Konkordato Sürecinde Şüpheli Alacakların Vergisel İşlemleri İçin Yeni Çerçeve
Türkiye’de 2018 yılında yürürlüğe giren 7101 sayılı Kanun ile iflas ertelemesi kaldırılarak yerine konkordato süreci getirilmişti. Yeni düzenlemeyle birlikte borçlu şirketler için hukuki koruma mekanizması değişirken, bu sürece giren firmalardan olan alacakların vergisel açıdan nasıl değerlendirileceği de kritik bir konu haline geldi. Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından yayımlanan 14 Şubat 2019 tarihli VUK-112 Sirküleri ise şüpheli alacak uygulamasının konkordato sürecindeki yeri ve zamanlamasına ilişkin kapsamlı açıklamalar içeriyor.
Sirkülere göre alacakların şüpheli hale geldiği dönem ve konkordatonun hangi aşamasında bulunulduğu, mükelleflerin karşılık ayırma hakkını doğrudan etkiliyor. Geçici mühlet öncesinde dava veya icra sürecine taşınmış alacaklar için daha önce ayrılmış karşılıklarda herhangi bir düzeltme yapılmasına gerek görülmüyor. Geçici mühlet kararı ise, dava ve icra takibinin durdurulduğu bir dönem niteliği taşıdığından, bu kararın ilan edildiği hesap döneminde dava veya icraya konu edilmemiş alacakların şüpheli sayılmasına olanak tanıyor.
Geçici mühletin kaldırılarak konkordato talebinin reddedilmesi halinde, geçici mühlet ilanı nedeniyle ayrılan karşılıklar iptal edilerek gelir olarak kaydediliyor. Buna karşılık geçici mühlet öncesi dava veya icra sürecine konu olmuş alacaklar için ayrılmış karşılıklar geçerliliğini koruyor. Kesin mühlet aşamasında ise alacaklıların hukuki takip yapması mümkün olmadığından, daha önce ayrılmış karşılıklar korunuyor ancak geçici mühlet döneminde şüpheli hale gelen bir alacak için ilgili dönemde karşılık ayrılmadıysa, kesin mühlet döneminde bu işlemin yapılmasına izin verilmiyor.
Konkordato talebinin beklenen iyileşmenin gerçekleşmesi nedeniyle reddedilmesi durumunda da benzer bir uygulama söz konusu. Geçici mühlet öncesi dava veya icra aşamasındaki alacaklar için ayrılan karşılıklar korunurken, geçici mühlet döneminde karşılık ayrılanlar için düzeltme yapılarak karşılıklar iptal ediliyor. Kesin mühletin kaldırılması ve sürecin iflasa yönelmesi halinde ise, iflas masasına kaydedilen alacakların şüpheli niteliği devam ettiği için karşılıklarda değişiklik yapılmıyor.
Konkordato projesinin mahkemece tasdik edilmesi, alacakların alacaklı aleyhine bazı sonuçlar doğuruyor. Borçlunun lehine vazgeçilen kısım, değerini tamamen yitirdiği için “değersiz alacak” sayılıyor ve VUK’un 322. maddesi gereğince ilgili dönemde kayıtlardan çıkarılıyor. Vazgeçilmeyen kısım ise yeni bir vadeye bağlandığından, bu bölüm artık şüpheli alacak sayılmıyor. Tasdik edilen proje uyarınca şüpheli alacak niteliğini kaybeden bu tutarlar için daha önce ayrılmış karşılıkların da tasdik kararının ilan edildiği dönemde düzeltilmesi gerekiyor.
Bu düzenlemeler, konkordato sürecindeki şirketlerden alacaklı olan işletmelerin mali tablolarını doğru dönemlerde ve doğru tutarlar üzerinden düzenlemesi açısından büyük önem taşıyor. Özellikle geçici ve kesin mühlet dönemlerinin zamanlaması, davanın takibi, alacağın hangi aşamada olduğu ve konkordato kararının niteliği; şüpheli alacak karşılığının ayrılıp ayrılmayacağına doğrudan etki eden unsurlar olarak öne çıkıyor.





