Kurumlarda Kâr Payı Dağıtımında Yeni Dönem Başladı

Şirketlerin yıl sonu kâr payı işlemleri gündemdeki yerini koruyor. Tam mükellef kurumlarda kâr payı dağıtımı, yeni düzenlemelerle birlikte hem kurumlar hem de bireysel ortaklar açısından farklı vergisel sonuçlar doğuruyor.

Kâr Payı Dağıtımında Yeni Kurallar

Tam mükellef bir kurumun elde ettiği kâr, başka bir tam mükellef kuruma aktarıldığında stopaj uygulanmıyor. Bu durumda, Kurumlar Vergisi Kanunu’nun 5/1-a maddesi gereği istisna hükümleri devreye giriyor.

Ancak dar mükellef kurumlara yapılan ödemelerde durum farklı. Eğer kurumun Türkiye’de daimi temsilcisi varsa, stopaj uygulanmadan işlem yapılabiliyor. Temsilcisi yoksa, KVK 30. maddeye göre vergi kesintisi zorunlu hale geliyor.

Gerçek Kişilere Dağıtımda Vergi Kesintisi

Kâr payını elde eden taraf gerçek kişi olduğunda, %15 oranında gelir vergisi stopajı uygulanıyor.
Tam mükellef gerçek kişiler için GVK 75. madde esas alınırken, dar mükellef gerçek kişiler için GVK 94/6-b-i kapsamında kesinti yapılıyor.

Ayrıca, bireylerin elde ettiği kâr paylarının yarısı gelir vergisinden istisna tutuluyor. Bu uygulama, yatırımcıların temettü gelirlerinde önemli bir vergi avantajı sağlıyor.

Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler Nedir? Vergide Riskli Kalemler Açıklandı
Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler Nedir? Vergide Riskli Kalemler Açıklandı
İçeriği Görüntüle

Kâr Payı Sermayeye Eklenirse Vergi Yok

Kârın ortaklara dağıtılmayıp sermayeye eklenmesi halinde ise bu işlem kâr dağıtımı sayılmıyor.
Dolayısıyla, bu durumda herhangi bir vergi kesintisi yapılmıyor.
Uzmanlara göre bu yöntem, şirketlerin özkaynaklarını güçlendirmeleri açısından avantaj yaratıyor.

Kamu ve Vergi Muaf Kurumlar İçin Farklı Uygulama

Vergi veya kurumlar vergisinden muaf kurumlar ile kamu tüzel kişiliklerine yapılan kâr payı ödemelerinde stopaj uygulanmıyor.
Ancak bu kurumların elde ettiği gelir, kendi özel mevzuatlarına göre ayrıca vergilendirilebiliyor.

Yönetim Kurulu Üyelerine Ödenen Huzur Hakları

Kâr payı dışında, yönetim kurulu üyelerine ödenen huzur hakkı ve diğer kazançlar da “ücret” kapsamında değerlendiriliyor.
Bu ödemeler gelir vergisine tabi olup, asgari ücret istisnası dışında kalan tutarlar vergilendiriliyor.