Türkiye’den akademik dünyaya yansıyan yeni bir çalışma, şirketler topluluğunda transfer fiyatlandırması ve “hazine zararı” kavramını yeniden tartışmaya açtı. Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden Dr. Öğr. Üyesi Mert Silahşör’ün kaleme aldığı makale, topluluk içi işlemlerin vergisel sonuçlarını mevcut mevzuat ve yargı kararları ışığında analiz ediyor.
Çalışmada, transfer fiyatlandırmasına ilişkin temel çerçevenin 5520 sayılı Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 13. maddesi, ikincil düzenlemeler ve OECD’nin BEPS 13 Eylem Planı ile şekillendiği vurgulanıyor. “İlişkili kişi”, “emsallere uygunluk ilkesi” ve “peşin fiyatlandırma anlaşmaları” sistemin ana eksenini oluştururken, şirketler topluluğunda bu kuralların tek başına yeterli olmadığı savunuluyor.
Makalede özellikle “hazine zararı” şartının, grup içi işlemlerin vergisel değerlendirilmesinde belirleyici rol oynadığı belirtiliyor. Danıştay kararlarıyla da desteklenen bu yaklaşım, holding ve bağlı şirketlerin ekonomik bütünlük içinde değerlendirilmesi gerektiğini, özün şekle üstünlüğü ilkesinin vergilendirmede daha güçlü uygulanması gerektiğini ortaya koyuyor.
Yazar, yurt içi şirketler topluluğunda yapılan işlemlerde kazanç grup içinde kaldığı sürece ek vergi tarhiyatı yapılmamasını, hatta matrah birleşimi gibi toplu vergilendirme modellerinin tartışmaya açılmasını öneriyor. Böyle bir sistemin hem mükelleflerin transfer fiyatlandırması kaynaklı belirsizliklerini azaltacağını hem de vergi idaresinin denetim yükünü daha yönetilebilir hale getireceğini savunuyor.
Çalışma, şirketler topluluğunda transfer fiyatlandırmasının klasik “bağımsız şirket” mantığıyla ele alınmasının ekonomik gerçeklikle her zaman örtüşmediğine dikkat çekiyor ve topluluk yapısına özgü özel bir vergisel çerçevenin kaçınılmaz hale geldiğini vurguluyor.




