Ticari Alacaklarda Fatura Tek Başına Delil Sayılır mı?
Ticari ilişkilerde fatura, mal veya hizmet teslimini belgeleyen en temel evraklardan biri. Ancak mahkemelerde alacağın varlığını kanıtlamak için tek başına yeterli sayılmıyor.
Hukuki açıdan fatura, sadece işlem tutarını gösteren bir tahakkuk belgesi niteliğinde kabul ediliyor.
Faturanın Hukuki Çerçevesi
Vergi Usul Kanunu’nun 229. maddesi, faturayı “satılan mal veya yapılan hizmet karşılığında müşterinin borçlandığı tutarı gösteren belge” olarak tanımlıyor.
Bu nedenle, bir faturanın varlığı tek başına alacağın doğduğunu ispat etmiyor; yalnızca yardımcı delil olarak değerlendiriliyor.
Yargıtay’ın Görüşü
Yargıtay kararlarında, faturanın tek başına ispat aracı olamayacağına sıkça dikkat çekiliyor.
Örneğin:
-
Teslim alanın imzası bulunmayan faturalar, mal veya hizmetin teslim edildiğini kanıtlamıyor.
-
Sadece satıcının defterlerinde kayıtlı faturalar, alacağın doğduğunu göstermiyor.
-
Fatura bedeli ödenmemişse, teslimat veya sözleşme belgeleriyle desteklenmesi gerekiyor.
Faturayı Destekleyen Belgeler
Alacağın varlığını güçlü şekilde kanıtlayabilmek için faturanın yanında şu belgelerin de bulunması gerekiyor:
-
Taraflar arasında imzalanmış sözleşme,
-
Sevk irsaliyesi veya teslim tesellüm belgesi,
-
Taşıma senetleri (CMR), sipariş formları veya e-posta yazışmaları,
-
Banka dekontları ve cari hesap mutabakatları,
-
Gerekirse tanık beyanı veya noter ihtarnamesi.
Bu belgeler, ticari işlemin gerçekten gerçekleştiğini ortaya koyarak faturayı tek başına olmaktan çıkarıyor.
Uygulamada Dikkat Edilecek Hususlar
Uzmanlar, ticari uyuşmazlıklarda sorun yaşanmaması için teslim belgelerinde hem teslim edenin hem teslim alanın imzasının bulunması gerektiğini vurguluyor.
Ayrıca tüm yazışmaların, sevk fişlerinin ve ödeme belgelerinin arşivlenmesi, ileride çıkabilecek hukuki süreçlerde işverenin elini güçlendiriyor.




