Yargıtay, iş kazası sonrası sürekli iş göremezlik oranının belirlenmesine ilişkin davalarda izlenecek usule dikkat çekti. Yüksek Mahkeme, dosyada farklı sağlık raporları bulunmasına rağmen Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporu alınmadan karar verilmesini mevzuata aykırı bularak hükmü bozdu.
Karar hangi uyuşmazlığa ilişkin
Dosya, iş kazası geçiren sigortalının “meslekte kazanma gücü kayıp oranı” olarak da anılan sürekli iş göremezlik oranının tespiti istemine ilişkin. İnceleme, Yargıtay 10. Hukuk Dairesinin 09.04.2025 tarihli ve 2025/1590 Esas, 2025/5309 Karar sayılı ilamında yer aldı.
Dosyada hangi raporlar vardı
Yargıtay kararına konu dosyada, oran konusunda farklı tespitler yer aldı:
-
Bölge Sağlık Kurulu: %24
-
Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu: %18,2
-
Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu: 20.06.2019 tarihinden itibaren %18,2; 20.06.2019 öncesi için Kurum kararının yerinde olduğu yönünde değerlendirme
Yargıtay, bu tabloda kritik bir eksikliğe işaret etti: Dosyada Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu raporu bulunmadan hüküm kurulmuştu.
Yargıtay hangi gerekçeyle bozma kararı verdi
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, 5510 sayılı Kanun’un 95. maddesi kapsamında öngörülen prosedür tüketilmeden sonuca gidilemeyeceğini vurguladı. Buna göre, Kurum sağlık tesisleri raporlarına dayalı işlemlere karşı itiraz mekanizması ve değerlendirme zinciri tamamlanmadan mahkemenin nihai oran ve başlangıç tarihi konusunda hüküm kurması usule uygun görülmedi.
Başlangıç tarihi ayrımı neden önemli
Yargıtay ayrıca, Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu raporunda yer alan “20.06.2019 öncesi” ve “20.06.2019 sonrası” ayrımının mahkeme hükmünde açık biçimde dikkate alınmamasını da isabetsiz buldu. Karara göre, yalnızca oran değil, bu oranın hangi tarihten itibaren geçerli olacağı da uyuşmazlığın temel unsurlarından biri.
Uygulamada neye işaret ediyor
Bu karar, sürekli iş göremezlik oranı tespiti davalarında:
-
Raporda çelişki varsa, çelişkinin mevzuatta öngörülen yöntemle giderilmesi
-
Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu aşamasının atlanmaması
-
Oran kadar başlangıç tarihinin de netleştirilmesi
gerektiğini hatırlatıyor.




