Vergi Sisteminde Adalet Tartışması: Mali Güç İlkesine Aykırılıklar

Türkiye’de vergilerin Anayasa’nın 73. maddesinde yer alan “mali güç” ilkesine uygun alınması gerektiği belirtiliyor. Bu ilke, çok kazananın daha fazla vergi ödemesi gerektiğini ifade ederken, kazancı olmayanın vergilendirilemeyeceğini de güvence altına alıyor. Ancak uygulamada çeşitli düzenlemeler, bu ilkenin tam anlamıyla hayata geçmesini engelliyor.

Uzmanlara göre gelir ve kurumlar vergisinde yer alan gider sınırlamaları, işletmelerin gerçek mali gücünü yansıtmıyor. Örneğin, iş için kullanılan araçların giderlerinde yüzde 70’lik kısıtlama, araçlarını tamamen ticari amaçla kullanan işletmeler için adaletsiz bir sonuç doğuruyor. Benzer şekilde, finansman gideri sınırlaması, işletmelerin iş için katlandığı maliyetleri göz ardı ederek vergi yükünü artırıyor.

Başka bir örnek ise eşe ödenen ücretin gider yazılamaması. Bir esnafın eşini işyerinde çalıştırması halinde ödediği ücretin ve yapılan SGK primlerinin gider kabul edilmemesi, mali güç ilkesini zedeleyen düzenlemeler arasında sayılıyor. Aynı şekilde, serbest meslek mensuplarının mesleğe özel kıyafet veya makyaj harcamalarını gider yazamaması da haksız bir vergilendirme yaratıyor.

Vergi Gündeminde Yeni Dönem Denetim Ve Düzenlemeler
Vergi Gündeminde Yeni Dönem Denetim Ve Düzenlemeler
İçeriği Görüntüle

Uzmanlar, bu tür kısıtlamaların kayıt dışılığı teşvik ettiğini vurguluyor. Ağır vergi yükü karşısında mükelleflerin sisteme olan güveni azalıyor, vergi afları ise bu güvensizliği daha da pekiştiriyor.

Sonuç olarak, vergi sisteminde adaletin sağlanabilmesi için mevcut kanunlarda küçük değişiklikler yerine kapsamlı ve çağdaş bir düzenlemeye ihtiyaç duyuluyor. Aksi halde mali güç ilkesine aykırı uygulamalar, hem vergi gelirlerini hem de toplumun adalet duygusunu olumsuz etkilemeye devam edecek.