ise yetki defterdarlarda olacak.
Belirtilen tutarlar sınırlara dahil olarak uygulanacak.
Dolayısıyla örneğin İstanbul’da 5 milyon TL tutarındaki kapsama giren bir tecil talebi vergi dairesi müdürlüğünün yetki sınırında bulunurken, 10 milyon TL tutarındaki bir talep defterdarlığın yetki alanına giriyor.
Diğer Büyükşehirlerde Farklı Limit Uygulanacak
Ankara, İstanbul ve İzmir dışındaki büyükşehir belediyesi bulunan illerde daha farklı parasal sınırlar belirlendi.
Bu illerde vergi dairesi müdürleri 5 milyon TL’ye kadar olan talepleri değerlendirebilecek.
5.000.001 TL ile 15 milyon TL arasındaki tecil ve taksitlendirme taleplerinde ise defterdarlar yetkili olacak.
Böylece tecil başvurusunun hangi makam tarafından değerlendirileceği yalnız borcun tutarına değil, mükellefin bağlı bulunduğu ilin statüsüne göre de değişebilecek.
Büyükşehir Olmayan İllerde Limit 10 Milyon TL’ye Kadar
Büyükşehir belediyesi bulunmayan illerde vergi dairesi müdürlerine tanınan tecil yetkisi 3 milyon TL’ye kadar olarak belirlendi.
Borç tutarının 3.000.001 TL ile 10 milyon TL arasında olması halinde değerlendirme defterdar tarafından yapılacak.
Bu tutarların üzerindeki başvurularda ise farklı bir süreç uygulanacak.
Limitleri Aşan Başvurular GİB’e Gönderilecek
İç Genelgede belirlenen parasal yetki sınırlarının üzerinde kalan tecil ve taksitlendirme talepleri, ilgili diğer iç genelgelerde yer alan şartlar da dikkate alınarak Gelir İdaresi Başkanlığına intikal ettirilecek.
Dolayısıyla belirlenen limitlerin üzerinde borcu bulunan bir şirketin tecil başvurusu yapamayacağı sonucu çıkarılmamalı.
Limitler tecil hakkının üst sınırını değil, başvurunun hangi idari makam tarafından değerlendirileceğini belirliyor.
Bu ayrım uygulamada oldukça önemli. Örneğin İstanbul’daki bir şirketin tecil talebinin 20 milyon TL’yi aşması başvurunun doğrudan reddedileceği anlamına gelmiyor; talep yetki nedeniyle Gelir İdaresi Başkanlığına gönderilecek.
Yetkinin Bir Bölümü Astlara Devredilebilecek
İç Genelgede defterdarlar ve vergi dairesi müdürleri açısından yetki devrine de imkân tanındı.
Defterdarlar ve vergi dairesi müdürleri, sınırlarını açık şekilde belirtmeleri şartıyla 6183 sayılı Kanunun 48’inci maddesi kapsamındaki tecil yetkilerinin bir bölümünü astlarına devredebilecek.
Bu hüküm idari işlemlerin daha hızlı yürütülmesi açısından önem taşıyor.
Devam Eden Başvurular da Yeni Limitlere Göre Değerlendirilecek
Yeni yetki limitleri yalnızca 4 Ağustos 2026 tarihinden sonra yapılacak başvuruları ilgilendirmiyor.
İç Genelgenin yayımlandığı tarih itibarıyla henüz sonuçlandırılmamış tecil talepleri de yeni belirlenen limitler çerçevesinde yetkili makamlar tarafından değerlendirilecek.
Aynı düzenlemeyle 17 Ağustos 2023 tarihli ve 2023/5 Seri No.lu Tahsilat İç Genelgesi yürürlükten kaldırıldı.
Yeni Bir Vergi Yapılandırması Değil
Şirketlerin ve mali müşavirlerin düzenlemeyi değerlendirirken özellikle dikkat etmesi gereken nokta, 2026/2 sayılı İç Genelgenin yeni bir yapılandırma kanunu olmadığı.
Düzenleme vergi borçlarının silinmesini, gecikme zamlarının kaldırılmasını veya her mükellefe otomatik taksit hakkı verilmesini öngörmüyor.
Konu, 6183 sayılı Kanunun 48’inci maddesi kapsamındaki tecil ve taksitlendirme başvurularında idari yetkinin dağılımı.
Dolayısıyla borç tutarının ilgili vergi dairesi veya defterdarlığın yetki sınırları içerisinde bulunması, başvurunun otomatik olarak kabul edileceği anlamına gelmiyor. Tecil için mevzuatta aranan diğer şartların da ayrıca sağlanması gerekiyor.
Şirketlerin başvuru öncesinde toplam borç tutarını, bağlı bulundukları ili ve taleplerinin hangi makam tarafından değerlendirileceğini kontrol etmesi, sürecin doğru yürütülmesi açısından önem taşıyor.





