Vergi Usul Kanunu kapsamında alacakların değerlemesi sürecinde uygulanan reeskont, özellikle dönem sonlarında işletmelerin mali tablolarını doğrudan etkileyen önemli bir muhasebe işlemi olarak öne çıkıyor. Hangi alacak ve borçlara reeskont uygulanabileceği ise mevzuatta net çizgilerle belirlenmiş durumda.
Reeskont Uygulamasında Kapsam Netleşti
Vergi Usul Kanunu’na göre reeskont uygulaması, yalnızca alacak senetleri ve borç senetleri için geçerli bulunuyor. Vadeli senetli alacak ve borçların, bilanço günündeki gerçek değerine indirgenmesi amacıyla yapılan bu işlem, tahakkuk ve dönemsellik ilkelerinin bir sonucu olarak uygulanıyor.
Mevzuat açık biçimde, alacak senetleri ile borç senetlerine reeskont ayrılabileceğini hükme bağlıyor. Bu sayede vadesi henüz gelmemiş senetlerde yer alan faiz unsuru ayrıştırılarak mali tabloların gerçeğe daha uygun bir şekilde sunulması amaçlanıyor.
Çeklerde Reeskont Uygulaması Yok
Reeskont uygulamasında en sık yapılan hatalardan biri, çekler için de reeskont ayrılabileceğinin düşünülmesi. Ancak Vergi Usul Kanunu’na göre alınan çekler ve verilen çekler için reeskont uygulanması mümkün değil. Çekler, hukuki niteliği gereği senet kapsamında değerlendirilmediğinden, reeskont hesaplamasına konu edilemiyor.
Senede Bağlı Olmayan Alacak ve Borçlar Kapsam Dışında
Aynı şekilde, senede bağlanmamış alacak ve borçlar da reeskont uygulamasının dışında tutuluyor. Cari hesap alacakları, fatura alacakları veya sözleşmeye dayalı ancak senede bağlanmamış borçlar için reeskont hesaplanamıyor.
Uzmanlar, dönem sonlarında yapılan reeskont işlemlerinde alacağın veya borcun mutlaka senetli olup olmadığının kontrol edilmesi gerektiğini vurguluyor. Yanlış hesaplanan reeskontların, vergi incelemelerinde eleştiri konusu olabileceği ve düzeltme gerektirebileceği belirtiliyor.