Konkordato Başvurularında Mali Belgeler ve Denetim Süreci Değişti

Şirketlerin finansal kriz dönemlerinde borçlarını yapılandırarak ticari faaliyetlerini sürdürebilmek adına başvurduğu konkordato mekanizmasında kurallar baştan aşağı güncellendi. 13 Mayıs 2026 tarihli ve 33252 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Yönetmelik değişikliği; başvuru dosyasında sunulacak mali tablolardan kullanılacak finansal raporlama standartlarına, makul güvence veren denetim raporlarından KGK’ya yapılacak bildirim sürelerine kadar pek çok hayati noktayı yeniden kurguladı.

Resmî Gazete'de yayımlandığı an itibarıyla yürürlüğe giren bu düzenleme; konkordato hazırlığı yapan borçlu şirketler açısından muhasebe kayıtlarının başvuru öncesinde çok daha hassas bir süzgeçten geçirilmesini zorunlu kılarken, bağımsız denetim kuruluşları üzerindeki idari ve cezai sorumluluğu da ciddi oranda artırıyor.

İşte konkordato sürecindeki şirketleri, mali müşavirleri, avukatları ve bağımsız denetçileri yakından ilgilendiren yeni dönemin tüm detayları:

Şirketin Türüne Göre Finansal Raporlama Standartı Esas Alınacak

Değişikliğin en kritik başlıklarından biri, konkordato başvurusunda kullanılacak finansal raporlama çerçevesinin net bir çizgiyle sınırlandırılması oldu. Artık borçlu her şirketin standart bir vergi bilançosuyla mahkeme kapısını çalması dönemi tamamen kapandı.

Yönetmelik uyarınca finansal tablolar borçlunun hukuki statüsüne göre şu standartlara uygun hazırlanmak zorunda:

  • Bağımsız Denetime Tabi Şirketler: Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) düzenlemeleri doğrultusunda uyguladıkları TFRS / TMS (Türkiye Muhasebe Standartları) ilkelerini esas alacak.

  • Bağımsız Denetime Tabi Olmayan Tüzel Kişi Tacirler: Finansal tablolarını BOBİ FRS (Büyük ve Orta Boy İşletmeler için Finansal Raporlama Standardı) kurallarına göre kurgulayacak.

  • Diğer Borçlular: Vergi Usul Kanunu (VUK) ve ilgili vergi mevzuatı çerçevesinde tablolarını oluşturacak.

Bu ayrım, mahkemeye sunulacak finansal verilerin yalnızca rakamsal doğruluk taşımasının yeterli olmadığını; doğrudan şirketin tabi olduğu standartlara göre doğru sınıflandırılması gerektiğini gösteriyor.

SGK İşten Çıkış Koduna Göre Kıdem Tazminatı Alınır mı?
SGK İşten Çıkış Koduna Göre Kıdem Tazminatı Alınır mı?
İçeriği Görüntüle

Makul Güvence Denetim Raporu İki Nüsha Olarak Sunulacak

Konkordato talebinin omurgasını oluşturan ve borçlunun hazırladığı iyileştirme projesinin (konkordato teklifinin) uygulanabilirliğini, kaynaklarının yeterliliğini objektif olarak ölçen "Makul Güvence Veren Denetim Raporu" ile ilgili usul kuralı da yenilendi.

Yönetmeliğin 5. maddesinde yapılan düzenlemeyle, başvuru dilekçesine bu raporun fiziki olarak iki nüsha halinde eklenmesi zorunlu kılındı. Mahkemenin geçici mühlet kararı verirken en çok dikkate aldığı bu belgenin; şirketin gerçek ve güncel muhasebe verileri üzerine inşa edilmiş olması, davanın seyri açısından hayati önem taşıyor.

Mali Belgelerde "90 Günlük" Tazelik Şartına Dikkat!

Konkordato talebinde bulunan ve defter tutmakla yükümlü olan borçluların mahkeme dosyasına koymak zorunda olduğu mali belgeler oldukça kapsamlı bir envanter gerektiriyor. Üstelik bu belgelerin geçerliliği için çok sıkı zaman kısıtlamaları uygulanıyor:

  • Ana Finansal Tablolar: Son bilanço, gelir tablosu ve nakit akış tablosunun ait olduğu hesap dönemi kapanışının üzerinden en fazla 1 takvim yılı geçmiş olması şartı aranıyor.

  • Ara Bilanço ve Detay Cetveller: İşletmenin devamlılığı esasına göre hazırlanan ara bilanço, aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden hazırlanan ara bilanço, duran varlık listeleri, tüm borç ve alacakları vadeleriyle gösteren detaylı yaşlandırma tabloları ile e-Defter berat bilgilerinin mahkemeye başvuru tarihinden en fazla 90 gün öncesine ait olması gerekiyor.

Günü geçmiş, 90 günlük tazelik sınırını aşmış veya e-Defter beratlarıyla uyuşmayan evraklarla yapılan başvurular, geçici mühlet dahi alınamadan mahkemelerce reddedilme riski taşıyor.

Denetim Kuruluşları İçin Bildirim Süresi 60 Günden 30 Güne İndi

2026 yönetmelik değişikliği, bağımsız denetim şirketlerinin operasyonel süreçlerini ve iç takip mekanizmalarını baştan aşağı değiştiriyor.

Eski uygulamada, konkordato denetimi amacıyla imzalanan sözleşme ve hazırlanan makul güvence raporunun KGK'ya bildirilmesi için borçlunun mahkemeye başvurduğu tarihten itibaren 60 günlük bir süre tanınıyordu. Yeni düzenlemeyle bu sistem tamamen lav edildi. Artık bağımsız denetim kuruluşunun, konkordato denetimine ilişkin sözleşme ve raporu imza tarihinden itibaren en geç 30 gün içinde KGK’ya bildirmesi zorunlu.

Üstelik KGK tarafından yapılan resmi duyuruda; bu 30 günlük sürenin borçlu şirketin mahkemeye konkordato başvurusunda bulunup bulunmadığına bakılmaksızın, sadece sözleşme ve raporun imza tarihi esas alınarak işletileceği vurgulandı.

Bildirimi Yaptırmayan Denetçiye İdari Para Cezası ve Uyarı

Kamu Gözetimi Kurumu, 30 günlük bildirim kuralının ihlal edilmesine karşı oldukça sert yaptırımları devreye sokacağını açıkladı.

Sözleşme ve rapor bildirimlerini zamanında, eksiksiz ve doğru şekilde yerine getirmeyen bağımsız denetim kuruluşları; Bağımsız Denetim Yönetmeliği hükümleri uyarınca doğrudan uyarı yaptırımıyla karşılaşacak. Bununla da kalınmayıp, ilgili mevzuat çerçevesinde her bir sözleşme ve her bir rapor için ayrı ayrı idari para cezaları kesilecek.

Süreçteki şeffaflığı artırmak adına mahkemelere de sorumluluk yüklendi. Dava açıldıktan sonra denetim raporlarının bir örneği, Mahkeme Yazı İşleri Müdürlüğü tarafından da gecikmeksizin doğrudan KGK’ya iletilecek.

Konkordato Masası Masa Başında Değil, Defter Kayıtlarında Kurulur

Yeni mevzuat ve sıkılaşan denetim kuralları açıkça ortaya koymaktadır ki; konkordato süreci kriz anında alelacele avukat bürolarında hazırlanabilecek birkaç dilekçeden ibaret değildir.

Alacakların gerçekten tahsil edilebilir olup olmadığı, duran varlıkların güncel ekspertiz değerleri, borçların vade yapısı, cari hesap ve banka mutabakatları ile e-Defter kayıtlarının nizami tutulması sürecin başarısını belirler. Muhasebe kayıtlarındaki pürüzleri temizlemeden, geçmiş dönem hatalarını düzeltmeden ve doğru finansal raporlama standardını seçmeden girilen bir konkordato süreci; şirketler için kurtuluş reçetesi olmak yerine telafisi imkansız bir iflas riskini beraberinde getirecektir.