Türkiye’de yabancı iş gücünün yasal zeminde istihdam edilmesi 6735 sayılı Uluslararası İşgücü Kanunu çerçevesinde düzenlenmiştir. Bu kanuna göre, bir yabancının Türkiye’de çalışabilmesi için çalışmaya başlamadan önce Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı'ndan çalışma izni alması zorunludur. Ancak uygulamada bazı yabancıların bu izni almadan çalıştırıldığı görülmektedir. Bu durum “izinsiz çalışma” olarak tanımlanmakta ve hem yabancı hem de işveren açısından ciddi yaptırımlara neden olmaktadır.

Bu kapsamda, 23 Temmuz 2025’te yayımlanan ve 23 Ocak 2026'da yürürlüğe girecek olan “İzinsiz Çalıştığı İçin Haklarında Sınır Dışı Etme Kararı Alınan Yabancıların Çeşitli Masraflarının İşverenlerinden Tahsili Hakkında Yönetmelik”, önemli bir boşluğu doldurmayı hedeflemektedir. Yönetmeliğe göre, çalışma izni olmadan çalışan ve hakkında sınır dışı kararı alınan yabancıların Türkiye’de kaldıkları süre boyunca oluşan konaklama, sağlık giderleri ile ülkelerine dönüş masrafları kamu bütçesinden karşılanması hâlinde, bu bedeller artık işverenlerden tahsil edilecektir.

Tahsilat süreci ise net bir prosedüre bağlanmıştır. İl göç idaresi müdürlüğü, söz konusu masrafları işverene tebliğ eder; ödeme yapılmadığı takdirde ise bu borç 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun hükümleri uyarınca takip ve tahsil edilmek üzere vergi dairelerine bildirilir. Masraflar yalnızca yabancının değil, varsa eş ve çocuklarının da giderlerini kapsar.

Kira Gelirlerinde Emsal Bedel Uygulaması Nasıl İşliyor
Kira Gelirlerinde Emsal Bedel Uygulaması Nasıl İşliyor
İçeriği Görüntüle

Bu düzenlemeyle birlikte işverenler yalnızca idari para cezalarıyla değil, izinsiz istihdam ettikleri yabancıların doğrudan mali yükümlülükleriyle de karşı karşıya kalacaktır. Ayrıca, geri gönderme merkezlerinde kalış süresine bağlı olarak konaklama bedeli, sağlık harcamaları ve ulaşım masrafları da hesaplamaya dahil edilecektir.

Sonuç olarak, bu yeni yönetmelik hem kamu kaynaklarının korunması hem de yabancı iş gücünün denetimli ve yasal bir çerçevede istihdam edilmesini sağlamaya yöneliktir. İşverenler için ciddi mali ve hukuki riskler barındıran bu yeni dönem, yasal uyumluluğun ve iş gücü planlamasının yeniden gözden geçirilmesini zorunlu kılmaktadır.