Ekonomi Haber

Geri Kazanım Pazarı 2031’e Kadar 1,4 Milyar Dolara Ulaşacak

2021 verilerine göre pazarın %75’lik kısmını kara üstü projeler oluşturdu. Deniz üstü projeler de dikkat çekse de yüksek tuzluluk, depolama ve maliyet faktörleri büyümeyi sınırlıyor.

Abone Ol

Kimyasal Petrol Geri Kazanım Pazarı 2031’e Kadar 1,4 Milyar Dolara Ulaşacak

Küresel ölçekte kimyasal yöntemlerle petrol geri kazanımına yönelik pazarın 2021’de 900 milyon dolar seviyesinden, 2031 yılına kadar yıllık ortalama %4,6 büyüyerek yaklaşık 1,4 milyar dolara ulaşacağı tahmin ediliyor.

Raporlara göre, bu yöntemler özellikle olgunlaşmış sahalarda, geleneksel tekniklerle çıkarılamayan petrolün üretime kazandırılmasında öne çıkıyor. Polimer, yüzey aktif maddeler ve alkali enjeksiyonu gibi kimyasal uygulamalar, rezervuarlarda kalan petrolün daha verimli şekilde çıkarılmasına imkân sağlıyor.

2021 verilerine göre pazarın %75’lik kısmını kara üstü projeler oluşturdu. Deniz üstü projeler de dikkat çekse de yüksek tuzluluk, depolama ve maliyet faktörleri büyümeyi sınırlıyor.

Küresel talebin yaklaşık %40’ını karşılayan Kuzey Amerika, ABD’nin günlük 16,6 milyon varillik üretimiyle başı çekiyor. Asya-Pasifik bölgesinde günlük üretim 7,34 milyon varile ulaşırken Çin ve Hindistan ön plana çıkıyor. Avrupa’da ise Rusya kaynaklı arz sorunları, hükümetleri bu alanda yeni yatırımlara yöneltiyor.

Sektörün önemli aktörleri arasında ExxonMobil, BP, Shell, Sinopec, BASF, Chevron, Baker Hughes, Lukoil ve Petrobras gibi şirketler bulunuyor.

Uzmanlara göre, kimyasal geri kazanım teknikleri enerji güvenliği açısından fırsatlar sunarken, yüksek maliyetler, çevresel riskler ve karbondioksit bazlı alternatiflerle rekabet sektörün önündeki en büyük zorluklar arasında yer alıyor.

Pazar; petrol bazlı, biyobazlı ve su bazlı kimyasalların yanı sıra polimerler, jeller, biyopolimerler ve alkaliler gibi ürünlere ayrılıyor. Kara ve deniz üstü uygulamalar ise farklı jeolojik koşullara göre şirketlerin stratejilerini şekillendirmesine imkân tanıyor.

Uzmanlara göre, büyümenin temelinde yeni sahalardan ziyade mevcut rezervuarlardan daha fazla petrol üretimine odaklanan geçiş stratejisi yatıyor.