BDS 250 mevzuata aykırılıkları düzenliyor
KGK'nın 2026 Türkiye Denetim Standartları setinde yer alan BDS 250 Finansal Tabloların Bağımsız Denetiminde Mevzuatın Dikkate Alınması, denetçinin mevzuata ilişkin sorumluluklarını belirliyor.
Standarda göre mevzuata aykırılık; işletmenin, yönetimin, üst yönetimden sorumlu olanların veya işletme için çalışan kişilerin kasıtlı ya da kasıtsız olarak gerçekleştirdiği mevzuata aykırı eylem veya ihmalleri kapsayabiliyor. İşletmenin faaliyetleriyle ilgisi bulunmayan kişisel davranışlar ise bu tanımın dışında kalıyor.
Dolayısıyla bir işlemin aykırılık sayılması için mutlaka hile amacıyla yapılmış olması gerekmiyor.
Denetçi şirketin bütün mevzuata uygunluğunu denetlemiyor
Burada önemli bir ayrım bulunuyor. Bağımsız denetimin amacı şirketin bütün kanun, yönetmelik ve diğer düzenlemelere eksiksiz uyup uymadığı konusunda ayrı bir hukuki uygunluk görüşü vermek değil.
BDS 250 kapsamında denetçi öncelikle finansal tablolardaki önemli tutar ve açıklamaların belirlenmesinde doğrudan etkisi bulunan mevzuat hükümlerine uygunluk konusunda yeterli ve uygun denetim kanıtı elde etmeyi amaçlıyor.
Finansal tablolar üzerinde önemli etkisi olabilecek diğer mevzuat açısından ise aykırılıkların belirlenmesine yardımcı olacak belirli denetim prosedürleri uygulanıyor.
Şüpheli bir işlem görülürse yönetimden açıklama istenebilir
Denetim sırasında mevzuata aykırılık veya aykırılık şüphesi ortaya çıkarsa konu araştırılmadan bırakılmıyor.
Denetçi olayın niteliğini, hangi şartlarda meydana geldiğini ve finansal tablolar üzerindeki muhtemel etkisini anlamaya çalışıyor. Uygun durumlarda konu yönetimle ve üst yönetimden sorumlu olanlarla görüşülüyor.
Şirketten sözleşmeler, kurul kararları, resmi yazışmalar veya hukuk müşavirinin değerlendirmesi gibi ilave belgeler talep edilmesi de gündeme gelebiliyor.
Aykırılık finansal tabloları da etkileyebilir
Bir mevzuat ihlalinin etkisi yalnızca uygulanabilecek idari veya hukuki yaptırımla sınırlı olmayabilir.
Şirket açısından para cezası, tazminat, dava, faaliyet kısıtlaması veya başka bir yükümlülük ortaya çıkması halinde bunların finansal tablolarda karşılık, borç veya dipnot açıklaması gerektirip gerektirmediğinin değerlendirilmesi gerekebilir.
Bu nedenle mevzuata aykırılık konusu hukuk biriminin yanında muhasebe ve finans ekiplerini de doğrudan ilgilendirebilir.
Yönetim de aykırılığa karışmışsa süreç değişebilir
Tespit edilen veya şüphelenilen aykırılığın yönetimin kendisini ilgilendirmesi daha hassas bir durum oluşturuyor.
BDS 250 kapsamında denetçinin yönetim ve üst yönetimden sorumlu olanlara yapılacak bildirimleri değerlendirmesi gerekiyor. İlgili mevzuat veya etik hükümler, belirli durumlarda denetçiye standartta yer alanlardan daha farklı veya daha kapsamlı sorumluluklar da yükleyebiliyor.
Denetçinin ayrıca tespit edilen veya şüphelenilen aykırılığı işletme dışındaki bir kuruma bildirme yükümlülüğünün bulunup bulunmadığını da geçerli mevzuat ve etik hükümler çerçevesinde değerlendirmesi gerekebiliyor.
Bu nedenle “denetçinin tespit ettiği her mevzuat ihlalini otomatik olarak kamu kurumlarına bildirdiği” şeklinde genel bir yaklaşım doğru değil; bildirim yükümlülüğü olayın niteliğine ve uygulanabilir mevzuata göre değerlendiriliyor.
Şirketler denetim öncesinde hangi alanları kontrol etmeli?
Şirketlerin yıl boyunca karşılaştığı önemli vergi, SGK, ruhsat, lisans, sözleşme, dava ve düzenleyici kurum süreçlerini yalnızca ilgili departmanların konusu olarak görmemesi önemli.
Finansal etkisi bulunabilecek bir mevzuat sorunu ortaya çıktığında muhasebe ve finans ekiplerinin de zamanında bilgilendirilmesi gerekiyor.
Bağımsız denetim açısından kritik nokta yalnızca bir mevzuata aykırılığın bulunması değil; bu durumun finansal tablolarda önemli bir yanlışlığa yol açıp açmadığı ve gerekli karşılık veya açıklamaların yapılıp yapılmadığıdır.
Bu nedenle şirket içinde hukuk, muhasebe, finans ve yönetim arasındaki düzenli bilgi akışı, mevzuat kaynaklı risklerin finansal tablolara eksik veya geç yansımasını önleyen önemli kontrollerden biri haline geliyor.




