SGK’nın prim borçları nedeniyle uyguladığı haciz işlemleri, borcun zamanaşımı, ödeme emrinin usulüne uygun tebliği ve borçtan sorumlu tutulacak kişinin şirketteki hukuki konumu gibi başlıklar üzerinden sıkça uyuşmazlık konusu oluyor. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.10.2025 tarihli kararı da, tam olarak bu üç noktada yapılması gereken incelemelerin eksik bırakılmasını gündeme taşıdı.
Uyuşmazlığın Konusu Ne
Karara konu olayda davacı, SGK’nın dava dışı bir şirketin 1998–2005 dönemine ilişkin prim, işsizlik sigortası primi ve damga vergisi borçları nedeniyle kendi banka hesaplarına haciz konduğunu sonradan öğrendiğini belirtti. Davacı, borçla ilgili kendisine tebligat yapılmadığını, şirketteki görevinden 2006 yılında ayrıldığını ve borçlara ilişkin sürecin zamanaşımına uğradığını ileri sürerek hacizlerin kaldırılmasını istedi. Yargılama sırasında ayrıca ödeme emirlerinin iptali talebi de dosyaya girdi.
İlk Derece ve İstinaf Sürecinde Ne Oldu
İlk derece mahkemesi, SGK’nın zamanaşımını kesen bir işlem yapmadığı gerekçesiyle davayı kabul ederek hacizlerin kaldırılmasına karar verdi.
Dosya istinafa gidince Bölge Adliye Mahkemesi, önce “kayıtların tam toplanması ve haciz işlemlerinin ayrıntılı denetlenmesi” gerektiği gerekçesiyle dosyayı geri gönderdi. Yeniden görülen davada ilk derece mahkemesi yine zamanaşımı değerlendirmesiyle hacizlerin kaldırılmasına hükmetti.
Ancak Bölge Adliye Mahkemesi bu kez, davacı hakkında maaş haczi ve sonrasında başlayan kesintilerin zamanaşımı hesabını etkilediğini değerlendirerek, ilk derece kararını kaldırıp davayı reddetti.
Yargıtay’ın Yaklaşımı Ne Oldu
Yargıtay 10. Hukuk Dairesi, dosyada kritik noktaların tam netleştirilmediği gerekçesiyle kararı bozdu. Dosya tekrar Bölge Adliye Mahkemesi önüne geldiğinde mahkeme bozma kararına uymayıp direnme kararı verdi. Bunun üzerine dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’na taşındı.
Hukuk Genel Kurulu, uyuşmazlığın sağlıklı çözülebilmesi için şu başlıkların netleştirilmesini zorunlu gördü:
Talep netliği
Davacının davayı başta haczin kaldırılması istemiyle açtığı, yargılama sürecinde ise ödeme emirlerinin iptalini de istediği görüldüğünden; mahkemenin, HMK’nın “davayı aydınlatma” hükmü çerçevesinde davacının talebini açık ve kesin biçimde belirlemesi gerektiği vurgulandı.
Ödeme emri ve tebligat incelemesi
Ödeme emirlerinin kime, hangi tarihte ve hangi usulle tebliğ edildiği netleşmeden; hem hak düşürücü süreler hem de takibin kesinleşip kesinleşmediği konusunda sağlıklı değerlendirme yapılamayacağı belirtildi. Dosyada bazı belgelerin şirket adına düzenlenmiş görünmesine rağmen tebligatın davacıya çıkarılması veya tebligat muhatabının anlaşılamaması gibi sorunların araştırılması istendi.
Sorumluluk için şirketle hukuki bağın tespiti
Davacının borçtan sorumlu tutulabilmesi için, ilgili dönemde şirketle ilişkisinin (örneğin yönetim kurulu üyeliği, yetki ve görev durumu) ticaret sicili ve şirket kayıtlarıyla somutlaştırılması gerektiği ifade edildi. Bu nedenle, davacının ilgili döneme ilişkin ticaret sicili ve yönetim kurulu kayıtlarının getirtilmesi gerektiği belirtildi.
Zamanaşımı hesabı ve zamanaşımını kesen işlemler
Kararda zamanaşımı değerlendirmesi yapılırken, SGK’nın tahsil sürecinde zamanaşımını kesen işlem yapıp yapmadığı (haciz, kesinti, takip işlemleri gibi) hususlarının da dosya bazında incelenmesi gerektiği vurgulandı.
Kararın Sonucu
Hukuk Genel Kurulu, Bölge Adliye Mahkemesi’nin direnme kararını bozdu. Dosyada talebin netleştirilmesi, ödeme emirlerinin tebliği, davacının şirketle hukuki bağının belgelenmesi ve zamanaşımı-kesilme işlemlerinin ayrıntılı incelenmesi yapıldıktan sonra yeni bir karar verilmesi gerektiği belirtildi.