Kentsel Arkeolojik Sit Alanlarında Altyapı Kuralları Değişti: Danıştay Kararı Sonrası Yeni Düzenleme

Kültür ve Turizm Bakanlığı bünyesindeki Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu, kentsel arkeolojik sit alanlarında yapılabilecek altyapı yatırımlarına ilişkin yeni bir ilke kararı aldı. 16 Ekim 2026 tarihli ve 33402 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 4390 sayılı kararla, koruma amaçlı imar planı hazırlanmadan önce su, enerji, ulaşım ve haberleşme gibi altyapı sistemlerinin hangi koşullarda gerçekleştirilebileceği yeniden düzenlendi. Değişiklik, önceki hüküm hakkında verilen Danıştay yürütmeyi durdurma kararı sonrasında yapıldı.

Yeni düzenleme, tarihî ve arkeolojik alanlarda altyapı çalışması gerçekleştiren belediyeleri, kamu kurumlarını, altyapı kuruluşlarını ve proje yüklenicilerini ilgilendiriyor.

Kararla birlikte altyapı çalışmalarının yalnızca zorunlu kamu yatırımları olarak tanımlanması yerine, belirli ihtiyaçlar doğrultusunda yapılmasına ilişkin koşullar yeniden ifade edildi.

Ancak bu değişiklik, arkeolojik sit alanlarında izinsiz kazı, inşaat veya altyapı çalışması yapılabileceği anlamına gelmiyor. İlgili koruma bölge kurulunun izni önemini koruyor.

Yeni İlke Kararı 16 Ekim 2026'da Yayımlandı

Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 4390 sayılı İlke Kararı, 23 Eylül 2026 tarihinde gerçekleştirilen 140'ıncı toplantıda alındı.

Karar, 16 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı.

Düzenleme, 27 Haziran 2025 tarihli ve 3705 sayılı "Kentsel Arkeolojik Sit Alanları Koruma ve Kullanma Koşulları" başlıklı İlke Kararı'nın belirli bir hükmünü değiştiriyor.

Değişikliğin temelinde Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunun 24 Haziran 2026 tarihli ve 2026/357 sayılı yürütmeyi durdurma kararı bulunuyor.

Yüksek Kurul, mahkeme kararının ardından önceki düzenlemedeki altyapı yatırımlarına ilişkin ifadeyi yeniden ele aldı.

Eski Düzenleme Neden Değiştirildi?

2025 yılında yayımlanan 3705 sayılı İlke Kararı'nda kentsel arkeolojik sit alanlarında koruma amaçlı imar planı hazırlanmasına kadar gerçekleştirilebilecek altyapı faaliyetlerine ilişkin bir hüküm bulunuyordu.

Söz konusu hüküm, zorunlu altyapı kapsamındaki kamu yatırımlarının ilgili koruma bölge kurulunun izniyle yapılabilmesini öngörüyordu.

Ancak bu hükmün iptali istemiyle dava açıldı.

Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu, 24 Haziran 2026 tarihli kararıyla ilgili ibarenin yürütmesinin durdurulmasına karar verdi.

Bunun üzerine Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu, mahkeme kararının gereklerini değerlendirdi.

Sonuç olarak eski hükümdeki ifade kaldırılarak yeni bir düzenleme yapıldı.

Su, Enerji, Ulaşım ve Haberleşme Altyapısı İçin Yeni Şartlar

Yeni kararla kentsel arkeolojik sit alanlarında belirli altyapı sistemlerinin yapılabilmesine yönelik koşullar açıkça düzenlendi.

Türkiye-KKTC Fiber İnternet Anlaşması Değişti: Yeni Hedefler
Türkiye-KKTC Fiber İnternet Anlaşması Değişti: Yeni Hedefler
İçeriği Görüntüle

Buna göre koruma amaçlı imar planı hazırlanana kadar ihtiyaç duyulan su, enerji, ulaşım ve haberleşme gibi altyapı sistemlerinin yapımı ile iyileştirilmesine ilişkin çalışmalar belirli şartlarla gerçekleştirilebilecek.

Bu faaliyetlerin yürütülmesinde ilgili koruma bölge kurulundan izin alınması gerekiyor.

Ayrıca yapılacak çalışmaların, alandaki kentsel arkeolojik sit etkisi ve mevcut ya da olası kalıntılar üzerindeki etkileri dikkate alınacak.

Müdahale ve koruma yöntemleri de değerlendirme sürecinin önemli unsurları arasında bulunuyor.

Bu nedenle herhangi bir altyapı ihtiyacının ortaya çıkması, doğrudan çalışma başlatılması için yeterli değil.

Yeni Hüküm ile Eski Hüküm Arasındaki Fark

Karar, koruma amaçlı imar planı tamamlanmadan önce gerçekleştirilebilecek altyapı çalışmalarının ifade edilişini değiştiriyor.

Konu Önceki düzenleme Yeni düzenleme
Altyapının kapsamı Zorunlu altyapı kapsamındaki kamu yatırımları İhtiyaç duyulan su, enerji, ulaşım, haberleşme gibi altyapı sistemleri
Yapılabilecek işlemler Kamu yatırımlarının gerçekleştirilmesi Yapım ve iyileştirme
Koruma bölge kurulu izni Gerekli Gerekli
Arkeolojik kalıntılara etkiler Koruma mevzuatı kapsamında değerlendirme Yeni hükümde açıkça dikkate alınması öngörülüyor
Koruma amaçlı imar planı Plan hazırlanana kadarki dönem Plan hazırlanana kadarki dönem

Yeni düzenlemenin temel farklılığı, altyapı sistemlerinin yapımı ve iyileştirilmesine ilişkin koşulları daha ayrıntılı şekilde belirtmesi.

Özellikle arkeolojik kalıntılar üzerindeki olası etkilerin değerlendirilmesi, yeni metnin önemli unsurlarından biri.

Koruma Amaçlı İmar Planı Hazırlanana Kadar Ne Yapılabilecek?

Kentsel arkeolojik sit alanlarında koruma amaçlı imar planları, bölgenin tarihî ve arkeolojik özellikleri dikkate alınarak hazırlanan planlama belgeleridir.

Bu planların hazırlanması zaman alabiliyor.

Ancak planlama süreci devam ederken bölgedeki mevcut yerleşimlerin temel altyapı ihtiyaçları ortaya çıkabiliyor.

Su hatlarının yenilenmesi, enerji bağlantılarının düzenlenmesi veya haberleşme altyapısının geliştirilmesi gibi ihtiyaçlar bu kapsamda değerlendirilebilir.

Yeni ilke kararı, koruma amaçlı imar planı henüz hazırlanmamış alanlarda belirli altyapı ihtiyaçlarının nasıl ele alınacağına açıklık getiriyor.

Bununla birlikte çalışmanın yapılabilirliği, ilgili koruma bölge kurulunun değerlendirmesine bağlı.

Dolayısıyla bütün altyapı projelerinin otomatik olarak onaylandığı bir uygulama söz konusu değil.

Arkeolojik Kalıntılar İçin Koruma Şartı Devam Ediyor

Yeni düzenlemenin önemli unsurlarından biri, altyapı çalışmalarının arkeolojik varlıklara etkisinin dikkate alınması.

Kentsel arkeolojik sit alanları, geçmiş dönemlere ait yapı ve kalıntıların bulunabildiği koruma alanlarıdır.

Bu alanlarda gerçekleştirilen kazı ve inşaat faaliyetleri, yer altında veya mevcut yapılarla bağlantılı kültür varlıklarını etkileyebilir.

Bu nedenle altyapı çalışmalarının planlanmasında arkeolojik değerlerin korunması önemli bir gereklilik.

4390 sayılı İlke Kararı'nda mevcut ve olası kalıntılara yapılacak müdahale ile koruma yöntemlerinin göz önünde bulundurulması öngörülüyor.

Böylece altyapı ihtiyacının karşılanması ile kültür varlıklarının korunmasına ilişkin gerekliliklerin birlikte değerlendirilmesi amaçlanıyor.

Belediyeler Açısından Yeni Düzenlemenin Önemi

Kentsel arkeolojik sit alanlarında altyapı hizmetlerinin yürütülmesi, belediyelerin planlama ve yatırım süreçlerini etkileyebiliyor.

Özellikle tarihî kent merkezlerinde su, ulaşım ve diğer altyapı sistemlerinin yenilenmesi ihtiyaçları ortaya çıkabiliyor.

Yeni düzenleme, bu tür ihtiyaçların koruma amaçlı imar planı hazırlanana kadar hangi koşullarda değerlendirilebileceğine ilişkin hukuki çerçeveyi güncelliyor.

Belediyelerin proje hazırlıklarında ilgili alanın koruma statüsünü belirlemeleri ve yetkili koruma bölge kurulunun iznini almaları gerekiyor.

Ayrıca uygulama sırasında arkeolojik kalıntıların korunmasına yönelik yöntemlerin dikkate alınması önem taşıyor.

Bu nedenle yeni karar, belediyelerin altyapı çalışmalarını herhangi bir koruma değerlendirmesine tabi olmadan gerçekleştirebileceği anlamına gelmiyor.

Elektrik, Su ve Telekomünikasyon İşletmeleri Nasıl Etkilenebilir?

Yeni ilke kararı, altyapı hizmetlerinin planlanması ve uygulanması bakımından farklı sektörlerdeki kuruluşları da ilgilendiriyor.

Elektrik dağıtım altyapısı, su ve kanalizasyon sistemleri, haberleşme hatları ve ilgili altyapı yatırımları, tarihî yerleşimlerde özel planlama gerektirebiliyor.

Özellikle yer altı hatlarının yenilenmesi sırasında arkeolojik kalıntılara zarar verilmemesi önem taşıyor.

Bu nedenle ilgili kuruluşların proje güzergâhlarını, kazı yöntemlerini ve uygulama planlarını koruma koşulları doğrultusunda değerlendirmeleri gerekiyor.

Yeni düzenleme, altyapı sistemlerinin yapımı ve iyileştirilmesini belirli koşullarla mümkün kılmakla birlikte ilgili kurumların diğer izin ve yükümlülüklerini ortadan kaldırmıyor.

Kamu İhaleleri ve Altyapı Yüklenicileri İçin Ne Anlama Geliyor?

Kentsel arkeolojik sit alanlarında yürütülecek altyapı projeleri, kamu ihaleleri kapsamında gerçekleştirilebiliyor.

Bu tür projelerde yüklenici firmaların iş programlarını hazırlarken saha koşullarını ve koruma mevzuatını dikkate almaları gerekiyor.

Özellikle yer altında arkeolojik kalıntı bulunma ihtimali, uygulama yöntemi ve proje süresi açısından önem taşıyabilir.

Ancak yeni ilke kararı, altyapı ihalelerine ilişkin bütün sözleşme ve maliyet koşullarını yeniden düzenlemiyor.

Yapılacak işin niteliği, ilgili koruma kurulu kararları ve ihale dokümanları birlikte değerlendirilmelidir.

Bu nedenle yüklenici işletmelerin işe başlamadan önce gerekli izinlerin alındığını ve projenin uygulanabilir olduğunu kontrol etmeleri önem taşıyor.

Koruma Bölge Kurulu İzni Neden Gerekli?

Kültür varlıklarını koruma bölge kurulları, korunması gerekli taşınmaz kültür varlıkları ve sit alanlarına ilişkin çeşitli kararları almakla görevli kurullardır.

Bu kurullar, koruma mevzuatı çerçevesinde proje ve müdahaleleri değerlendirir.

Kentsel arkeolojik sit alanlarında yapılacak altyapı faaliyetlerinin de ilgili koruma ilkelerine uygun olması gerekiyor.

Yeni ilke kararında kurul izninin açıkça korunması, altyapı yatırımlarının denetimsiz biçimde gerçekleştirilmesini önleyen önemli bir koşul.

Kurul değerlendirmelerinde alanın arkeolojik özellikleri, yapılacak müdahalenin niteliği ve koruma yöntemleri dikkate alınabilecek.

Dolayısıyla izin süreci, yalnızca idari bir işlem değil, kültür varlıklarının korunması bakımından teknik değerlendirme içeren bir süreç niteliğinde.

Danıştay Kararı Sonrasında Mevzuat Güncellendi

4390 sayılı İlke Kararı, bir yargı kararı sonrasında yapılan düzenleme değişikliğine örnek oluşturuyor.

2025 yılında kabul edilen önceki hüküm hakkında açılan davada Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulu tarafından yürütmenin durdurulmasına karar verildi.

Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu, mahkeme kararını ve ilgili incelemeleri değerlendirerek yeni hükmü kabul etti.

Bu nedenle 16 Ekim 2026 tarihinde yayımlanan karar, yalnızca teknik bir ifade değişikliğinden ibaret değil.

Aynı zamanda yargı kararının ardından koruma ve kullanım koşullarının yeniden düzenlenmesi niteliğini taşıyor.

Ancak yürütmeyi durdurma kararının, kentsel arkeolojik sit alanlarındaki bütün altyapı yatırımlarının yasaklandığı anlamına gelmediği de dikkate alınmalı.

Yeni ilke kararı, belirli ihtiyaçların koruma koşulları altında değerlendirilmesine yönelik bir düzenleme içeriyor.

Yeni İlke Kararı Tarihleri

İşlem Tarih ve sayı
Önceki ilke kararı 27 Haziran 2025, 3705 sayılı karar
Danıştay yürütmeyi durdurma kararı 24 Haziran 2026, 2026/357
Yeni ilke kararının alınması 23 Eylül 2026, 4390 sayılı karar
Yeni kararın Resmî Gazete'de yayımlanması 16 Ekim 2026, sayı 33402

Tarihler, düzenlemenin hazırlanma sürecini ve değişikliğin hukuki arka planını gösteriyor.

Tarihî Alanlarda Altyapı ve Koruma Dengesi

Kentsel arkeolojik sit alanlarında altyapı yatırımları, modern şehir ihtiyaçlarıyla kültür varlıklarının korunması arasında dikkatli planlama gerektiriyor.

Su, elektrik, ulaşım ve haberleşme hizmetlerinin sürdürülebilmesi, bu alanlarda yaşayan veya çalışan kişiler açısından önem taşıyor.

Diğer taraftan arkeolojik kalıntıların korunması, ilgili kamu kurumları ve proje uygulayıcıları için temel bir yükümlülük.

Yeni ilke kararı, bu iki ihtiyacın birlikte değerlendirilmesine yönelik koşulları yeniden tanımlıyor.

Özellikle koruma amaçlı imar planı hazırlanana kadar uygulanacak altyapı çalışmalarında kurul izni ve arkeolojik etki değerlendirmesi önemini koruyor.

Kentsel Arkeolojik Sit Alanlarında Yeni Kurallar

Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulunun 4390 sayılı İlke Kararı, 16 Ekim 2026 tarihli Resmî Gazete'de yayımlandı.

Düzenlemeyle kentsel arkeolojik sit alanlarında koruma amaçlı imar planı hazırlanmadan önce yapılabilecek altyapı çalışmalarına ilişkin koşullar değiştirildi.

Yeni hüküm, ihtiyaç duyulan su, enerji, ulaşım ve haberleşme gibi altyapı sistemlerinin yapımı ile iyileştirilmesinin belirli koruma şartları altında gerçekleştirilmesini öngörüyor.

İlgili koruma bölge kurulunun izni zorunlu olmaya devam ederken, mevcut ve olası arkeolojik kalıntılar üzerindeki etkilerin dikkate alınması gerekiyor.

Karar, belediyeler, kamu kurumları ve altyapı yatırımcıları açısından yeni bir uygulama çerçevesi oluşturuyor.

Böylece tarihî ve arkeolojik alanlarda temel altyapı ihtiyaçlarının karşılanması ile kültür varlıklarının korunmasına ilişkin yükümlülüklerin birlikte değerlendirilmesi hedefleniyor.