Şüpheli Alacak Karşılığı İçin Dava Şartı: Yeni Kararlar Ne Diyor?
Vergi uygulamalarında sıkça tartışılan konulardan biri olan şüpheli alacak karşılığı ayrılması, son dönemde verilen yargı kararlarıyla daha net bir çerçeveye kavuştu. Özellikle yurt dışı alacaklar ve dava şartına ilişkin detaylar, işletmeler açısından kritik önem taşıyor.
Vergi Usul Kanunu’nun 323. maddesi kapsamında, tahsil edilemeyen alacakların gider yazılabilmesi için belirli şartların sağlanması gerekiyor. Bu şartların başında ise alacağın dava veya icra sürecine taşınması geliyor.
Şüpheli alacak karşılığı nedir ve hangi durumlarda ayrılır?
Şüpheli alacak karşılığı, tahsil edilmesi riskli hale gelen alacakların belirli şartlar altında vergi matrahından düşülmesini sağlayan bir uygulamadır.
Bu kapsamda karşılık ayrılabilmesi için:
- Alacağın ticari ya da zirai faaliyetle ilgili olması
- Dava veya icra takibine konu edilmesi
- Borçlunun iflas etmesi durumunda alacağın iflas masasına kaydedilmesi
gerekmektedir.
Küçük tutarlı alacaklarda ise dava açma zorunluluğu kaldırılmış, belirli bir tutarın altındaki alacaklar için farklı bir uygulamaya geçilmiştir. 2026 yılı itibarıyla bu sınır 25.000 TL olarak uygulanmaktadır.
Yurt dışı alacaklarda dava nerede açılmalı?
Uygulamada en çok kafa karıştıran konulardan biri, yabancı borçlulardan olan alacaklar için hangi ülkede dava açılması gerektiğidir.
Hukuki düzenlemelere göre:
- Uluslararası yetki, iç hukuk kurallarıyla belirlenir
- Sözleşmeden doğan uyuşmazlıklarda dava, ifa yerinde açılabilir
- Para borçlarında ifa yeri, alacaklının yerleşim yeridir
Bu çerçevede, Türkiye’de yerleşik bir şirketin yurt dışındaki bir firmadan olan alacağı için Türkiye’de dava açması mümkündür.
Türk mahkemesinde dava açmak yeterli mi?
Yargı kararları, bu konuda önemli bir netlik sağlamış durumda. Danıştay’ın farklı tarihlerde verdiği kararlar ile son olarak 2025 yılı kararı, uygulamayı açık şekilde ortaya koyuyor.
Buna göre:
- Yurt dışı alacaklar için Türkiye’de dava açılması yeterli kabul ediliyor
- Borçlunun bulunduğu ülkede ayrıca dava açma zorunluluğu bulunmuyor
- Kanunda, davanın mutlaka yabancı ülkede açılması gerektiğine dair bir hüküm yer almıyor
Bu yaklaşım, işletmeler açısından önemli bir kolaylık sağlıyor.
Ceza davası şüpheli alacak için yeterli sayılır mı?
Uygulamada yapılan en yaygın hatalardan biri de borçlu hakkında ceza davası açılmasının yeterli olduğu düşüncesidir.
Ancak mevzuata göre:
- Şüpheli alacak karşılığı için gerekli olan süreç, alacağın tahsiline yönelik olmalıdır
- Ceza davaları ise borçlunun cezalandırılmasına yöneliktir
Bu nedenle:
- Savcılığa suç duyurusunda bulunulması
- Dolandırıcılık veya karşılıksız çek gibi suçlardan dava açılması
tek başına şüpheli alacak karşılığı ayırmak için yeterli kabul edilmez.
İşletmeler için pratik sonuçlar neler?
Yeni kararlar ve mevcut düzenlemeler birlikte değerlendirildiğinde, işletmelerin dikkat etmesi gereken noktalar netleşiyor:
- Alacakların mutlaka hukuki takibe konu edilmesi
- Sürecin icra veya alacak davası üzerinden yürütülmesi
- Yurt dışı alacaklarda Türkiye’de dava açılmasının yeterli olduğunun bilinmesi
- Ceza davalarının tek başına yeterli olmadığının göz önünde bulundurulması
Bu kurallara uygun hareket edilmemesi durumunda, ayrılan karşılıkların vergi incelemelerinde kabul edilmemesi riski bulunuyor.




