Ekonomi Haber

Devir ve Birleşmelerde KDV İncelemesi Şirketleri Zorluyor

7425 sayılı Kanun’la 2024 yılında yapılan düzenleme, “zombi şirketler” olarak bilinen, yüksek devreden KDV ve geçmiş yıl zararı bulunan şirketlerdeki usulsüzlükleri engellemeyi amaçlıyordu.

Abone Ol

Devir ve Birleşmelerde KDV İncelemesi Şirketleri Zorluyor

7425 sayılı Kanun’la 2024 yılında yapılan düzenleme, “zombi şirketler” olarak bilinen, yüksek devreden KDV ve geçmiş yıl zararı bulunan şirketlerdeki usulsüzlükleri engellemeyi amaçlıyordu. Ancak düzenleme, yalnızca bu şirketleri değil, tüm devir, birleşme ve tür değişikliği işlemlerini etkileyerek KDV indiriminde yeni bir süreç başlattı.

Yeni uygulamaya göre, bu işlemler sonucu oluşan devreden KDV’ler, yalnızca vergi incelemesi sonucunda indirilebilecek. İnceleme süresi herhangi bir zamanaşımıyla sınırlandırılmadığı için birçok şirketin KDV indirimleri uzun süre askıda kalıyor.


İnceleme Süreci Nasıl İşliyor?

  • Şirketlerin devreden KDV’yi indirime konu edebilmesi için bağlı oldukları vergi dairesine dilekçe vererek inceleme talebinde bulunması gerekiyor.

  • Vergi incelemesi tamamlanıp rapor vergi dairesi kayıtlarına geçtiğinde, belirlenen tutar ilgili dönemin KDV beyannamesinde indirilebiliyor.

  • İnceleme süresiyle ilgili yasal bir sınır bulunmaması, bazı işlemlerde bir yılı aşkın bekleme sürelerine yol açıyor.


Sektörden Gelen Tepkiler

Şirketler, inceleme süreçlerinin uzunluğundan dolayı KDV indiriminde ciddi gecikmeler yaşandığını belirtiyor. Mali uzmanlar, sorunun çözümü için şunları öneriyor:

  • Yeminli mali müşavir (YMM) raporlarıyla inceleme sürecinin hızlandırılması.

  • Teminat karşılığı KDV indirimine izin verilmesi ve inceleme sonrası teminatın çözülmesi.

  • En azından tür değişikliği işlemlerinin bu kapsamdan çıkarılması.


Amaç Usulsüzlükleri Önlemek

Düzenlemenin ana hedefi, devreden KDV’nin sahte veya fiktif işlemlerle kullanılmasının önüne geçmek. Ancak uzmanlar, iyi niyetli mükelleflerin mağduriyet yaşamaması için düzenlemeye ek süre kısıtları ve alternatif yöntemlerin getirilmesi gerektiğini vurguluyor.