Sürdürülebilirlik Raporlamasında Yeni Dönem: KGK’nın TSRS Düzenlemeleri Şirketleri Nasıl Etkileyecek?
Türkiye’de sürdürülebilirlik raporlamasının yasal ve kurumsal altyapısı son yıllarda önemli ölçüde güçlendi. Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu (KGK) tarafından Uluslararası Sürdürülebilirlik Standartları Kurulu (ISSB) standartları esas alınarak oluşturulan Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartları (TSRS), şirketlerin finansal raporlamanın yanında sürdürülebilirlikle bağlantılı risk ve fırsatlarını da sistematik biçimde açıklamasını öngörüyor.
ISSB Standartları Türkiye İçin Temel Alındı
KGK, Türkiye Sürdürülebilirlik Raporlama Standartlarının uluslararası dayanağı olarak IFRS Vakfı bünyesinde faaliyet gösteren ISSB tarafından yayımlanan standartları benimsedi. Bu kapsamda IFRS S1 ve IFRS S2, Türkiye’de sırasıyla TSRS 1 ve TSRS 2 olarak mevzuata kazandırıldı.
TSRS 1, işletmelerin sürdürülebilirlikle ilgili finansal risk ve fırsatlarını açıklamasına yönelik genel hükümleri düzenlerken; TSRS 2 özellikle iklimle bağlantılı risk, fırsat ve açıklamalara odaklanıyor.
Bu yapı sayesinde sürdürülebilirlik raporlamasının yalnızca çevresel faaliyetlerin anlatıldığı bir kurumsal iletişim çalışması olmaktan çıkarak yatırımcıların ve diğer finansal tablo kullanıcılarının kararlarını etkileyebilecek bilgilerin raporlandığı bir sisteme dönüşmesi hedefleniyor.
Raporlamada Dört Temel Alan Öne Çıkıyor
TSRS kapsamında hazırlanacak sürdürülebilirlik açıklamalarında dört temel yapı öne çıkıyor: yönetişim, strateji, risk yönetimi ile metrik ve hedefler. KGK ayrıca raporların faaliyet raporu, sürdürülebilirlik raporu, entegre rapor gibi farklı kurumsal raporların içerisinde veya ayrı şekilde sunulabileceğini belirtiyor.
Bu yaklaşım şirketlerin iklim ve sürdürülebilirlik konularını yalnızca sosyal sorumluluk kapsamında değil, işletmenin finansal geleceğini etkileyebilecek unsurlar olarak değerlendirmesini gerektiriyor.
Belirli İşletmeler İçin Raporlama Zorunlu
Türkiye'de zorunlu sürdürülebilirlik raporlaması 1 Ocak 2024 tarihinde başlayan hesap dönemlerinden itibaren uygulanmaya başladı. KGK'nın güncel açıklamasına göre Kurul Kararında sayılan şirketlerden aktif toplamı 500 milyon TL, yıllık net satış hasılatı 1 milyar TL ve çalışan sayısı 250 kişi ölçütlerinden en az ikisini art arda iki raporlama döneminde aşanlar zorunlu raporlama kapsamına giriyor. Bankalar açısından ise belirli istisnalar dışında eşik değer uygulanmıyor.
Kapsam dışında kalan işletmelerin ise gönüllü olarak TSRS'ye uygun sürdürülebilirlik raporlaması yapabilmesi mümkün.
Muhasebe ve Finans Birimlerinin Rolü Artıyor
Yeni yapı özellikle muhasebe, finans, iç kontrol, risk yönetimi ve bağımsız denetim süreçleri açısından önemli sonuçlar doğuruyor. Şirketlerin finansal verilerinin yanı sıra sürdürülebilirlik ve iklim risklerine ilişkin ölçülebilir veriler üretmesi, bunların kontrol edilebilir şekilde kayıt altına alınması ve raporlama sistemleriyle ilişkilendirilmesi gerekiyor.
Bu nedenle TSRS uygulamalarının yalnızca sürdürülebilirlik departmanlarının sorumluluğunda değerlendirilmemesi önem taşıyor. Finansal raporlama ile sürdürülebilirlik bilgilerinin giderek birbirine yaklaşması, özellikle mali işler ve muhasebe birimlerini sürecin önemli aktörlerinden biri haline getiriyor.
KGK'nın TSRS'ye ilişkin düzenlemeleri ve sonrasında sürdürülebilirlik güvence denetimine yönelik oluşturulan mevzuat altyapısı da raporlanan bilgilerin yalnızca açıklanmasını değil, güvenilirliğinin sağlanmasını hedefleyen daha kapsamlı bir sisteme geçildiğini gösteriyor.
Türkiye'nin ISSB temelli modeli, şirketlerin uluslararası yatırımcılar tarafından daha kolay karşılaştırılabilmesi açısından da önem taşıyor. KGK, TSRS'nin ISSB standartlarıyla tam uyumlu olduğunu ve bu doğrultuda hazırlanan raporların uluslararası karşılaştırılabilirliğe sahip olduğunu belirtiyor.