Ekonomi Haber

Konkordato ile Vazgeçilen Alacaklarda Vergi Uygulaması

Konkordato ve sulh yoluyla tahsilinden vazgeçilen alacakların vergisel durumu netleşti. Üç yıllık fon süreci ve muhasebe esasları yeniden hatırlatıldı.

Abone Ol

Konkordato ve Sulh Yoluyla Vazgeçilen Alacakların Vergi Düzenlemesi Netleşti

Vergi Usul Kanunu’nun 324’üncü maddesi, konkordato ya da sulh yoluyla tahsilinden vazgeçilen alacakların nasıl değerlendirileceğini ayrıntılı şekilde düzenliyor. Buna göre, alacaktan gönüllü olarak vazgeçilmesi halinde borçlu işletme söz konusu tutarı özel bir karşılık hesabında izlemek zorunda kalıyor ve bu tutarın kapatılması için üç yıllık bir süre tanınıyor.

Yasa, vazgeçilen alacakları alacaklı açısından “değersiz alacak”, borçlu açısından ise “vazgeçilen alacak” olarak nitelendiriyor. Bu özel tanımlamanın amacı, borçluya finansal yapısını toparlayabilmesi için ek zaman tanımak. Buna göre borçlu işletme, alacaktan vazgeçildiği yılı izleyen üç yıl içinde zarar doğması halinde bu zararı söz konusu özel fondan mahsup edebiliyor. Üç yılın sonunda fon bakiyesinin kapatılamaması halinde tutar doğrudan gelir yazılıyor.

Danıştay kararları da bu uygulamayı destekliyor. Yüksek Mahkeme, farklı kaynaklardan doğan kârlarla mahsup yapılmasının mümkün olmadığını, önceliğin vazgeçilen alacaklardan oluşan fonun tüketilmesine verilmesi gerektiğini belirtiyor. Böylece kanun koyucunun öngördüğü denge korunmuş oluyor.

Vergi Usul Kanunu’na göre değersiz alacaklar için mahkeme kararı veya kanaat verici belge aranırken, vazgeçilen alacaklarda konkordato veya sulh anlaşması yeterli kabul ediliyor. Ancak bu belgelerin şekli bir evraktan ibaret olmaması, olayın bütün yönleriyle değerlendirilmesi gerektiği Hesap Uzmanları Kurulu’nun kararlarında da vurgulanıyor.

Örneğin ABC A.Ş.’nin, BCD A.Ş.’den olan 200.000 TL’lik alacağından noter huzurunda yapılan sulh protokolüyle vazgeçmesi halinde, bu tutar değersiz alacak kabul edilerek gelir tablosunda gider yazılabiliyor. Böylece hukuki sürecin doğrulanmasıyla birlikte, borçlunun finansal yükü azalırken alacaklı da vergisel açıdan doğru beyan yapmış oluyor.