Türkiye’de reel sektörün finansal dayanıklılığı son birkaç yıldır giderek zayıflıyor. Üretim maliyetlerindeki sert artış, işletme sermayesi ihtiyacının yükselmesi, finansmana erişimin zorlaşması ve geciken tahsilatlar birçok firmayı borçlarını çeviremez hâle getiriyor. Bu tablo, şirketleri konkordato sürecine başvurmaya zorlayan temel etkenlerden biri hâline geldi.
2018’den bu yana binlerce firma geçici koruma talep etse de, bu süreç her şirket için kalıcı bir çözüm sunmuyor. Koruma altında olmasına rağmen ticari faaliyetlerini sürdüremeyen yüzlerce işletme, iflas kararıyla piyasadan çekilmek zorunda kaldı. Bu durum, konkordato mekanizmasının tek başına yeterli olmadığını ve ekonomik daralmanın şirket bilançolarında derin yaralar açtığını ortaya koyuyor.
Özellikle inşaat ve tekstil sektörlerinin öne çıkması, hem finansman ihtiyacının yoğunluğunu hem de bu alanlardaki talep daralmasının etkilerini gözler önüne seriyor. Sermaye yoğun iş modellerine sahip bu sektörler, maliyet dalgalanmalarından en hızlı etkilenen alanlar olarak öne çıkıyor. Buna ek olarak metal ürünleri ve gıda gibi üretim zincirinin kritik halkalarında yer alan sektörlerde de riskin arttığı görülüyor.
Konkordato başvurularındaki yükselişin yanı sıra iflasa dönüşen dosyaların oranındaki artış, işletmelerin dayanma gücünün hızla azaldığını gösteriyor. Bu tablo, ekonomik sıkışıklığın firmalar üzerinde ne kadar ağırlaştığını ve pek çok işletmenin artık ayakta kalma mücadelesini kaybettiğini somut biçimde ortaya koyuyor.




