Yargıtay’dan Hizmet Tespiti Davasında Hak Düşürücü Süre Kararı
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, hizmet tespiti davalarında hak düşürücü sürenin nasıl hesaplanacağına ilişkin önemli bir karar verdi. Daire, sigortalının aynı işyerinde önce ve sonra SGK bildiriminin bulunması, aradaki dönem için de kesintisiz çalışma iddiası ileri sürülmesi halinde, yalnızca bildirilmeyen dönemin sonuna bakılarak hak düşürücü süre değerlendirmesi yapılamayacağına hükmetti.
Karara göre, kesintisiz çalışma iddiası varsa hak düşürücü süre, bildirilmeyen dönemin bitişinden değil, kesintisiz çalışmanın sona erdiği yılın sonundan itibaren değerlendirilmelidir.
Hizmet Tespiti Davası Nedir?
Hizmet tespiti davası, sigortalı olarak çalıştığı halde SGK’ya bildirilmeyen veya eksik bildirilen çalışmaların tespiti için açılan davadır.
Bu davalar, özellikle emeklilik, prim gün sayısı, sigortalılık süresi ve sosyal güvenlik hakları açısından büyük önem taşır. İşçinin fiilen çalışmasına rağmen Kuruma bildirilmeyen hizmetleri varsa, mahkeme kararıyla bu sürelerin sigortalı hizmet olarak kabul edilmesi istenebilir.
Davaya Konu Olay Ne?
Davacı işçi, 1 Eylül 1993 ile 9 Mayıs 1996 tarihleri arasında davalı işyerinde çalıştığının tespitini talep etti.
Dosyada, davacının aynı işyerinden 15 Haziran 1993-31 Ağustos 1993 ve 10 Mayıs 1996-5 Temmuz 1996 tarihleri arasında SGK bildiriminin bulunduğu anlaşıldı. Davacı ise bu iki bildirim dönemi arasında kalan sürede de kesintisiz çalıştığını ileri sürdü.
İlk Derece Mahkemesi Ne Karar Verdi?
İlk derece mahkemesi, davayı hak düşürücü süre nedeniyle reddetti.
Mahkeme, tespiti istenen çalışmanın sona erdiği yılın sonundan itibaren beş yıllık sürenin geçtiğini belirterek davacının talebini incelemeden reddetti.
Davacının istinaf başvurusu da Bölge Adliye Mahkemesi tarafından aynı gerekçeyle reddedildi.
Yargıtay Hangi Değerlendirmeyi Yaptı?
Yargıtay, uyuşmazlığın hizmet tespiti davasında hak düşürücü sürenin geçip geçmediği noktasında toplandığını belirtti.
Daire, 506 sayılı Kanun’un 79/10. maddesi kapsamında, Kuruma bildirilmeyen hizmetlerin tespiti için kural olarak hizmetin geçtiği yılın sonundan itibaren 5 yıllık sürenin dikkate alınacağını hatırlattı.
Ancak Yargıtay’a göre bu kural her durumda otomatik şekilde uygulanamaz. Sigortalıya ilişkin işe giriş bildirgesi, dönem bordrosu veya benzeri belgeler Kuruma verilmişse ya da çalışmalar Kurum tarafından öğrenilmişse, sonraki kesintisiz çalışmalar bakımından hak düşürücü sürenin geçtiğinden söz edilemez.
Hak Düşürücü Süre Nasıl Hesaplanacak?
Karara göre, sigortalının başlangıçtaki bir kısım çalışması bildirilmeyip sonraki çalışması SGK’ya bildirilmişse ve bu çalışmalar kesintisiz devam etmişse, hak düşürücü sürenin başlangıcında yalnızca bildirilmeyen dönemin sonu esas alınamaz.
Bu durumda süre hesabında, kesintisiz çalışmanın sona erdiği yılın sonu dikkate alınmalıdır.
Yargıtay, davacının önceki bildirim dönemini takip eden süre için kesintisiz çalışma iddiasında bulunduğunu belirterek, somut olayda hak düşürücü sürenin geçmediğine karar verdi.
Kısmi SGK Bildirimi Ne Anlama Geliyor?
İşçinin aynı işyerinden bazı dönemlerde SGK’ya bildirilmiş olması, Kurumun işyerindeki çalışmadan haberdar olduğunu gösterebilir.
Ancak birden fazla işe giriş bildirgesi veya kısmi bildirimlerin bulunması, bazı durumlarda çalışmanın kesintili olduğu yönünde karine oluşturabilir. Yargıtay, bu karinenin aksinin güçlü ve eş değer delillerle ispatlanması gerektiğini vurguladı.
Bu nedenle yalnızca tanık beyanları, kesintisiz çalışmanın ispatı için her durumda yeterli görülmeyebilir.
Mahkeme Esasa Girmek Zorunda mı?
Yargıtay, ilk derece mahkemesinin davayı hak düşürücü süre nedeniyle reddetmesini doğru bulmadı.
Daireye göre mahkeme, işin esasına girmeli, delilleri toplamalı ve davacının gerçekten bildirilmeyen dönemde kesintisiz çalışıp çalışmadığını araştırmalıdır.
Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesi kararı ortadan kaldırıldı ve ilk derece mahkemesi kararı bozuldu.
SGK’nın Davadaki Sıfatı Neden Önemli?
Yargıtay kararında, hizmet tespiti davalarının niteliği gereği Sosyal Güvenlik Kurumunun davadaki konumuna da dikkat çekildi.
Davanın açıldığı tarih ve davanın niteliği dikkate alındığında, Kurumun feri müdahil olarak yer alması gerektiği belirtildi. Bu hususun gözetilmemesi de bozma nedenleri arasında değerlendirildi.
Çalışanlar İçin Pratik Etkisi Ne?
Karar, hizmet tespiti davalarında hak düşürücü süre değerlendirmesinin daha dikkatli yapılması gerektiğini gösteriyor.
Aynı işyerinde önce veya sonra SGK bildirimi bulunan işçiler, aradaki bildirimsiz dönem için kesintisiz çalışma iddiasında bulunuyorsa, mahkemelerin yalnızca bildirilmeyen dönemin bitiş tarihine göre süre hesabı yapmaması gerekiyor.
Bu tür davalarda işçinin çalışma kayıtları, bordrolar, işe giriş bildirgeleri, işyeri belgeleri ve diğer deliller birlikte değerlendirilmelidir.
İşverenler İçin Pratik Etkisi Ne?
İşverenler açısından karar, eksik veya kesintili SGK bildirimlerinin ileride hizmet tespiti davasına konu olabileceğini gösteriyor.
Kısmi bildirim yapılan dönemlerde işçinin fiilen çalışıp çalışmadığına ilişkin kayıtların düzenli tutulması önem taşıyor. Aksi halde geçmiş dönemlere ilişkin bildirimsiz çalışmalar, mahkeme kararıyla sigortalı hizmet olarak kabul edilebilir.