Batı’da Yükselen Borçlar Yeni Kriz Alarmı Veriyor
Gelişmiş ülkelerde kamu borçlarının hızla artması, ekonomik büyümenin zayıf seyretmesi ve reformların gecikmesi, yeni bir borç krizine dair kaygıları artırıyor. Tahvil piyasalarında dalgalanmalar yaşanırken, yatırımcıların güveni giderek sarsılıyor.
Artan faiz yükü, yaşlanan nüfus nedeniyle yükselen sağlık giderleri, savunma harcamaları ve iklim kaynaklı ekonomik kayıplar mali baskıları daha da artırıyor. Popülizm ve siyasi belirsizlikler ise hükümetlerin borç sorununa yönelik gerekli adımları atmasını zorlaştırıyor.
IMF’nin analizine göre küresel kamu borcunun bu yıl GSYH’ye oranı %95’i aşacak. Kötü senaryoda 2027’de oran %117’ye çıkarak 2. Dünya Savaşı sonrası en yüksek seviyeye ulaşabilir. OECD verileri de devlet tahvil ihraçlarının bu yıl 17 trilyon dolarla rekor kıracağını ortaya koyuyor.
ABD, Fransa, İngiltere, İtalya, Japonya gibi büyük ekonomiler en riskli ülkeler arasında yer alıyor. ABD’nin 37 trilyon doları aşan borcu, Japonya’nın GSYH’sinin %235’ine ulaşan kamu borcu ve Fransa’daki siyasi kriz, piyasaların başlıca kaygı noktaları. Almanya görece düşük borç oranına sahip olsa da dev altyapı ve savunma yatırımları nedeniyle uzun vadede borç baskısı artıyor.
Uzmanlar, sürdürülemez borç seviyelerinin hem merkez bankalarının bağımsızlığını zorlayacağını hem de küresel ölçekte yeni bir finansal kriz riskini tetikleyebileceğini vurguluyor.