Güncel haberler

KURGAN Rehberiyle Yeni Dönem: Mükellef Ne Yapmalı?

KURGAN Rehberi’ne göre düzeltme yapmayan mükellefler doğrudan savcılığa sevk edilmeyecek; kast incelemesi 13 kritere göre yapılacak.

Abone Ol

KURGAN Rehberi Yayımlandı: Yeni Dönemde Mükellef Ne Yapmalı?

Hazine ve Maliye Bakanlığı, son haftalarda birçok mükellef ve mali müşavire gönderilen KURGAN bildirimleriyle oluşan belirsizlikleri gidermek amacıyla önemli bir adım attı.
“Sahte Belge ile Mücadele Stratejisi ve KURGAN Mükellef ve Meslek Mensupları Rehberi” başlıklı doküman 1 Ekim 2025’te yayımlandı. Rehber, hem sistemin nasıl çalıştığını hem de mükelleflerin bu yazılara nasıl yanıt vermesi gerektiğini ayrıntılı şekilde açıklıyor.


KURGAN Sistemi Nasıl İşliyor?

Rehbere göre KURGAN, işletmelerin gerçekleştirdiği her mal veya hizmet alım-satımını tekil işlem bazında analiz ediyor.
Sistem, e-fatura, e-defter, banka hareketleri ve kamu veritabanları gibi çok sayıda kaynaktan aldığı bilgileri birleştirerek her işlem için risk puanı oluşturuyor.

Burada dikkat çeken nokta şu:
Sistem mükelleflere değil, işlemlere puan veriyor.
Yani “riskli mükellef” ya da “sahte belge düzenleyici” gibi doğrudan sınıflandırmalar yapılmıyor; sadece belirli işlemler riskli bulunarak mükelleften açıklama isteniyor.

Gönderilen KURGAN yazıları da herhangi bir ceza kararı içermiyor; yalnızca ön uyarı ve bilgilendirme niteliği taşıyor.
Mükelleflerin vereceği yanıtlar, daha sonra sistemin kendi analiz sürecine yeniden dahil ediliyor.


Bildirim Alan Mükellefler Ne Yapmalı?

KURGAN yazısı alan mükelleflerin ilk adımı, bildirilen işlemleri dikkatle incelemek olmalı.
Eğer Vergi İdaresi’nin değerlendirmesiyle aynı sonuca varılırsa, düzeltme beyannamesi verilerek durum yazılı biçimde idareye bildirilmeli.

Buna karşılık mükellef işlemin riskli olmadığını düşünüyorsa, bu görüşünü destekleyen belge ve kanıtları sunarak açıklama yapmalı.
Verilen yanıtların satıcı nezdindeki denetimlerde de kullanılabileceği unutulmamalı.

Rehbere göre bu yazılar, mali müşavirlerden doğrudan bilgi talebi içermiyor; yalnızca mükellefleri bilgilendirmeleri bekleniyor.


“Düzeltme Yapmayan Savcılığa mı Sevk Edilecek?”

Hazine ve Maliye Bakanlığı, bu soruya net yanıt verdi:
Her mükellefin düzeltme yapmaması, otomatik olarak suç duyurusuna neden olmayacak.

Bakanlık açıklamasında, “bilerek sahte belge kullanmanın esas, bilmeden kullanmanın istisna” olduğu vurgulanarak, yalnızca kasten sahte belge kullanan mükellefler hakkında suç duyurusuna gidileceği belirtildi.

Bu değerlendirmelerde, Vergi Usul Kanunu’nun 306 sıra numaralı Genel Tebliği’nde yer alan 13 ölçüt esas alınacak.


İncelemelerde Dikkate Alınacak 13 Kriter

Vergi müfettişleri, sahte belge kullanımıyla ilgili olası suç duyurularında şu kriterleri tek tek analiz edecek:

  1. Düzenleyici hakkında geçmişte hazırlanmış vergi tekniği raporu bulunup bulunmadığı,

  2. Belge konusu mal veya hizmetin mükellefin faaliyet alanına uygunluğu,

  3. Belge tutarının mali tablolardaki oranı,

  4. Alıcı ile satıcı arasındaki ilişki veya aynı mali müşavir bağlantısı,

  5. Sektör ortalamalarına göre beyan edilen vergi ve kârlılık oranı,

  6. Sahte belge alınan mükellef sayısı,

  7. Depolama ve stok kapasitesinin yeterliliği,

  8. Taşıma ve sevk belgelerinin doğruluğu,

  9. Ödeme yöntemleri ve banka hareketlerinin tutarlılığı,

  10. Önceki yoklama kayıtları,

  11. Önceki inceleme raporları ve sahte belge geçmişi,

  12. Ortak veya yöneticilerin ilişkili firmalarla bağlantısı,

  13. Belge düzenleme ve e-imza tarihleri arasındaki tutarlılık.

Bu kriterler, mükellefin kasıtlı hareket edip etmediğinin belirlenmesinde temel ölçüt olarak kullanılacak.


Yeni Dönem: Dijital Denetim Derinleşiyor

Uzmanlara göre KURGAN sistemi artık yalnızca sahte belge taramalarıyla sınırlı kalmayacak.
Vergi Usul Kanunu’na eklenmesi beklenen 140/A maddesi ile birlikte, “vergi kaçakçılığı soruşturmaları” süreci de gündeme gelebilir.
Bu gelişme, dijital denetimin artık cezai boyuta da taşınabileceği anlamına geliyor.

Yeni sistem, kayıt dışı ekonomiyle mücadelede önemli bir rol üstlenirken, aynı zamanda mükelleflerin kendi risk farkındalıklarını artırmalarına da katkı sağlayacak.
Yetkililere göre hedef; cezalandırma değil, dijital çağın gereklerine uygun, şeffaf ve öngörülebilir bir denetim modeli oluşturmak.