Güncel haberler

Şüpheli Alacak Karşılığında Yeni Dönem Kriterleri Netleşti

Şüpheli alacak karşılığı için dava-icra şartı, 20.000 TL sınırı ve döneminde karşılık ayırma zorunluluğu vergi idaresi tarafından yeniden hatırlatıldı.

Abone Ol

Şüpheli Alacak Karşılığı İçin Aranan Şartlar Netleşiyor

Vergi Usul Kanunu’nun (VUK) 323. maddesinde yer alan düzenleme, işletmelerin tahsil riski taşıyan alacakları için karşılık ayırma koşullarını belirlemeye devam ediyor. 2025 yılı itibarıyla tutar sınırının güncellenmesi ve uygulamaya yönelik değerlendirmeler, şüpheli alacak uygulamasının nasıl yürütülmesi gerektiğini yeniden gündeme taşıdı.

Yasal düzenlemeye göre bir alacağın şüpheli sayılabilmesi için iki temel koşuldan birinin mutlaka gerçekleşmiş olması gerekiyor: Alacağın dava veya icra sürecine taşınmış olması ya da borçluya yazılı olarak birden fazla kez bildirim yapılmasına rağmen, tutarın 20.000 TL’yi aşmaması kaydıyla ödenmemiş olması. Bu limit, 577 No’lu VUK Genel Tebliği ile 1 Ocak 2025’ten itibaren geçerli olacak şekilde güncellenmiş durumda.

Dava veya İcra Takibi Şartı Nasıl Uygulanıyor?

Alacağın tahsilinin riskli hale geldiğinin kabul edilmesi için dava açılması veya icra takibine başlanması yeterli görülüyor. Ancak uygulamada yalnızca şeklen açılmış, ilerletilmeyen dosyalar şüpheli alacak karşılığı için yeterli kabul edilmiyor. Vergi idaresi, kötü niyetli başvuruların önüne geçmek adına sürecin gerçekten takip edilip edilmediğine bakıyor.

Bu nedenle, açılan dava takipsizlik nedeniyle düşmüşse ya da icra takibi ödeme emriyle desteklenmemişse, alacağın "şüpheli" sayılması mümkün olmayabiliyor.

20.000 TL’yi Aşmayan Küçük Alacaklarda Aranan Koşullar

VUK’un aynı maddesi, dava veya icra sürecine gitmeden karşılık ayrılabilecek küçük tutarlı alacaklar için istisna da öngörüyor. Buna göre, tutarı 20.000 TL’yi aşmayan alacakların şüpheli sayılabilmesi için:

  • Borçluya yazılı olarak birden fazla talepte bulunulması veya

  • Alacağın protesto edilmiş olması
    gerekiyor.

Her iki şartın birlikte gerçekleşmesi zorunlu. Böylece eski düzenlemede yer alan “dava ve icra takibine değmeyecek alacaklar” ifadesi yerine, daha net bir parasal sınır getirilmiş oldu.

Karşılık Ayırmak Mükellefin Tercihine Bağlı

VUK 323. maddeye göre şüpheli alacak karşılığı ayrılması zorunlu değil, tamamen mükellefin ihtiyarında. Ancak kritik nokta şu: Karşılığın mutlaka alacağın şüpheli hale geldiği dönemde ayrılması gerekiyor. Bu dönem atlanırsa, sonraki yıllarda karşılık ayrılmasına izin verilmiyor.

Danıştay’ın çeşitli kararlarında da aynı yönde görüş öne çıkıyor. Yüksek mahkeme, işletmelerin en yüksek kâr ettikleri yılları seçerek karşılık ayırmasının, düzenlemenin amacına aykırı olacağını belirtiyor. Bu nedenle karşılığın, riskin ortaya çıktığı yılda ayrılması gerektiği vurgulanıyor.

Vergi idaresinin görüşü de açık: Şüpheli hale geldiği dönemde karşılık ayrılmayan bir alacak için sonraki yıllarda karşılık ayrılması mümkün değil.

Uygulama Açısından Önemli Sonuçlar

Son değerlendirmelere göre:

  • Şüpheli alacak karşılığı için dava/İcra süreci başlatılması veya küçük alacaklarda protesto/yazılı talep şartı aranıyor.

  • Sürecin sadece şeklen değil, fiilen takip edilmesi gerekiyor.

  • Karşılık ayırma hakkı yalnızca alacağın şüpheli hale geldiği yıl kullanılabiliyor.

  • Sonraki yıllarda geçmişe dönük karşılık ayrılması, vergi idaresi tarafından kabul edilmiyor.

Bu çerçevede mükelleflerin, alacak tahsil süreçlerini zamanında ve belgeli şekilde yürütmeleri, hem vergi risklerini azaltmak hem de mali kayıtlarını doğru yönetmek açısından büyük önem taşıyor.