İşe İade Kararlarında SGK Düzenlemeleri

Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler Nedir? Vergide Riskli Kalemler Açıklandı
Kanunen Kabul Edilmeyen Giderler Nedir? Vergide Riskli Kalemler Açıklandı
İçeriği Görüntüle

İşe iade davalarında işçiye ödenen ücret ve primlerin Sosyal Güvenlik Kurumuna (SGK) bildirilmesi, prim belgelerinin düzenlenmesi ve işten ayrılış bildirgeleri özel kurallara tabidir. Bu yükümlülüklere uyulmaması durumunda işverenler idari ve mali yaptırımlarla karşılaşabiliyor.

Normal şartlarda işverenler, çalıştırdıkları sigortalılara ilişkin prim ve hizmet bilgilerini takip eden ayın 26’sına kadar SGK’ya iletmek, primleri ise aynı ayın sonuna kadar ödemek zorundadır. Ancak işe iade davalarıyla ilgili süreçlerde bu süreler farklı işliyor.

İş Güvencesi ve Prim Yükümlülüğü
İş Kanunu’na göre iş mahkemelerince verilen işe iade kararları sonucunda, işçiye ödenen en fazla dört aylık ücret ve diğer haklar prime tabidir. Buna karşılık, işçiye ödenen iş güvencesi tazminatı prime esas kazanç kapsamında değerlendirilmiyor.

Ek Prim Belgeleri ve Uygulamalar
SGK, işverenlerin geriye dönük bildirimlerini iki ayrı senaryoya göre değerlendiriyor:

  • İşçi işe başlatılırsa: İşverenin davete ilişkin tebligatın alındığı tarihi takip eden ayın 26’sına kadar ek prim belgesi vermesi ve ay sonuna kadar primleri ödemesi gerekiyor. Bu durumda ceza uygulanmıyor.

  • İşçi işe başlatılmazsa: İşçinin başvuru tarihine göre yine aynı sürelerde belge verilmesi ve primlerin ödenmesi gerekiyor.

Her iki durumda da, sürelere uyulması halinde idari para cezası, gecikme cezası veya zammı uygulanmıyor.

İşten Ayrılış Bildirgesi
Mahkeme kararıyla fesih geçersiz hale geldiği için ilk işten çıkış bildirgesi iptal edilmiş sayılıyor. Bu nedenle işçiye ilişkin yeni bir işten ayrılış bildirgesi düzenlenmesi gerekiyor. Bildirgenin, işçinin işverene başvurusunun alındığı tarihi takip eden ay sonuna kadar verilmesi halinde yasal sürede işlem yapılmış sayılıyor.


İşe iade davaları yalnızca iş hukukunu değil, SGK uygulamalarını da doğrudan etkiliyor. Boşta geçen dört aylık sürenin çalışılmış gibi kabul edilmesi işçinin sosyal güvenlik haklarını korurken, işverene geriye dönük prim ödeme yükümlülüğü getiriyor. Bu nedenle işverenlerin özel süreleri dikkate alması, cezai yaptırımlardan kaçınmaları açısından büyük önem taşıyor.