KDV tevkifatı KURGAN risk analizlerinde tartışma konusu oldu
Vergi Denetim Kurulu (VDK) tarafından uygulamaya alınan Kuruluş Gözetimli Analiz Sistemi (KURGAN), sahte belgeyle mücadelede dijital bir denetim aracı olarak öne çıkarken, sistemin Katma Değer Vergisi (KDV) tevkifatı uygulamalarıyla ilişkisi yeni tartışmaları beraberinde getirdi.
Sahte belge kullanımı, kamu maliyesi açısından en büyük kayıpların başında gelirken, özellikle haksız KDV indirimleri Hazine’de doğrudan vergi kaybına yol açıyor. Bu nedenle Vergi İdaresi, yıllar içinde KDV tevkifatı uygulamasını yaygınlaştırarak belirli sektör ve hizmetlerde KDV’nin önemli bir kısmının doğrudan alıcı tarafından beyan edilmesini zorunlu hale getirmişti.
Tevkifatlı işlemler de KURGAN kapsamına giriyor
Son dönemde mükelleflere gönderilen KURGAN yazılarında, KDV tevkifatına tabi işlemlerin de riskli olarak değerlendirildiği görülüyor. Özellikle işgücü temini gibi yüzde 90 oranında KDV tevkifatı uygulanan hizmetlerde dahi alıcılara bilgi isteme yazısı gönderilmesi dikkat çekiyor.
Uzmanlar, bu durumun iki ihtimali gündeme getirdiğini belirtiyor: Ya tevkifatlı işlemlerde sahte belge riski hâlen devam ediyor ya da KURGAN’ın risk algoritmalarında tevkifat verileri yeterince dikkate alınmıyor.
Beyanname entegrasyonu eksik mi?
Vergi çevrelerinde yapılan değerlendirmelere göre, KURGAN sisteminin 2 No.lu KDV beyannameleri ile muhtasar beyannamelerde yer alan çalışan sayısı gibi kritik verileri risk analizine tam olarak entegre etmemesi halinde, hatalı risk puanlamaları ortaya çıkabiliyor.
Örneğin, yeni kurulmuş ancak yeterli personeli bulunan ve yükümlülüklerini düzenli yerine getiren bir mükellefin, yalnızca ortaklarının veya mali müşavirinin geçmiş risk verileri nedeniyle yüksek tutarlı tevkifatlı faturalar üzerinden alıcılarına KURGAN yazısı gönderilmesi, sistemin analitik hassasiyetine ilişkin soru işaretleri doğuruyor.
Ticari ilişkiler ve piyasa güveni etkilenebilir
KURGAN yazısı alan mükelleflerin, ticari hayatta “riskli firma” olarak algılanması, bazı durumlarda sözleşme iptallerine, kredi ilişkilerinin zayıflamasına ve ticari iş birliklerinin sona ermesine yol açabiliyor. Bu durumun, hatalı veya eksik analizler söz konusu olduğunda ciddi ekonomik sonuçlar doğurabileceği ifade ediliyor.
Uzmanlar, sahte belgeyle mücadelede teknolojik denetim araçlarının önemli olduğunu ancak risk kriterlerinin daha şeffaf ve ölçülebilir hale getirilmesi gerektiğini vurguluyor. Aksi halde, sistemin yarattığı belirsizlik duygusunun piyasalarda güven kaybına neden olabileceği belirtiliyor.
Meslek mensupları süreçte daha etkin rol istiyor
Yeminli Mali Müşavirler (YMM) ve Serbest Muhasebeci Mali Müşavirler (SMMM), KURGAN sürecinde çoğu zaman yalnızca bilgilendirme aşamasında yer alıyor. Meslek mensupları, mükelleflerin risk durumunu çoğu zaman yazı geldikten sonra öğrendiklerini, bu nedenle önleyici danışmanlık yapma imkânlarının sınırlı kaldığını ifade ediyor.
Vergi uygulamalarında dijitalleşmenin kaçınılmaz olduğu belirtilirken, KURGAN sisteminin etkinliğinin artırılması için tevkifat, istihdam ve beyanname verilerinin bütüncül şekilde analiz edilmesi gerektiği görüşü öne çıkıyor.




